Barış ve Demokrasi Partisi

Archive for the ‘Halklar, Diller, İnançlar’ Category

ank-26-05-13-konferans-son2

25-26 Mayıs tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen “Demokrasi ve Barış Konferansı”nın sonuç bildirgesinin tamamını paylaşıyoruz: 

Müzakere sürecini, Kürt sorununda çözüm ve barışla taçlandırmak için yapılması gerekenleri değerlendirmek amacıyla toplanan ‘Demokrasi ve Barış Konferansı’nda, Türkiye’deki farklı kesimler bir araya geldik.

Konferans’ta buluşan biz Aleviler, Ermeniler, Süryaniler, Kürtler, Türkler, Sünniler, Araplar, Romanlar; bir başka deyişle bu ülkenin farklı halkları ve inanç grupları, inançsızları, aydınları, akademisyenleri, gençleri, kadınları, LGBT’lileri, emekçileri, sendikacıları, siyasi parti ve grupları, başlatılan müzakereleri doğru bir yönde ilerletmek, kalıcı bir barışı tesis etmek, hepimizin hak ve özgürlüklerini kapsayacak eşit ve ortak bir demokratik gelecek kurmak için birlikte hareket etmeye, çözüm inisiyatifini geliştirmeye ve toplumsallaşan bir barış hareketini örmeye karar verdik. Yazının devamını oku »

Reklamlar


aydınlar-1024x571

Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak’ın da konuşmacı olarak katılacağı Demokrasi ve Barış Konferansı 25-26 Mayıs’da Ankara’da. 

MAYIS 2013 DEMOKRASİ VE BARIŞ KONFERANSI ÇAĞRICILARI

25-26 Mayıs 2013 tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek olan, Yaşar Kemal – Tarık Ziya Ekinci – Vedat Türkali – Orhan Pamuk – Murathan Mungan – Rakel Dink – Prof. Dr. Yakın Ertürk – Prof. Dr. İoanna Kuçuradi – Prof. Dr. Gençay Gürsoy – Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve Arif Sağ’ınçağrıcısı olduğu ‘Demokrasi ve Barış Konferansı yarın başlıyor. Yazının devamını oku »

Below is the letter of imprisoned BDP MP, Faysal Sarıyıldız, who has been on hunger strike in Diyarbakır D Type Prison since October 15, 2012. The original piece was published in the daily Ozgur Gundem on 15th of November:

The hunger strike initiated by the Kurdish political prisoners on September 12th is not in conflict with existing laws, but puts forth two legitimate demands which are key to solving the Kurdish problem. I got involved in the strike on its 34th day, at a time when merely watching those on strike became unbearable. In the current stage of the hunger strike, weight loss has become evident, the skin has taken on the colour of a straw paper, the cheeks have collapsed inward, and the eye sockets have sunken. However, it is also a stage when the understanding, morale and consciousness of those who resist have reached their peak. Yazının devamını oku »

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde tutsak olan Şırnak Milletvekilimiz Selma Irmak’ın mektubunu paylaşıyoruz:

Sonbaharın en dingin en durgun demlerini yaşıyoruz. Sarmaşığımızın sararan yaprakları kendini usul usul boşluğa bırakmakta… Doğa huzurlu bir sesizliğe hazırlanmakta… Oysa cehennemin yüreğinde yaşıyor gibi bir hisle kavruluyoruz. Hergün başka bir söylemle irkiliyor, dehşet verici sözlerle sarsılıyoruz. Körleşen vicdanları insanlığımız acıyarak izliyoruz.

12 Eylül tarihinden beridir devam eden açlık grevleri en kritik sürecini çoktan geride bıraktı. Günlerdir adeta kızdırılmış bir sacın üzerinde yürüyor, bir ateş hattından geçiyoruz. Hükümetin başı tarafından fütursuzca sarfedilen sözler, bu ateşe benzin dökmekte, harlanmaktadır. Adalet Bakanı ‘ya hayırlı bir söz söyleyin ya da susun, söz orucuna girin’ demişti. Bunu en çok başbakana söylemek gerekiyor sanırım. Başbakan söylemleriyle, kutuplaştıranı ayrıştıran bir tutum sergiliyor. Çözüm değil, ölümü davet ediyor. Açlık grevlerini değerledirme biçimi vicdansızlık sınırlarını çoktan aşmış durumda. Her durumdan kendine pay çıkaran, politik bir çıkar elde etme gayretinde olan Başbakanın bir zamanlar bir ‘dava’ insanı olduğu, zalime karşı mazlumun yanında yer almayı emreden idealin sahibi bir insan olduğuna kim inanır? Sık sık andığı Şeyh Edebali’nin sözlerini düstur edinmesi şöyle dursun, kemiklerini sızlatan pratikleri hangi ruh haliyle açıklanabilir? Yazının devamını oku »

We are sharing the letter of our hunger strike activist deputy Adil Kurt.

I am writing this letter on the 61st day of the indefinite hunger strike started by Kurdish political prisoners.

I don’t know in which day you will be reading this. To make things easier for you, I will state the day and hour that I write this letter. November 11, 2012, around 21.00. Diyarbakır…

What I feel now is not the feeling of a member of parliament.

I will try to express my sentiments as a Kurd who has lived in the famous Kato region of Hakkâri and used to think himself as the happiest person on earth when he had a new pair of rubber shoes.
Yazının devamını oku »

Tutuklu Şırnak milletvekilimiz Faysal Sarıyıldız’ın hapishaneden gönderdiği mektubu ve içinde 12 Eylül’den bu yana açlık grevinde olan yoldaşlarımızın da bulunduğu iki adet fotoğrafı paylaşıyoruz:

Kürt siyasi tutsakların verili yasalarla dahi çelişmeyen, kadim sorunun çözümünde kilit öneme sahip meşru iki temel taleple 12 Eylül’de başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemine, eylemin onu yakından izleyenler açısından azaba dönüşmeye başladığı bir aşama olan 34. günde dahil oldum. Söz konusu aşama, kilo kayıplarının bedende belirginleştiği tenlerin saman kâğıdı rengine büründüğü, aurtların içe çöktüğü, göz çukurlarının derinleştiği ancak anlam gücü, moral ve bilincin direnenler şahsında zirvede seyrettiği bir zamana tekabül ediyor. Yazının devamını oku »

We are sharing the letter of imprisoned our deputy Gulser Yildirim:

All Peoples of the World…

First of all, I salute with my whole heart the honorable people who have been sensitive towards this historical and critical protest that most of us have started as of September 12 2012, and who have been standing for us, understanding us and being a voice for us…

I am a Kurdish mother. Today, as thousands of people in prisons resisting to death, this historical mission has put on the shoulders of the sons and daughters of this people the heaviest burden. Being the mother and a comrade of one of these sons and daughters, I will stand with them to carry this burden till the end. This is a requirement of my moral, political, humane and conscientious position which determines my stance in life. Yazının devamını oku »