Barış ve Demokrasi Partisi

Amara’dan Doğan Güneş Rojava’yı Özgürleştirecektir

Posted on: 24/01/2013

AmblemBasına ve Kamuoyuna

Modernitenin kapitalist yüzünün yaşadığı tıkanma ve bu tıkanmanın yarattığı kaos ortamı, Ortadoğu coğrafyasının kadim topraklarında hiç bitmeyen acı ve gözyaşını tekrardan beraberinde getirmektedir. ‘Arap baharı’ adıyla Tunus’ta başlayan süreç Suriye’ye gelip dayanırken aslında Ortadoğu’da yaşanan son gelişmelerin iktidarları yıkıp yerine yeni iktidarlar oluşturmanın bir oyunu olduğu gün gibi aşikardır. Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında AKP rejimi karakol görevini üstlenirken, Rojava Kürdistanı’nda yaşanan devrim, kırk yıllık özgürlük mücadele tecrübesiyle bütün egemenlerin planlarını alt üst etmektedir. Suriye politikasıyla AKP rejimi ciddi bir zorlanmayla beraber kendi iflasını da hazırlarken yaşadığı bu zorlanmayla daha da pervasızlaşmıştır. Kürt özgürlük hareketini tasfiye görevi verilen AKP rejimi uğradığı hezimetler sonucu kamplarda yetiştirdiği çete gruplarıyla işbirliği yaparak Rojava’daki devrimi engellemeye çalışmaktadır. Suriye’de AKP’ye rağmen Kürtlerin diğer halklarla birlik içinde olma ve ortak yaşama çabasına karşılık AKP hükümeti çete faaliyetlerine başvurmuştur.Bununla da yetinmeyen hükümet sınır kapılarını kapatarak Rojava Kürdistan’ına ambargo uygulayıp Kürtleri açlıkla terbiye etmek istemektedir.AKP rejimi eliyle örgütlenen çete grupları ve Federal Kürdistan yönetimi eliyle de uygulanan ambargo Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve dört parçada Kürtlerin geliştirdiği statü talebine karşılık bir izolasyon ve karşı devrim harekatıdır. Aynı zamanda Tüm dünyanın gözü Kürtlerin üzerindeyken ulusal birliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bu çağda Federal Kürdistan yönetiminin sınır kapılarını kapatarak uyguladığı ambargo Rojava’daki Kürtlere uygulanan bir tecrittir.

Suriye ve Rojava’da yaşanan bu savaş tüm Kürtleri etkilemiş olup en çok da Urfa’nın Ceylanpınar ilçesini etkilemiştir. Ceylanpınar ilçesi AKP eliyle çetelerin merkez üssü haline getirilirken hükümetin Rojava’ya dönük özel savaş politikaları da Ceylanpınar üzerinden yürütülmektedir. Sınır kapıları hiçbir şekilde yardıma, ticarete ve gidiş gelişlere açılmazken çeteler rahatlıkla ellerini kollarını sallayıp silahları ile birlikte sınırdan geçebilmektedir. Öyle ki Ceylanpınar’da adeta olağanüstü hal uygulaması ile başta hastaneler olmak üzere devletin tüm resmi kurumları çetelere açılıp Kürtlere kapatılmıştır.

Önce kadınları vuran zihniyet, kadınlara savaş ganimeti olarak bakarken yine en ağır bedelleri savaş ortamında da kadınlar yaşamaktadır. Suriye ve Rojava’da tırmanan savaşla başta kadınlar ve çocuklar açlıkla terbiye edilmeye çalışılırken kadın cinayetleri, fuhuş, taciz, tecavüz, berdel ve başlık parasıyla evlendirme her gün yaşanan sosyal travmalarda bir tırmanmayı da beraberinde getirmektedir. Savaş en büyük toplumsal şiddetken, kadına dönük tüm kırımlar da savaşlar gibi politiktir.

Biz BDP ve DTK Kadın meclisleri olarak AKP hükümetinin bir an önce bu özel savaş politikasından vazgeçip sınır kapılarını yardıma ve sivil geçişlere açması çağrısında bulunuyoruz.

İmralı Adası’nda 14 yıldır esir tutulan Sn. Abdullah Öcalan ve devlet arasında başlayan diyalog süreci tüm dünyanın gündemindeyken AKP’nin Suriye politikası elbette ki bu diyalog sürecini baltalama isteminden bağımsız değildir. ‘Hem görüşürüm, hem imha ederim’ politikası Kürtler öncülüğündeki Ortadoğu rönesansını baltalama konseptiyken aynı zamanda 9 ocak tarihinde Paris’in göbeğinde katledilen üç kadın arkadaşımız Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katledilmesi de konseptin diğer bir yüzüdür. ‘Önce kadınları vurun’ şiarı egemenlerin temel karakteriyken üç kadın arkadaşımız şahsında Kürt kadınının örgütlü gücüne dönük bu katliam Kürdistan’ın dört parçasında oluşturulan en temel değerlere dönük geliştirilen bir saldırıdır. Bizler politika ve siyasetin kadın eliyle demokratikleşeceğine, savaşların da yine kadının örgütlü gücü ve ulusal bilinciyle biteceğine inanan kadınlar olarak Kürt meselesinin çözümünü bu meselenin bir tarafı ve muhatabı olan Sn. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüyle olacağına inanıyoruz. Bizler DTK Kadın Meclisi olarak 26 Ocak’ta Nusaybin’de, BDP Kadın Meclisi olarak da 3 Şubat’ta başta Sn.Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, Rojava’da yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelerle bağlantılı olarak artan cins kırımına dönük örgütlü sesimizi duyurmak için “Amara’dan Doğan Güneş Rojava’yı Özgürleştirecektir” şiarıyla kadın eş başkanlarımız ve kadın vekillerimizin de katılacağı iki kitlesel kadın karşılaması gerçekleştireceğiz. Rojava sınırında gerçekleştireceğimiz bu karşılamalara, tarihi misyonumuzun her zamankinden daha fazla olduğu bilinciyle tüm kadınlara mitinge katılım çağrımızı yineliyoruz.

24/01/2013

DTK ve BDP Kadın Meclisleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: