Barış ve Demokrasi Partisi

KCK Operasyonları 12 Eylül’ü Aştı

Posted on: 08/10/2012

Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Meral Danış Beştaş ‘siyasi soykırım operasyonlarını’  ANF’ye  değerlendirdi: 

Kürt siyasal hareketinin “siyasi soykırım operasyonları” olarak tanımladığı “KCK operasyonları” kapsamında binlerce kişi tutuklandı. Bunların bin kadarı BDP’li seçilmişler ve siyasetçilerden oluşuyor. BDP’nin Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, yaklaşık 8 bin KCK tutuklusunun bulunduğu cezaevlerinde ihlallerin de diz boyu olduğunu vurgulayarak, “Dava ve yargılananlar itibariyle KCK davaları, 12 Eylül’ü aşmış durumda. O bir süreçti. Darbe oldu yargılanma yapıldı. Burada kesintisiz bir süreç var” dedi. Beştaş, bu sürecin son bir yılında AKP rejiminin halka ve BDP’ye yöneldiğine dikkat çekti.

KCK’nin 13 Nisan 2009’daki ateşkes deklarasyonundan bir gün sonra startı verilen “KCK operasyonları” kapsamında bugüne kadar binlerce kişi gözaltına alınırken, yaklaşık 8 bin kişi halen tutuklu bulunuyor. Operasyonlarda Kürtler ve onların mücadelesiyle dayanışma içinde olan, baskıcı hükümet politikalarını reddeden tüm muhalifler hedef alınıyor: seçilmişler, sendikacılar, kadınlar aktivistler, siyasetçiler, öğrenciler, gazeteciler, insan hakları savunucuları, aydınlar, hukukçular, demokratlar, çocuklar…

KCK operasyonları kapsamında yaşanan gelişmeleri, açılan davaların seyrini yakından takip eden ve bu sürecin birebir tanığı olan BDP’nin İnsan Hakları ve Hukuktan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, süreci ve bu operasyonların geldiği noktayı değerlendirdi.

OSLO GÖRÜŞMELERİ TARİHİ İLK OPERASYONLA BAŞLADI

Operasyon tarihinin BDP ve demokratik kesimlere siyaseten birçok şeyi ifade ettiğini kaydeden Beştaş, Oslo görüşmelerinin, ilk KCK operasyonuyla birlikte başlayan bir tarih olduğunu belirtti. Beştaş, Kürt legal siyasetine soykırım olarak tanımlanan operasyonların iktidarın çözüme yaklaşımını gösterdiğinin altını çizerek, aralıksız devam eden bu operasyonların başta BDP olmak üzere legal siyasetin ve demokratik çevrelerin susturulması, siyaset yapamaz duruma getirilmesi ve iktidarın siyaseten başaramadığını yargı eliyle yapma çabası olduğunu vurguladı.

ESKİ VE YENİ 36 BELEDİYE BAŞKANI TUTUKLU

2009-2012 yılları arasında 18 BDP’li belediye başkanı, 60 belediye meclis üyesi, 14 il genel meclis üyesi görevinden alındı. Yine eski ve yeni 36 belediye başkanının tutuklu olduğunu ifade eden Beştaş, “Önceki dönem belediye başkanlarımız Fırat Anlı, Abdullah Akengin de tutuklular arasında. Şu an Kayapınar Belediye Başkanımız Zülküf Karatekin, Batman Belediye Başkanımız Necdet Atalay, Iğdır Belediye Başkanımız Mehmet Nuri Güneş tutuklu. Derik Belediye başkanımız tutuklu. Bu isimleri çoğaltabiliriz. Yani yerel yönetimlerimiz de doğrudan hedef halinde. Bu durum seçimler öncesi ve sonrası stratejik farklılıklar göstererek devam ediyor” dedi.

TUTUKLU VEKİLLERE YÖNELİK UYGULAMA TAMAMEN SİYASİ

Halkın oylarıyla seçilen vekillerin halen cezaevlerinde olmasının Türkiye’nin bir ayıbı olduğunu dile getiren Beştaş, “Onlar birey olarak tutuklu değiller. Yüz binlerce oyla seçilmiş bir iradeyi temsil ediyorlar. Hukuken iktidarın bu tutukluluk için gerekçesi var. Üç yıldır aynı gerekçe; kaçma, delilleri karartma, başkalarının üzerinde etki yaratma gibi soyut nedenler. Vekillerin de diğer KCK tutuklularının da serbest kalmaları önünde bir engel değil bunlar. Bu tür gerekçelere başvurulamaz. Bunun devam etmemesi gerekiyor. Faysal Sarıyıldız’ı bıraksalar kaçacak mı, hayır. Parlamentoda yer alacak. Diğer vekiller için de aynısı geçerli. Bunlar hukuki değil siyasi gerekçeler aslında. Bu konuda geçmişte meclis başkanının partileri bir araya getirme girişimi oldu. Zaman zaman açıklamalar oldu ama en son AKP bunu engelledi” diye belirtti.

7-8 BİN TUTUKLU NORMAL DEĞİL, ASLA KANIKSANMAMALI

AKP iktidarı ve siyasi mekanizmanın hedefi tüm bu olanları rutinleştirme, sıradanlaştırma. kabul ettirme ve itirazı kesme mantığını içerdiğini vurgulayan Beştaş, şunlara dikkat çekti: “Bu normal değil. 7-8 bin tutuklunun olması, vekillerin tutuklu olması, belediye başkanlarımızın tutuklanması normal değil. Asla kanıksanmamalı. Baştan beri olan reddimizi devam ettiriyoruz. Türkiye, KCK operasyonlarını çok tartıştı. Partimizin düşünceleri açıklamaları büyük oranda destek görüyor. Liberal, sol, hatta muhafazakar kanatta da bunlar dile getiriliyor. Uluslararası alanda da durum aynı. AKP, sıkışmış durumda. Konsoloslukların, AB raporlarında işlenen en çok konulardan biridir. Kamuoyu şunu görüyor; halkın düşüncelerini değiştiremedikleri için, yani seçmenimizin, ne istediklerini bilen bir politik kesimden söz ediyoruz. Tutuklamalarla geri çektirme ve ürkütme yaratmaya çalışıyorlar. Bir kişi tutuklanıyor ama on kişi gelip o göreve talip oluyor. Geçmiş seçim bunu gösteriyor. Baskı ve zulüm hiçbir yerde başarıya ulaşmamıştır. Burada da ulaşamayacak. Goethe’nin dediği gibi; Baskının olduğu yerde direnişte vardır.”

TUTUKLULARIN BİNİ BDP’NİN AKTİF ÇALIŞANI

Tutukluların istatistik bilgilerinin sürekli güncellendiğini söyleyen Beştaş, “Yaklaşık 8 bin olan tutuklu sayısının bine yakınının genel merkez çalışanı, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, il ve ilçe başkanları, kadın meclisleri, gençlik meclisleri, yerel yönetim çalışanları. Şırnak’ta 2 belediye meclis üyemiz kaldı. Mardin’de 6 ilçe başkanı tutuklu. Eski Diyarbakır il başkanımız ve Erbil temsilcimiz Mehmet Ali Aydın tutuklu. Bu sayı daha da çoğaltılabilir” dedi.

SON BİR YILDIR HALKA YÖNELİM VAR

Beştaş, operasyonların kademe kademe yapıldığını ifade ederek, son bir yıldır da seçmene yönelik tutumlar geliştirildiğine işaret etti. Parti yöneticilerinin, seçilmişlerin ardından halkın hedef alındığını belirten Beştaş, mahalle meclislerine kadar yönelim olduğunu, resmi kaydı bulunmayan ancak seçimde çalışanların da hedef olduğunu kaydetti. Beştaş, “Biz duruşmalarda artık yakında berberler, kahveciler diye ayrı ayrı toplumun farklı alanlarının da hedefleneceğini söylüyoruz. Artık o noktaya gelindi” ifadelerinde bulundu.

HER TÜR AKTİVİTE KCK İLE BAĞLANTILANDIRILIYOR

Tıp öğrencileri bile halkı bilinçlendirdikleri için sağlık konusunda tutuklandığı bir dönemden geçildiğini belirten Beştaş, “KCK paralel devlet kuruyor heyulasıyla operasyona dayanak yapılıyor. Davların hukuki süreçlerinde kadın kotası sıklıkla karşımıza çıkan bir olgu. Bunu istemek KCK’nin politikasını destelemek oluyor! Yeni bir şey değil ki bu. Ama KCK savunuyorsa siz savunamazsınız deniyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünde ya da 8 Mart’ta açıklama yapmışsanız KCK’nin de açıklaması varsa siz suçlusunuz. KCK’nin söz söylediği bir alanla ilgili her türlü faaliyette tutuklanırsanız. Avukatlar AİHM’e dava götürdükleri için yargılanıyor. Düşünce özgürlüğü yargılanıyor. MYK üyemiz Mersin’i arayıp toplantı yapacağız ben de katılacağım diyor bunu KCK faaliyeti olarak ele alıyorlar. O kadar çok örnek var ki. Gençler toplantı yapıyor KCK’ye bağlıyorlar. Sendikacıların davası da örnek. Sendikal özgürlükleri savundukları için kadın sendikacılar alınıp yargılanıyor. Basın dosyasında gazeteciler haberleri yüzünden yargılanıyor. Kadınlar kendi çalışmalarını yürüttüğü için, avukatlar savunma yaptıkları için, insan hakları savunucuları adalet talepleri için yargılanıyor” dedi.

ANADİL TALEBİ TÜRKÇE BİLİP BİLMEMEKLE ALAKALI DEĞİL

KCK davalarının duruşmalarında yargılananların anadilde savunma taleplerinin “Türkçe biliyorsunuz o yüzden Kürtçe savunma yapamazsınız” gerekçesiyle reddedildiğini söyleyen Beştaş, bu konuda şunları belirtti: “Kürtçe unutturulmaya çalışıyor. Bu cumhuriyet tarihi boyunca böyleydi. Ancak Kürtçenin unutturulamadığını görüyorlar. Biz savunmalarımızda Türkçe bilinip bilinmemesi değil anadilde savunmanın bir hak olmasından hareketle talepte bulunuyoruz. Mahkemelere tercüman istiyoruz. Onlar anlamıyorlar tabi. Kamusal alanda kullanılmamasına dönük bir refleks. Mahkemelerde virgülünden noktasına aynı kararlar uygulanıyor. Diyarbakır’daki mahkeme İstanbul’a, oradaki İzmir’e, İzmir Ankara’ya, Ankara Konya’ya gönderiyor. Merkezi bir reflekstir.”

2009’DAN ÖNCE HAKPAR KÜRTÇE SAVUNMA YAPMIŞ

Anadilde savunma hususunda önemli bir husus olduğunu dile getiren Beştaş, “KCK davalarından önce HAKPAR’ın Kürtçe savunmalarına izin verdiler. Bunları da örnekler veriyoruz. Yani 2009 yılından önce yaşanmış emsaller bunlar. Yaygın bir talep karşısında tutum geliştirdiler. AKP’nin anadilde savunma hakkının sağlanacağı yönünde açıklamaları var. Direnemeyecekleri bir talep. Haklı bir taleptir. Bu Kürt diline tahammülsüzlüktür. Kamusal alana geçişini engellemektir” ifadelerinde bulundu.

KCK operasyonları ve davalarının hukuki bir süreç adına hiçbir veri taşımadığına işaret eden Beştaş, bunun dava dosyalarında, iddianamelerde ve iktidarın açıklamalarında görüldüğünü ve tamamen politik bir süreç olduğunu söyledi.

TÜRKİYE TARİHİNDE GÖRÜLMEMİŞ UYGULAMA

“AKP, Türkiye tarihinde olmamış uygulama başlattı” diyen Beştaş, şunları belirtti: “Son 2 aydır sevk adı altında insanları sürgüne gönderdiler. Diyarbakır’da yargılananı Şakran’a, İstanbul’da yargılananı en uzak ile gönderdiler. Duruşmaya getirilemiyor ifade veremiyor insanlar. Tümüyle dağıtılıp parçalanmak isteniyor. En asgari haklarını kullanmalarına dahi tahammül yok. Aileleriyle görüşemiyorlar, mahkemelere katılamıyorlar. Şakran kamuoyuna yansıdı. Cezaevleri kendi keyfi uygulamalarını devam ettiriyor. Doluluk oranları cezaevi yaparak çözülecek bir sorun değil.”

DAVA VE YARGILANAN İSTATİSTİĞİ 12 EYLÜL’Ü AŞTI

12 Eylül dönemi yargılama istatistiğini de incelediklerini kaydeden Beştaş, “Dava ve yargılananlar itibariyle KCK davaları, 12 Eylül’ü aşmış durumda. O bir süreçti. Darbe oldu yargılanma yapıldı. Burada kesintisiz bir süreç var. Devam ettiriliyor. Hukuk alanında avukatların coplarla duruşma salonundan atıldığı bir örnek yok 12 Eylül’de. Ama Silivri’de hiç yetkisi olmadığı halde mahkeme başkanı tarafından dışarı atılıyor avukatlar ve darp ediliyor. Ciddi bir refleks de görülmüyor. Hukukçuların destek vermesi gerekiyor” diye konuştu.

“Bir yandan silahlı, çatışmalı bir ortam var, diğer yandan siyaset yapmaya çalışanlar var. AKP, demokratik siyaset kanallarını açmaya çalışanları tutuklayıp bu alanı kapatmaya çalışıp, silahlı alanı açıyor” diyen Beştaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu izah edilecek bir durum değil. Dünya siyasete olanak tanır. Konuşmanın alt yapısı ortadan kaldırılıyor. Biz halen direniyoruz. Sorunun siyasetle konuşarak çözüleceğini söylüyoruz. AKP, sorunların çözümünün diyalog olduğunu ve adresinin parlamento olduğunu söylüyor ama aksi uygulamalara imza atıyor. İrlanda’da ve farklı örneklerde aynı sorunlarla boğuşan ülkelerle silahlı militanların siyaset yapması önündeki engeller kaldırılmıştır. Siyaset yapmaları sağlanmıştır. Türkiye’nin de yapması gereken bu. Demokratik siyaset alanında çalışanların, seçilmişlerin, bir partinin organlarını tutuklamayla yok edilmeye çalışılması demokrasi düzeni içinde izah edilemez. Başbakan otoriter yaklaşımlarda görülen ben yaparım yok ederim diyor. Böyle sorun çözemezsiniz. Çözümde BDP’nin de muhatap alınıp, seçilmiş bir irade olarak görülmesi gerekmekte. BDP bu sorunun muhataplarındandır ve bir kenara itilemez. O nedenle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tutuklu vekiller konusundaki açıklaması önemlidir. Bunun sahiplenilmesi gerekiyor. Dokunulmazlık konusunda da durum böyle. Derinleştirilip sahip çıkılması gereken bir yaklaşım.”

08 Ekim 2012

İbrahim Açıkyer-ANF

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: