Barış ve Demokrasi Partisi

‘Müzakere Süreci’ne Özel Notlar

Posted on: 23/01/2013

f koçaliBarış rüzgarları esiyor. İyi ki de esiyor. Özlemiştik. Gerçi daha hayatımızda bir etkisini göremedik. Bir yandan Kandil’e bombalar yağıyor, aileler morglarda PKK’li evlatlarının cenazelerini alabilmek için resmen çile çekiyor. On binlerin yargılandığı “KCK” duruşmalarından tek bir tahliye çıkmıyor. Siyasi soykırım operasyonları devam ediyor. “Bugün, yarın” dedikleri anadilde savunma bir türlü Meclis gündemine getirilmiyor. Bir yandan yandaş medya üzerinden “Devlet ve Öcalan Suriye konusunda uzlaştı” diye haber pompalayıp bir yandan Suriye’de Kürtlere ve kazanımlarına saldırmaya devam ediliyor. Başbakan her ağzını açtığında “Kürt kardeşlerim” dışında doğru bir cümle kurmuyor.

Valla bütün bunlarda bir değişiklik yok. Bir tek üç kadın arkadaşımızın cenaze törenlerinde, karşılamalarda, uğurlamalarda birkaç yıldır hayatımızdan eksik olmayan gaz, cop, tazyikli su yoktu.

Ama her şeye rağmen Akat ve Türk’ün İmralı ziyareti nedeniyle biz de rüzgar kuvvetlice esiyor. Esiyor esmesine de, Hükümet çevrelerinin ve bizim hem sorunu kavrayışımız, hem de çözümden anladıklarımız arasında dağlar kadar fark var.

Ara sıra verdikleri yanıtlardan anlaşılıyor ki, Başbakan’ın danışmanları gazetemizi okuyorlar. Bundan sonra yazacaklarım onlara ileteceğim notlardır.

* Başbakan “silah bıraktırmak”, Kürtler ise “demokratik çözüm” diyor. Silah bıraktırmakla, Kürt sorununu çözmek aynı anlama gelmiyor. Sorunu çözemezseniz silahı nasıl bıraktıracaksınız? “Kürt sorunu yok, Kürt kardeşimin sorunu var” diyorsanız, Kürt kardeşlerinizin ne sorunları var, onu söyleyin, Kürt kardeşlerinizin sorununu nasıl çözeceğinizi açıklayın.

* Sayın Öcalan’ın yol haritası, hazırladığı protokoller elinizde. BDP’nin yol haritasını da biliyorsunuz. Sizin yol haritanız var mı? Varsa siz de kamuoyuna açıklayın.

* Enstrüman nedir? Sözlüklere göre, alet, makine, cihaz; çalgı, saz; senet, evrak demekmiş. Son zamanlarda ekonomi alanında da kullanılmaya başlanmış. 3 buçuk milyon insan her türlü baskıyı göze alarak “Sayın Öcalan benim siyasi irademdir,” diyerek kağıt imzalamış. Milyonlar defalarca alanlarda toplanıp “Öcalan’a özgürlük” demiş. “Önderlik” ilan etmiş. Gerçi Başbakan son zamanlarda MİT’e enstrüman demeye başladı ama hala duruma ayak uyduramayıp İmralı için “enstrüman” diyenler var. Bu dili kullanmaya devam edecek misiniz? Bir halkın “önder” olarak gördüğü bir siyasetçiyi enstrüman olarak görmeye devam edecek misiniz, yoksa Kürtlerin ilan ettiği gibi “baş müzakereci” olarak tanıyıp kamuoyunun karşısında ona göre mi hitap edeceksiniz?

* Kürt halkını yakından tanımayı düşünüyor musunuz? Size tavsiyem bir gün herhangi bir evin kapısını çalın ve onlara “çözüm nasıl olmalı” diye sorun. Emin olun ki, karşınızda, yediden yetmişe politikleşmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin ortalama yurttaşlarından çok daha fazla yurttaşlık bilinci olan, kadınların özgürlüğüne, hakların kardeşliğine, demokrasiye bütün Ortadoğu halklarından daha fazla inanmış, bunun için bedel ödemiş ve ödemeye hazır insanlar bulacaksınız. Kürtleri yakından tanımaya var mısınız?

* Sık sık “Kürtler artık eski Kürtler değil” diyoruz. Siz de Kürtleri yakından tanıdığınızda eski Kürtler olmadığını göreceksiniz. Böylece nifak sokarak Kürtleri bölmenin, yanağını okşayarak kandırmanın ya da tokat atarak sindirmenin yani eski devlet politikalarının işe yaramayacağını göreceksiniz. Böylece enerjinizi daha hayırlı işlere harcarsınız.

* Siz Kürtleri bir halk olarak tanıyor musunuz? Kürtlerin gasp edilmiş haklarının iadesini istediğini biliyor musunuz? Siz iade etseniz de, etmeseniz de bu haklarını söke söke aldıklarını fark ediyor musunuz?

* Yürüttüğünüz bütün psikolojik savaş yöntemlerinin, medya bombardımanlarının, televizyon ekranlarını BDP’ye kapattırıp kendinizin tepe tepe kullanmanızın Kürtler üzerinde herhangi bir etkisi olmadığının farkında mısınız? Kürtler sizin söylediklerinizden etkilenmek yerine “ekranlar partimize yasak” diye öfke duyuyor yalnızca. Söylenen yalanları hemen anlıyor, somut bir gelişme görmeden “yaşasın barış geldi” diye vaktinden önce havaya girmiyor. Bilesiniz.

Not: Selçuk Kozağaçlı şahsında tüm tutuklanan arkadaşlarına selamlarımı iletiyorum. Kozağaçlı kendisini tutuklayanları hepimizin ve tarihin önünde müthiş bir iddianameyle yargılayacaktır. Eminim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: