Barış ve Demokrasi Partisi

Archive for Kasım 2012

Basına ve Kamuoyuna

Türkiye-Suriye sınırının Türkiye tarafında, Ceylanpınar ve Suriye tarafında Resulayn (Kürtçe adıyla Serakaniye) arasında kalan kesimde son günlerde El-Kaide’ye bağlı gruplarla, özerklik için mücadele eden Kürt güçleri arasında meydana gelen çatışmaların yol açması muhtemel olumsuz sonuçlara Halkların Demokratik Kongresi adına dikkat çekmek istiyoruz Yazının devamını oku »

Şimdi Dışarıdaki Ölümleri Durdurmalıyız

21 Kasım’da siyasal süreç, örgütlenme ve planlama gündemleriyle toplanan BDP MYK, ağırlıklı olarak açlık grevleri süreci ile Suriye Kürdistan’ındaki son gelişmeleri ele alarak şu saptamalarda bulundu;

Cezaevlerinde, Kürt sorununun çözümündeki tıkanıklığın aşılması, her gün onlarca cana mal olan çatışmalı sürecin bitmesi ve yeni bir müzakere sürecinin başlaması amacıyla Yazının devamını oku »

12 Eylül’den bu yana politik tutsaklar tarafından sürdürülen açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla partimizin aldığı karar doğrultusunda iki günlük açlık grevi yapmak için toplanan yurttaşlara yönelik polis saldırısıyla ilgili İstanbul İl Örgütümüzün açıklamasını paylaşıyoruz:

Cezaevlerinde on binlerin sürdürdüğü açlık grevine destek için, dışarıda on binlerin başlattığı açlık grevine İstanbul’un üç bölgesinde de saldırıldı. BDP Esenyurt İlçe binasının önünde, Sancaktepe’de Festival alanında ve Sultangazi Parkı’nda açlık grevi yapmak üzere toplanan binlerce kişiye gaz, tazyikli su, tazyikli gazlı suyla saldırıldı.

Bu ağır saldırıda İstanbul İl Eşbaşkanımız Asiye Kolçak’ın yanı sıra pek çok yöneticimiz, üyemiz ve tutuklu yakını yaralandı. Bilindiği gibi İl Eşbaşkanımız Asiye Kolçak cezaevlerindeki açlık grevlerine destek vermek için düzenlenen bir basın açıklamasında yine polis şiddetiyle yaralanmış ve 10 günlük iş göremez raporu almıştı. Yazının devamını oku »

Below is the letter of imprisoned BDP MP, Faysal Sarıyıldız, who has been on hunger strike in Diyarbakır D Type Prison since October 15, 2012. The original piece was published in the daily Ozgur Gundem on 15th of November:

The hunger strike initiated by the Kurdish political prisoners on September 12th is not in conflict with existing laws, but puts forth two legitimate demands which are key to solving the Kurdish problem. I got involved in the strike on its 34th day, at a time when merely watching those on strike became unbearable. In the current stage of the hunger strike, weight loss has become evident, the skin has taken on the colour of a straw paper, the cheeks have collapsed inward, and the eye sockets have sunken. However, it is also a stage when the understanding, morale and consciousness of those who resist have reached their peak. Yazının devamını oku »

We are sharing the speech of deputy chairs of our parliamentary group.

The Kurdish Issue came about 90 years ago as a result of the repudiation of the Kurdish people and assimilation politics and Turkification strategies of the Turkish state. Kurdish People has been in struggle for assertion of its identity and legitimate rights for 90 years. The Kurdish People who fall into massacres, forced migrations, poverty and unidentified killings during 90 years, has been continuing to express own demands about the fundamental rights. As for the state authorities’ violence against this struggle, it is increasing. It has been revealed that the state was behind the unidentified killings in the 90’s. In those years, state was repressing the Kurds by the suicides. But now, state kills Kurds by the bombardments like the Roboski Massacre. Yazının devamını oku »

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde tutsak olan Şırnak Milletvekilimiz Selma Irmak’ın mektubunu paylaşıyoruz:

Sonbaharın en dingin en durgun demlerini yaşıyoruz. Sarmaşığımızın sararan yaprakları kendini usul usul boşluğa bırakmakta… Doğa huzurlu bir sesizliğe hazırlanmakta… Oysa cehennemin yüreğinde yaşıyor gibi bir hisle kavruluyoruz. Hergün başka bir söylemle irkiliyor, dehşet verici sözlerle sarsılıyoruz. Körleşen vicdanları insanlığımız acıyarak izliyoruz.

12 Eylül tarihinden beridir devam eden açlık grevleri en kritik sürecini çoktan geride bıraktı. Günlerdir adeta kızdırılmış bir sacın üzerinde yürüyor, bir ateş hattından geçiyoruz. Hükümetin başı tarafından fütursuzca sarfedilen sözler, bu ateşe benzin dökmekte, harlanmaktadır. Adalet Bakanı ‘ya hayırlı bir söz söyleyin ya da susun, söz orucuna girin’ demişti. Bunu en çok başbakana söylemek gerekiyor sanırım. Başbakan söylemleriyle, kutuplaştıranı ayrıştıran bir tutum sergiliyor. Çözüm değil, ölümü davet ediyor. Açlık grevlerini değerledirme biçimi vicdansızlık sınırlarını çoktan aşmış durumda. Her durumdan kendine pay çıkaran, politik bir çıkar elde etme gayretinde olan Başbakanın bir zamanlar bir ‘dava’ insanı olduğu, zalime karşı mazlumun yanında yer almayı emreden idealin sahibi bir insan olduğuna kim inanır? Sık sık andığı Şeyh Edebali’nin sözlerini düstur edinmesi şöyle dursun, kemiklerini sızlatan pratikleri hangi ruh haliyle açıklanabilir? Yazının devamını oku »

We are sharing the letter of our hunger strike activist deputy Adil Kurt.

I am writing this letter on the 61st day of the indefinite hunger strike started by Kurdish political prisoners.

I don’t know in which day you will be reading this. To make things easier for you, I will state the day and hour that I write this letter. November 11, 2012, around 21.00. Diyarbakır…

What I feel now is not the feeling of a member of parliament.

I will try to express my sentiments as a Kurd who has lived in the famous Kato region of Hakkâri and used to think himself as the happiest person on earth when he had a new pair of rubber shoes.
Yazının devamını oku »