Barış ve Demokrasi Partisi

Anadilde Savunma Yasası Hakkında

Posted on: 02/02/2013

AmblemAnadilde savunma hakkını da düzenleyen 6411 Sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU İLE CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN’un Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından birçok yayın organında çeşitli haberler çıktı. Bunların en önde gideni 15.000 mahkumun tahliye olacağına ilişkin haberlerdi. Söz konusu haberler, hükümetin yaptığı bu düzenlemeyi bir ‘af’ olarak nitelendiriyorlar.

Önemle belirtmek isteriz ki Barış ve Demokrasi Partisi olarak, bu yasa tasarısının gerçek anlamda bir demokratikleşme aracına dönüşmesi, Türkiye’deki adalet mekanizmasının yarattığı haksız, eşitliksiz uygulamaları ortadan kaldırması ve salt düşüncelerinden dolayı hukuka aykırı bir şekilde hapishanelerde tutulan yurttaşlarımıza fayda getirmesi için çok çabaladık. Gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki süreç dahilinde gerekse dışarıda kamuoyu yaratmaya çalışarak Tasarının daha iyi olması için çalıştık. Fakat Tasarının kanunlaşan halini incelediğimizde yukarıda bahsettiğimiz amaçlara hizmet etmekten uzak olduğunu üzülerek belirtmek istiyoruz.

Anadilde savunma hakkını sanığın parasını ödemesine bağlayan ve bu hakkı tüm yargılama açısından değil ve fakat sınırlayıcı bir şekilde düzenleyen, Cumhuriyet Savcılığınca karar verilecek hükmün ertelenmesi hakkından terör hükümlülerini ve disiplin cezası almış olan mahkumları muaf tutan bir düzenlemeyi demokratikleşme yönünde bir adım olarak değerlendirmek ne derece doğrudur? Mevcut sıkıntıları aşmak için düzenlendiği söylenen bu tasarılar incelendiğinde hemen her iyileştirici hükmün ardından terör suçluları açısından istisnai bir fıkraya rastlanmaktadır. Ancak tüm kamuoyunun bildiği üzere terör hükümlüsü olarak hapiste tutulanların çok büyük bir kısmı aslında fikirlerinden, kimliklerinden dolayı hapisteler. Örgüt üyesi olmadığı ve herhangi bir gayri meşru eyleme katılmadığı halde basın açıklaması yaptığı, siyasi eylemlere katıldığı, haber yaptığı, avukatlık görevini icra ettiği, sendikal çalışmalar yürüttüğü için hapisteler. Bu insanları yapılan her düzenlemeden muaf tutarak sadece adi suçlardan mahkum olanları salıvermek adalet duygusuyla nasıl bağdaşabilir? Yine hepimizin bildiği gibi siyasi tutsaklara cezaevlerinde de baskı uygulanmaktadır. Haksız yere verilen disiplin cezalarıyla en temel hakları olan görüşme hakları bile engellenmektedir. Hukuka aykırı olarak verilen bu disiplin cezalarının yarattığı hak ihlali yetmezmiş gibi, bir de bunu gerekçe göstererek hak kaybı yaratmak toplum vicdanıyla nasıl bağdaşacaktır? Amacımız hükümetin yaptığı her düzenlemeyi kötülemek, bunu kabul etmemek değildir. Ancak bu ve benzeri yasalarla süper güç haline dönüştürülen hakim ve savcıların verdikleri kararları kamuoyu gayet iyi bilmektedir. Zira 3. yargı paketi gibi deneyimler bu gerçekleri açıkça göstermektedir.

3. Yargı Paketi mahkumların salıverilmesiyle ilgili takdir hakkını hakimlere bırakmıştı, bu yasa ise savcılara bırakmaktadır. İtirazımız sorunu çözmeye hizmet edecek bir düzenlemenin yapılmayışınadır. Şayet cezaevlerinde yaşanan hukuksuzluklara son verilmek isteniyorsa, düşüncelerinden dolayı hapiste tutulan binlerce siyasi tutsağın esaretine son verilmek isteniyorsa, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün tesis edilmesi isteniyorsa sorunu siyasi saiklerle hareket eden hakim ve savcılara sevk etmek ne derece doğrudur? Zira bu insanları hapse koyan, her 30 günde bir tutukluluğun devamına karar verenler yine bu kişilerdir. Adalet sistemini küçük bir yasal değişikliğe endeksleyen zihniyet nasıl demokratikleşmenin önünü açabilir? Şimdi sormak istiyoruz:

Bu düzenlemeyle kimler hapisten çıkacak? Yıllardır tutuklu olarak esir alınan milletvekilleri Sayın Hatip DİCLE, Gülser YILDIRIM, Faysal SARIYILDIZ, Kemal AKTAŞ, Selma IRMAK, İbrahim AYHAN mı? Mitinglere katıldığı için hapse atılan Van Belediye Başkanı Sayın Bekir KAYA ile diğer belediye başkanları mı? Haber yaptıkları için hapse atılan gazeteciler, mesleklerinden ve müvekkillerinden dolayı içerde tutulan avukatlar mı? Sokaklarda eylemlere katıldıkları için yılarca hapis cezasına çarptırılan çocuklar mı? Kimler? 3. yargı paketiyle salıverilmeyenler mi?

Her şeye rağmen adalete güvenmek istiyoruz. Bu nedenle hakim ve savcıları bu kanun kapsamında karar verirken vicdanlarının ve adaletin sesini dinleyerek bu tasarının bir salt Rahşan affına dönüşmesini engellemeye, hükümeti demokratikleşme yolunda daha gerçekçi ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz.

Saygılarımla

2 Şubat 2013

Meral DANIŞ BEŞTAŞ
Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Sorumlu
Eş Genel Başkan Yardımcısı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: