Barış ve Demokrasi Partisi

Görsel

MYK Açıklamamız

Posted on: 22/11/2012

Şimdi Dışarıdaki Ölümleri Durdurmalıyız

21 Kasım’da siyasal süreç, örgütlenme ve planlama gündemleriyle toplanan BDP MYK, ağırlıklı olarak açlık grevleri süreci ile Suriye Kürdistan’ındaki son gelişmeleri ele alarak şu saptamalarda bulundu;

Cezaevlerinde, Kürt sorununun çözümündeki tıkanıklığın aşılması, her gün onlarca cana mal olan çatışmalı sürecin bitmesi ve yeni bir müzakere sürecinin başlaması amacıyla, anadilde eğitim ve savunma ile, Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik, özgürlük koşullarının sağlanması talepleriyle 12 Eylül’de başlayan ve 68 gün süren açlık grevleri, Kürt sorununun çözüm olanaklarının tartışılmasını sağlamış, çözüm ve müzakere isteyenleri açığa çıkarmış ve toplumsal muhalefet dinamiklerini sürece katarak, dış kamuoyundan da ciddi bir destek almıştır. Toplumun hemen her kesimi, sanatçılar, aydınlar, akademisyenler, gazeteciler, sendikalar, meslek örgütleri, insan hakları kuruluşları, Aleviler, sosyalistler, demokratlar, Müslümanlar, açlık grevcilerinin taleplerini sahiplenerek, Hükümeti bu talepleri yerine getirmesi için göreve çağırmıştır. Açlık grevi süresince kamuoyu İmralı’daki tecridin hemen kaldırılmasını isteyerek Sayın Öcalan’ın sorunun çözümündeki rolüne de dikkat çekmiştir. Açlık grevlerinin, İmralı’dan gelen çağrı üzerine bitirilmesi; olası ölümlerin ve Türkiye’nin sürükleneceği kaosun önüne geçilmesi; barış ve çözümü konusunda Sayın Öcalan’ın rolü ve önemini bir kez daha açığa çıkarmıştır.

30 Ekim’de özellikle Kürt illerinde yaşamı durduran ve gece gündüz eylemlilik içinde olan halkımız, KCK operasyonlarıyla kendisini örgütsüz bırakmak ve sokaktan kopartmak isteyenlere bir kez daha ne kadar örgütlü ve ne kadar kararlı olduğunu kanıtlamıştır.

Başta tutuklu yakınları ve Barış Anneleri olmak üzere tüm halkımız ve demokrasi güçleri, kolluk kuvvetlerinin ağır baskısına, faşizan uygulamalara karşılık demokratik tepkisinden vazgeçmemiş ve açlık grevcilerinin taleplerini sahiplenmiştir.

Halkımız ve demokrasi güçleri bu duruşuyla açlık grevcilerinin mücadelesini devralmış, taleplerin hayata geçmesi için mücadele sözü vermiştir. Şimdi partimizin görevi önümüzdeki süreci, bir müzakere ve çözüm sürecine dönüştürebilmek için, çözüm isteyen bütün güçlerle birlikte mücadeleyi yükseltmektir.

Açlık grevleri kamuoyunun talepleri sahiplenmesi ve bir bütün olarak Kürt siyasi hareketinin sorumlu davranması nedeniyle, olumsuz bir sonuç yaşanmadan bitirilebilmiştir. Böylece cezaevlerinde olası ölümler engellenmiştir ama dışarıda her gün çatışmalarda onlarca kişi yaşamını yitirmektedir. Barış ve çözüm için güçlü bir mücadele yürüterek, dışarıdaki ölümleri durdurmak için de seferber olmalıyız.

Açlık grevleri sürecinde açığa çıkan demokratik refleks, kararlı direniş, çözüm gücü ve iradesi, aynı şekilde harekete geçirilebilirse; kesinlikle Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü mümkün olacaktır. Tüm Türkiye, tüm demokratik kamuoyu, çözüm için tüm gücünü seferber ederse, AKP hükümeti daha fazla çözümsüzlük siyasetinde ısrar edemez. Nitekim çözümsüzlük siyasetinin iflas ettiği bir aşamaya gelinmiştir. “Askeri operasyonlarla PKK’yi bitirme, KCK operasyonlarıyla BDP’yi bitirme, İmralı tecridi ile Sayın Öcalan’ı etkisiz kılma ve Kürt halkını statü ve anadil taleplerinden vazgeçirme” tezi çökmüştür. Bu tezlerin kamuoyu açısından da hiçbir meşruluğu kalmamıştır. Açlık grevleri sürecinde, çözümün esas olarak halkların gücü ve kararlılığıyla gerçekleşeceği de ortaya çıkmıştır. Şimdi bu gücü, çözüm için harekete geçirme zamanıdır.

İçeride yaratacağımız bir çözüm zemini, diyalog ve müzakere süreci Türkiye’nin bölge politikasının da doğru temelde yeniden şekillenmesine katkı sunacaktır.
AKP hükümeti şimdiye kadar, içeride ve dışarıda savaşı esas alan bir politika izledi. Bu politikadan bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor. Suriye’deki gelişmeler, Türkiye açısından artık çok kritik bir aşamaya gelmiştir. Türkiye’nin sıcak bir çatışmanın, savaşın tarafı haline gelmesi an meselesidir. Ayrıca izlediği politika Türkiye ile Suriye’deki Kürtleri karşı karşıya getirecek kadar tehlikelidir. Son günlerde bazı silahlı gruplar Ceylanpınar üzerinden Suriye Kürdistan’ına geçirilmiş ve bu gruplar Serêkaniyê (Reseleyn)’de Kürt halkına karşı saldırı düzenlemiştir. Türkiye’den geçen silahlı gruplar 19 Kasım’da açıkça bir siyasi cinayet işlemiştir. Bu çeteler, demokratik bir halk gösterisi sırasında silahsız olan Serêkaniyê Halk Meclisi Başkanı Abid Xelil’i katletmiştir. Bu cinayetin siyasi sorumluluğu Türkiye’ye aittir. Bu cinayetten sonra Serekani’de şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. Dün akşam saatlerinde zırhlı araçların da Türkiye’den geçerek çatışmalara dahil oldukları yönünde iddialar gündeme gelmiştir. Bu, Kürtlerin topraklarına bir işgal girişimidir.

Suriye’deki Kürtler, yaşadıkları kasabalarda, tüm farklılıkların temsil edildiği Halk Meclisleri kurarak, Esad rejimine karşı kendilerini ve kentlerini korudular. Artık geri dönülmez bir biçimde statü kazanma ve kendi kendini yönetme sürecine doğru yürüyorlar. Şimdiye kadar Kürt bölgelerinde yoğun çatışma ve yıkım yaşanmadı. Şimdi Türkiye’nin desteklediği kimi silahlı çetelerin Suriye Kürdistan’ında, çatışma çıkarması, işgal girişiminde bulunması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu gelişmelere karşı Türkiye’deki Kürtlerin ve demokratik kamuoyunun da sessiz kalmayacağını herkesin bilmesi gerekiyor.

Mezhep ve etnik çatışmalardan uzak duran, demokratik değerlere önem veren, kendisiyle birilikte yaşayan tüm kimliklerin ve inançların özgürlüğünü esas alan Kürtler, Yeni Ortadoğu’nun en temel taşıdır. Yeniden yapılanma sürecinin de en temel aktörüdür. Türkiye eğer gerçekten demokrasi ve özgürlük esasına göre yeniden yapılanmış bir Ortadoğu politikası izliyorsa, ilk ittifak yapması gereken güç Kürt halkıdır. AKP hükümeti Suriye’de Kürtlerin kazanımlarını engelleme politikasından derhal vazgeçmelidir.

Barış ve Demokrasi Partisi olarak, Suriye’de demokratik bir gelecek perspektifiyle, Kürtlerin ve tüm kimliklerin özgürlük arayışını destekleyen bir politika izliyoruz. Ceylanpınar ve Serêkaniyê’deki gelişmeleri kaygıyla takip ediyoruz. Gerektiğinde halkımızla birlikte, en net tutumu alacağımızı tüm kamuoyuna deklere ediyoruz.

Bu saptamalar çerçevesinde, Merkez Yürütme Kurulumuzda, şu kararlar alınmıştır:

. Açlık grevleri sürecinde mücadele eden, söz söyleyen, talepleri sahiplenen bütün demokratik güçlerin, Kürt sorununun diyalog ve müzakere yöntemiyle çözüm talebi etrafında birleşmeleri için çalışmalar yürütülecektir.

. İl ve ilçe örgütlerimiz aynı çalışmayı kendi il ve ilçelerinde yürütecektir.

. 24 Kasım’da, Nazmi Gür, Altan Tan ve İbrahim Binici’nin başkanlık ettiği bir heyet Serêkaniyê’deki çatışmalardan etkilenen ve göç edenleri ağırlayan Ceylanpınar ve Viranşehir’e gidecektir.

. 26 Kasım’da Suriye Kürdistanı’na sınırı olan illerin il, ilçe ve belde belediye başkanları, il ve ilçe başkanlarıyla, bu illerde görevli PM üyeleri, Eş Başkan Gültan Kışanak başkanlığında Kızıltepe’de toplanacaktır.

. 25 Kasım Kadına Yönelik Karşı Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle Kadın Meclisi’nin yaptığı planlama çerçevesinde illerde yürüyüş, panel ve toplantılar düzenlenecektir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: