Barış ve Demokrasi Partisi

Archive for Mart 2013

GaziBugün Gazi katliamının yıldönümü. Farklı kimlik ve kültürlerin barış içerisinde bir arada yaşadığı ülkemizde bundan hoşnut olmayan, dinler, diller, kimlikler ve kültürler arasında çatışma yaratmak isteyen güç odakları her dönem çeşitli provokasyonlara başvurmuştur. İşte bugün 17’inci yıl dönümünü geride bırakan Gazi Katliamı da bu “derin provokasyonlardan” biri olarak yakın tarihin karanlık sayfalarında yerini almıştır.

12 Mart 1995’te Alevi yurttaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı Gazi Mahallesi’nde bir kahvehanenin taranması sonrası düzenlenen protesto gösterilerine devletin kanlı müdahalesi sonucu 22 canımız yaşamını yitirdi, 155 yurttaşımız yaralandı.

Katliamı gerçekleştirenlerin 1996’da Susurluk’ta açığa çıkması, bu türden provokasyonların devlet içi odaklarca planlandığını açık bir biçimde gözler önüne serdi. Demokratik kamuoyunun ve Alevi yurttaşlarımızın Yazının devamını oku »

QamişloMart ayı Kürtler, ezilenler ve sosyalistler için katliamlar ayıdır. Bunlardan biri de, 12 Mart 2004 tarihinde Kürtlere karşı yapılan Rojava’nın Qamişlo kentindeki katliamdır.

Bir futbol maçı sırasında çıkan olaylarda ilk gün 8 kişi yaşamını yitirdi. 12 Mart günü yaşamını yitirenler için düzenlenen cenaze törenine Baas güçlerinin saldırması sonucu kent kana bulandı. Qamişlo katliamında toplam 29’u Kürt, 4’ü Arap ve 19’u polis-asker olmak üzere 52 kişi yaşamını yitirirken binlerce kişi de yaralandı.

Katliamın ardından gelişen serhildanlarda yaklaşık iki bin insan tutuklandı.

Bu katliamın Yazının devamını oku »

n üstündağSosyolog Nazan Üstündağ tarafından 23 Şubat Barış İçin Kadınlar Grubu’nun düzenlediği toplantıda sunulan, farklı ülkelerdeki barış süreçlerinde kadın deneyimlerini aktaran çalışmayı paylaşıyoruz.

Türkiye’de Ocak ayından beri gündeme gelen barış görüşmelerini olağanlaştırmanın ve tartışmanın en etkin yollarından biri bunları dünyanın diğer ülkelerinde gerçekleşen başka görüşmelerin bağlamına oturtmak. Bu bağlam bize yeni bir bakış açısı kazandırarak, görüşmelerin sonucunda kalıcı, sürdürülebilir, eşitlikçi ve adil bir barışın sağlanması için izlenebilecek yollar konusunda fikir verebilir.

Barışma, görüşme ve anlaşma süreçleri sadece sonuç itibarı ile değil, biçim olarak da toplumsal değişiklikler yaratır. O sebeple de bu süreçlere müdahil olmak, sürecin biçimi ve nitelikleri üzerine toplumsal olarak düşünmek gereklidir. Örneğin görüşmelerin arabulucu, gözlemci ya da tanık içerip içermemesi, şeffaflık, taraflar arası eşitlik gibi konular hem egemen hem de mücadele eden özneleri dönüştürme, birbirleri ile ilişkilerini yenden inşa etme potansiyeli taşır. Aynı şekilde sürece toplumsal katılımın nasıl ve ne denli olacağı da bundan sonraki düzeni belirleyicidir ve barışın kalıcılığı ve sürdürülebilirliliğini etkiler. Bu yazıda amacım dünyada gerçekleşmiş çeşitli görüşme süreçlerini kadınların katılımı açısından tartışmak.

Bugüne kadar Kürt kadın hareketi ve Türkiyeli feministler Yazının devamını oku »

p buldan psikologPsikologların yaşadığı sorunların incelenmesi ve bağımsız bir meslek yasalarının olması için bir an önce gerekli çalışmaların yapılması amacıyla meclis araştırması açılmasını istedi.

Grup Başkanvekilimiz Pervin Buldan imzasıyla verilen araştırma talebinin amacında şu ifadelere yer verildi:

Türkiye’de 6 Nisan 2011 tarihinde TBMM’de kabul edilen 6225 Torba Yasası kapsamında rehber öğretmenler ve psikologlar aynı meslek mensuplarıymış gibi ifade edilmiş ve psikolog unvanının tam anlamıyla kullanımı da yüksek lisans eğitimi sonrasında alınacak olan klinik psikolog unvanına bağlanmıştır. Bu torba yasa kapsamı içerisindeki diğer önemli bir konu ise Sağlık Bakanlığı’nda çalışabilmek için psikologların yeterliliğinin kanıtlaması koşulunun getirilmiş olmasıdır. Diğer mesleklere (Örneğin, fizyoterapist, odyolog, diyetisyen, sağlık fizikçisi, anestezi vs.) bu ayrımcı uygulama yapılmazken Yazının devamını oku »

  • In: Basında BDP
  • En Kitlesel, En Yaygın, En Örgütlü, En Sürekli için yorumlar kapalı

genel-tr

Eş Genel Başkan Yardımcımız Filiz Koçali’nin Özgür Gündem’de yayımlanan yazısını paylaşıyoruz:

Bu yıl dünyada 8 Mart’ı en kitlesel ve en yaygın kutlayan kadın grubu hangisi?

Bu sorunun yanıtı yıllardır değişmiyor. 8 Mart’ta bütün dünya kadınlarının ayakta olduğu bir günde, Demokratik Özgür Kadın Hareketi dünyanın en kalabalık, en örgütlü ve en yaygın kadın grubu olarak tanımlanmayı hak ediyor.

Yaklaşık on beş yıldır olduğu gibi, bu yıl da, Bölge’nin ve metropollerin kent merkezlerinde, ilçelerde, beldelerde, mahallelerde ve hatta evlerde yüzlerce noktada, mitingler, paneller, söyleşiler, şölenler, toplantılarla yüzbinlerce Kürt kadını mobilize oldu. O yüzden Demokratik Özgür Kadın Hareketi, en yaygın, en örgütlü ve en kitlesel olarak tanımlanmayı hak ediyor.

DÖKH, sadece 8 Mart’ta değil, kadınların canının yandığı herhangi bir olayı protesto etmek için ya da herhangi bir olayı kutlamak için bir gece içinde haberleşip sokağa çıkacak kadar da örgütlü.

Üstelik daha yirmi beş – otuz yıl önce gelinlere kayınpederle aynı sofrada oturmayı, Yazının devamını oku »

2 martBasına ve Kamuoyuna

2 Mart 2013

 2 Mart 1994 sivil darbesinin üzerinden on dokuz yıl geçti.  On dokuz yıl önce bugün, Demokrasi Partisi (DEP) milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı ve halkın seçilmiş temsilcileri yaka paça gözaltına alınarak cezaevine atıldı.

O gün yaşananlar tam bir sivil darbeydi. Bu sivil darbenin hedefi Kürtlere demokratik siyaset yolunu kapatmak, halkın iradesini, umudunu ve direnişini kırmak, Türkiye’de demokratik muhalefetin gelişmesini önlemekti. Ama bu sivil darbeyi gerçekleştirenler asla başarılı olamadı, Kürt halkı ve Türkiye’nin devrimci, demokrasi güçleri asla geri adım atmadı, demokrasi özgürlük ve barış mücadelesinden vazgeçmedi.

Tüm engellemelere, baskılara, seçim barajlarına, onca yasaklamalara rağmen Kürt halkı kendi temsilcilerini parlamentoya göndermeyi başardı, kendi alternatif demokratik siyaset kanallarını yarattı. Çözümde, barışta ısrar etti.

Aradan geçen bunca yıldan sonra Yazının devamını oku »

m danış beştaş

Köyünden zorla göç ettirilmiş bir çoban Nezir TEKÇİ. Şal û şepik giysisiyle Yüksekova’da çobanlık yaparken askerler tarafından yakalanır ve işkence edilir. Komutan “Kürt olan askerler elini kaldırsın.” dedikten sonra onlardan Nezir TEKÇİ’yi kurşuna dizmelerini ister. Askerlerin bunun reddetmesi üzerine teğmen fırlar ve TEKÇİ’nin kafasına iki el ateş ederek, onu öldürür. Cansız bedeni ise getirilen mayınla askerlerin gözü önünde patlatılır. “Oradaki askerler oğlumun kafasının bir minare yüksekliğinde havaya uçtuğunu söylediler.” diyor Halit TEKÇİ, yetmişleri geçen yaşıyla tek başına 17 yıldır bu olayın peşini bırakmayan babası.

Halit TEKÇİ, 17 yıldır Yazının devamını oku »