Barış ve Demokrasi Partisi

Yeni Dönem ‘Gazetecilik’ Manifestosu

Posted on: 12/12/2012

images2013 Bütçe Kanun Tasarısı görüşmelerinde konuşan Hakkari Milletvekilimiz Adil Kurt, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın tutuklu DİHA muhabiri Çağdaş Kaplan hakkında ileri sürdüğü , “Müteahhidin silahla tehdit edilerek kaçırılıp örgüt evine götürülmesi, gasp edilmesi. Sahte polis kimliği kullanmak” hakkında söylediği asılsız iddiaları, kanıtları ile yalanladı. Arınç’a Kaplan’ın iddianamesini gösteren Kurt, “ Genç bir gazeteciye böylesi bir ithamda bulunmak günahtır” dedi.

Hakkari Milletvekilimiz Adil Kurt, 2013 Bütçesi’nin görüşüldüğü TBMM Genel Kurul’unda; RTÜK ve Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçeleri hakkında grubumuz adına söz aldı. Kurt, 12 maddeden oluşan “Yeni Gazetecilik Manifestosu”nu da, şöyle sıraladı:

– Türkiye’de doğruları söylersen, 9 köyden kovulursun. 10. köy asla yoktur! Türkiye’de yasalar düşünce ve fikir özgürlüğünden bahseder. Düşünce ve fikir özgürlüğü vardır, cümlesinden sonra “AMA” diye bir bağlaç vardır. Asıl önemli olan burasıdır.

– Roboski ile uğraşacağına, Dobrovski ile uğraş! Çünkü devletin bekasını ancak ülkeyi yönetenler düşünür. Roboski’de 34 yoksul Kürt vatandaşını katleden devletimizin bir bildiği vardır elbet! Sen kim nerede kiminle pişti oldu ona bak!

– İktidarla barışık olmanın yolu “laylaylom gazetecilik” yapmaktan geçiyor! Sayın Bülent Arınç ve beraberindekiler; “Yemen Türküsü” nü söylerken asla detone oldular demeyeceksin! Bülent Arınç’ı dinlerken; Zeki Müren’i, Bülent Ersoy’u, Sezen Aksu’yu, Ahmet Kaya’yı, Kawis Axa’yı ya da Mihemed Arif Cizrawî’yi dinlemiş gibi yap ve “sehetxweş” de!

– Zaman zaman muhalefete ifitra atmaktan kaçınmayacaksın! İktidarın el değiştirmesi; senin de sonun olabilir! Bu nedenle, muhalefete muhalefet etmekten kaçınma! Mesela, genç kızların ve erkeklerin bir arada oldukları herhangi bir fotoğrafı birinci sayfadan servis et ve BDP’lilerin çocukları çocukları, gününü gün ediyor diye yaz! (Yeni Akit Gazetesi’nin 10.12.2012 Manşeti). Zaten bu haberden dolayı seni yargılayacak bir yargı yok! Yargı, gerçekleri yazanlarla meşguldür bu aralar!

– Söylediğin başını yakabilir. Bin düşün, bir yazma. Hatta hiç yazma! İktidarın yolsuzluklarını, polisin şiddetini, sınırda katledilen köylüleri yazarsan, kendini kodeste bulabilirsin. Bu nedenle, her gördüğün, duyduğun haber değildir. Meşhur halk deyimini aklına getir. “Bin düşün, bir söyle”. Ama hiç söylemesen, yazmasan senin için en iyisi olur!

– Başbakan’a ve iktidar mensuplarına önce biat et, sonra soru sor! “Siz bu kadar iyi şeyler yapıyorsunuz…” dedikten sonra; “muhalefet sizi neden anlamıyor?” diye soru sormak, yeni dönem gazetecilik formatının gereğidir.

– Yasaların öncelikle yönetilenleri koruduğunu asla aklından çıkarma! Unutma, mahkemeye düşersen, hakim ve savcılar kanaatlerini senden yana kullanmazlar. Çünkü onları, terfi eden sen değilsin. İyi hal ve kanaat, ancak iktidar mensupları için vardır.

– Bugünün mağdurları, yarın iktidar olduklarında, aynı yasaklara sığınır. Bunu unutma! 28 Şubat sonrası ve bugün, o günün mağduru olduğunu iddia eden bugünün iktidarına yakın gazetelerinin (Zaman, Milli Gazete) manşetlerine bak ve bugünün iktidarı olarak nasıl yasaklara sığındıklarını gör. Öte yandan, o günün de bugünün de özgür basınının (Demokrasi, Özgür Gündem vs.) 28 Şubat gibi darbe dönemlerinde attıkları manşetlere bak ve her dönem gerçekleri yazdıkları için cezaevlerinde olduklarını unutma!

– Bu memleketi sen kurtaramazsın. Dünyada, ebediyete intikal etmemiş hiçbir DON KİŞOT yoktur. Musa Anter’den ders almadıysan, Metin Göktepe’ye bak. O da olmadı, bugün cezaevinde olan 76 gazetecinin iddianamelerini oku! Tamamı gazetecilik faaliyetleri olan işlerin “suç” olarak yazıldığı iddianamelerde dahi yazmayan şeyleri, Başbakan Yardımcısı’ndan duyabilirsin. Tıpkı, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri esnasında, Bülent Arınç’ın; DİHA Muhabiri Çağdaş Kaplan hakkında “Çağdaş Kaplan: Müteahhidin silahla tehdit edilerek kaçırılıp örgüt evine götürülmesi, gasbedilmesi. Sahte polis kimliği kullanmak. “ dediği gibi.

– Bu kurallara uymazsan, sen bilirsin. Uyarsan, gününü gün edersin. Başbakan’ın uçağında, Bakanların önünde oturursun! Siz hiç muhalif bir gazetecinin, yazarın Başbakan’ın uçağına bindiğine tanık oldunuz mu?

– Bunu da anlamayacaksan “aptal”sın! Eğer bu 10 maddeyi okuyup gazeteciliğe bu çerçevede devam etmiyorsan tırnak içinde (İktidarın ve onun yandaşı gazeteciliğin düşüncesine göre) aptalsın!

– Bir de yazılmayan madde var! Unutmayacaksın, bu ülkede devlet derse Kürtler vardır. Ya da devletin ve hükümetlerin Kürtleri vardır. Bu Kürtler, devletin takdir ettiği kadar hak-hukuk sahibidirler. Devlet Kürtçe konuşabilir, ancak senin Kürtçe konuşmaya hakkın yoktur! TRT-6’da, devletin resmi kanalında korsan yayıncılık yapılmaktadır! Zira halen kanunda Kürtçe bir kanal olduğuna ilişkin bir düzenleme yoktur! Hükümet, Kürtçe’yi kanunlara yazmamak için elinden geleni yapmaktadır.

Kurt’un konuşmasının ardından milletvekillerinin eleştirilerini yanıtlamak için söz alan Başbakan Yardımcısı Bülent Arın, tutuklu DİHA muhabiri Çağdaş Kaplan için “Müteahhidin silahla tehdit edilerek kaçırılıp örgüt evine götürülmesi, gasp edilmesi. Sahte polis kimliği kullanmak” gibi iddialar ile yargılandığını belirtmediğini ileri sürerek, “ Ben Erol Zavar!dan bahsettim. Çağdaş Kaplan’dan bahsetmedim” diye savundu. Arınç’ın bu açıklamasının ardından söz alan Kurt, Arınç’ın 12 Kasım 2012’de konuştuğu Plan ve Bütçe Komisyonu görüşme tutanaklarını Arınç’a göstererek, “ Bu sizin konuştuğunuz görüşme tutanaklarıdır. Kaplan hakkında böyle bir iddiada bulundunuz. Kim size bu bilgiye vermişse yanlış vermiştir. İddianame elimde şu an. Sözünü ettiğiniz iddialardan tek bir kelime bile yok. Genç bir gazeteciye böylesi bir ithamda bulunmak günahtır” dedi.

Arınç, 12 Kasım 2012’de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda RTÜK, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun 2013 yılı bütçelerine ilişkin yaptığı sunumda tutuklu gazetecilerin büyük çoğunluğunun kendi mesleki faaliyetleri dışında yargılandığını iddia etmişti. Arınç, örnek olarak da DİHA Muhabirleri Çağdaş Kaplan ve Faysal Tunç ile Gazeteci Erol Zavar’ın da bulunduğu çok sayıda kişinin meslekleri dışında yargılandığını ileri sürmüştü.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: