Barış ve Demokrasi Partisi

Örgütlü Kadın, Özgürlüğün Teminatıdır

Posted on: 01/10/2012

Kadın Meclisimizin 28–29 Eylül 2012 tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleştirdiği 2. Kadın Konferansı’nın sonuç bildirgesini paylaşıyoruz:

28–29 Eylül 2012 tarihlerinde 2. BDP Kadın Meclisi Konferansımız; kadın milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, belediye ve il genel meclis üyelerimiz, kadın il-ilçe başkanlarımız ve örgütlü olduğumuz tüm illerden aktif meclis çalışmalarımızda bulunan üyelerimiz arasından seçilmiş 100 delege ile toplanmıştır. Kadın Meclisimiz, “Örgütlü Kadın, Özgürlüğün Teminatıdır” şiarıyla gerçekleştirilen Konferansı Bitlis’te katledilen 15 kadın devrimciye adayarak Tatvan ilçesinde gerçekleştirmiştir.

Konferansımız; gerçekleştiği tarih Lice’de havan mermisi ile yaşamını yitiren 14 yaşındaki Ceylan Önkol’un ölümünün 3. Yıldönümüne denk geldiğinden, Kürdistan ve dünyada savaşlarda katledilen çocukları anarak başlamıştır.

Demokratik cinsiyet özgürlükçü yaşamın ancak ekolojik paradigma ile mümkün olacağı; bunun da kadının en temel yaşam sorunu olduğu ortadadır. Kadının köleleşme süreci doğadan koparıldığı süreçtir. Doğadan koparılan kadının üretimden de koparıldığı ve erkeğe muhtaç edildiği; benzer şekilde toplumun doğadan koparılarak üretimden uzaklaştırıldığı ve devlete muhtaç edildiği gerçeği; kadının ve insanın doğaya dönüşünün kölelikten; muhtaçlıktan koparak özgürleşeceği gerçeğidir. Konferansımızda yürütülen tüm tartışmalar bu perspektifle bağı kurularak yapılmıştır.

Delegasyon siyasal süreç gündeminde yürüttüğü tartışmalarla; sürecin Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu halkları ve özelde kadınları için önemli değişimleri içerdiğini ve değişimin halkların ve kadınların özgürlüğüne evirilmesinde Kadın Meclisinin belirleyici misyonunu açığa çıkarmıştır.

Ortadoğu halklarının diktatörlere karşı başkaldırılarını, kendi hegemonyacı çıkarlarına zemin yapmak isteyen egemen ülkeler bölgede etnik ve mezhepsel farklılıkları, çelişkileri derinleştirmektedir. “Arap baharı” diye başlayan süreç ne yazık ki, halkların barış içinde bir arada yaşayacağı, çoğulcu, eşitlikçi ve demokratik bir zemine dönüşememiştir. Bununla birlikte, Batı Kürdistan’da bütün etnik ve mezhepsel farklılıkların bir arada, birinin diğerine egemen olmadığı Ortadoğu perspektifine ve hayata geçirecek örgütlülüğüne sahip olan Kürt halkı, tüm Ortadoğu halkına yol gösterici olarak bir umut yaratmaktadır. Batı Kürdistan’da yeni bir yaşam yaratan ve örgütleyen kadınlar; siyasette ve toplumun dönüşümünde yer alamayan Ortadoğu kadınına öncülük etmektedir.
Sonuç olarak görülmelidir ki; Ortadoğu’da hiçbir proje ne emperyalist hegemonik ABD tarafından, ne de ona öykünen AKP tarafından, Kürt halkının özgürlük mücadelesini göz önünde bulundurmadan hayata geçirilemez. Kürtlerin tüm Ortadoğu için dönüştürücü gücü reddedilemez. Kürtlerin hak ve özgürlükleri sağlanmadan Ortadoğu’da gerçek bir barış inşa edilemez.
Türkiye’deki Kürtlerin örgütlü direnişi ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler AKP hükümeti için korkulu rüyaya dönüşmüştür. Kürt halkının 30 yıllık özgürlük mücadelesinin yarattığı devrimci halk ve mücadele birikiminin Ortadoğu değişim sürecinde Kürt halkının tarihsel kazanımını yaratacağının farkındadır. Bu duruma engel olmak için hem Suriye politikasında hem de Kürt sorununda siyasi ve askeri şiddet politikalarına hız vermiştir. Başta Kürt Halk lideri Abdullah Öcalan’a, Kürt Halkına ve siyasetçilerine dönük siyasi soykırım operasyonlarının temel nedeni budur. Ancak Konferansımızın bu yüzyılın Ortadoğu’da Kürtlerin eşitlikçi ve özgürlükçü statü yılı olacağına inancı tamdır.

Tüm kadınları ikinci sınıf insan olarak algılayan, kaç çocuk yapacağından nasıl doğuracağına kadar kadınların bedenleri hakkında karar veren, taciz ve tecavüzlerden kadını sorumlu tutan anlayışı meşrulaştıran, taciz ve tecavüz sanıklarını koruyan-aklayan, taciz ve tecavüzü bir savaş yöntemi olarak geliştiren AKP Hükümeti; tüm yönelimlerine rağmen hala karşısında dik duran ve sözünü esirgemeyen, güç getiremediği kadınları da düşman olarak görmektedir. Kürt kadınının dönüştürücü ve özgürleştirici gücünü kırmak için onun örgütlülüğüne saldırmakta, kadın vekilleri hedef almaktadır. AKP Hükümetinin bu yaklaşımına en ağır yanıt yine Kürt kadınlarının örgütlü özgürlükçü gücünden gelecektir.

AKP’nin 10 yıllık iktidar tarihinde barış-demokrasi-çözüm üçlemesiyle elde ettiği gücü, savaş-hukuksuzluk-ölüm üçlemesine dönüştürmesi onun inişine neden olmuştur; tıpkı diğer savaş hükümetlerinde olduğu gibi bitişine de neden olacaktır. Hem komşularıyla, hem kendi halkıyla kavgalıdır. AKP içte ve dışta tek bir milletin ve tek bir mezhebin temsilcisidir. Bu tekçilik ve modern Dehaq durumu AKP’nin bitişini hızlandıracaktır.

Konferansımız perspektifini farklılıkların eşitliği ve özgür birlikteliğinden alır. Türkiye’de yaşayan herkes için barışın ve eşitliğin gelişimi diğer halklarla siyasal ve demokratik birlikten geçer. Kürtler için barış ancak çözüm ile mümkündür. Çözümün yolu da Kürt halkının Demokratik Özerk statüsünün, anadilde eğitim de dahil olmak üzere anadilin yaşamın her alanda kullanımının anayasal güvenceye alınması ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan başta olmak üzere tüm siyasi tutsakların özgür bırakılmasıdır. Bunu hızlandırmak ve gerçekleştirmek için Kürdistan halkının ulusal birliği çözüm perspektifinin diğer ayağını oluşturur.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ının durumuna ilişkin kaygılar ve derhal serbest bırakılması talebi Konferansımıza damgasını vurmuştur. Gerek Ortadoğu’daki gelişmeler, gerekse Türkiye’de yaşanan büyük gerilim Sayın Abdullah Öcalan’ın tezlerinin ne kadar önemli ve gerçekçi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Başkan Öcalan, bugün Türkiye’de çözüme direnen ve “Türk sorunu” olarak tanımlayacağımız sorunu aşacak yegane güçtür. AKP, Kürtlerle Türkler arasından çekilmeli ve zehirlediği ortamın temizlenmesi için Öcalan’ın Türk halkına seslenmesine olanak tanımalıdır. Başta Türkiye ve Suriye olmak üzere, tüm Ortadoğu halklarının barış içinde, eşit ve özgür birlikteliğini sağlayacak tek lider Öcalan’dır.

Konferans delegasyonumuzun tartıştığı siyasal süreç göstermiştir ki Kadın Meclisimizin örgütsel durumu bu süreci karşılama konusunda yetersiz kalmıştır. Bunda AKP’nin siyasal soykırım operasyonları kadar bizim anlayış ve yaklaşım sorunlarımızda belirleyici olmuştur.

Kürt halkının son yüzyıllık inkar ve imhayla geçen tarihi; büyük direnişi ve güçlü perspektifi sayesinde özgürlükle taçlanma noktasına gelmiştir. Bu final aşamasında, Hem Kürt halkının hem de Kürt kadınlarının özgürlüğünün garantisi örgütlülüğümüzdür. Cins mücadelesi, kopuş teorisine, erkeği dönüştürmeye, özgür bireyi yaratmaya dayanmalıdır. Sistem cinsiyetçiliği, milliyetçiliği, dinciliği, bilimciliği geliştirerek erkek egemen zihniyeti yaşamın tüm hücrelerine yedirmiştir. Bu anlamda erkek egemen zihniyet ve yapılarla mücadele; kapitalist sistemin kadını hiçleştiren, bitiren, kadını kendi içine çeken, yaşam biçimine karşı olmaktır.

Bu temelde konferansımız sürece cevap olmak, hem kadın özgürleşmesi, hem Türkiye ve Kürdistan halkının özgürleşmesi sürecini hızlandırmak için siyasal ve örgütsel tutum belirlemiş kararlaşmalar geliştirmiştir.

Buna göre Konferansımız;
İdareci, birbirini denetlemeyen, eleştiri–özeleştiri mekanizmasını işletmeyen liberal örgüt anlayışını ve cins bilinciyle siyaset yapmamayı mahkum etmiştir.

Kadın özgürlük mücadelesinin sadece özgün alanda çalışan kadınların işi olmadığının, genel çalışmalarda yer alan tüm kadınların kadın kurtuluş ideolojisini sahiplenme sorumluluğunun altını çizmiştir.

Sürecin kadın öncülüğünde finale gideceğinin bilinciyle sürece kilitlenip her zamankinden daha fazla ideolojik mücadeleyi önümüze koymuştur.

Demokratik siyasetin ancak radikal demokrasi anlayışı ile örülecek konfederal örgütlenme modeli içinde mümkün olacağını belirlemiştir.

Demokratik özerkliğin kadınların siyasi ve idari yapılanmada, toplumu inşada rol aldığı bir sistem olduğunu hatırlatarak, ilan edilen demokratik özerkliğin hayata geçmesi için örgütsel gündemimiz olması gerektiği vurgulamıştır.

Delegasyonumuz;

  • Batı Kürdistan’daki özerkliğin inşasını yerinde gözlemlemek devrimin dünya kamuoyunda daha görünür kılınması için bir heyet gönderilmesi, devrime ve oradaki kadınlara destek amaçlı kampanyalar yürütülmesi;
  • Kürt halk önderi Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması Kürt Kadınının ve halkının özgürlüğe kavuşması anlamında olduğunu vurgulayarak; özgürlüğü için eylem etkinlik ve kampanyalar düzenlemek ve başta “Barış İçin Öcalan’a Özgürlük Platformu”nun imza kampanyası olmak üzere bu konuda yürütülen tüm çalışmalara aktif katılmak; Kadın milletvekillerinin imralıya gitmek için bakanlığa başvurması, olumlu cevap alınmaması durumunda gemlikte bir açıklama yapılması;
  • 12 Eylül 2012 tarihinde cezaevlerinde başlatılan Kürt halk önderi sayın Öcalan’ın sağlık güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ve anadilde savunma hakkı talepleri ile başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevleri ölümlerle sonuçlanmadan ve taleplerinin kabul edilmesi sağlanarak sonuçlanması için dayanışma ve destekleme eylemleri yapılmasını;
  • Anadilin yaşamın her alanında kullanılması, anadilde eğitim ve anadilde savunma hakkı için kadın meclisimizin, TZP- Kurdi ve DTK’nın başlattığı anadilde eğitim için başlatılan kampanyasını aktif olarak desteklenmesi;
  • Ulusal birlik çalışması ve konferansında ki kadının öncülüğünün yarattığı olumlu sonuçlar göz önünde bulundurularak bunun daha da geliştirilmesi, Kürdistan’ın tüm parçaları ve Avrupa, Rusya, Ermenistan, Azerbaycan vb. ülkelerde mücadele veren parti, örgüt ve kurumlardaki kadınlarla ortak mücadele zeminlerinin geliştirilmesi;
  • Kadının beyanı esastır ilkesinin altını bir kez daha çizerek; özel ve kamusal alanda kadına uygulanan her türlü şiddet taciz ve tecavüze karşı bugüne kadar yürüttüğü mücadeleyi daha da yükselterek katliama dönüşen bu şiddet politikalara karşı başta 25 kasım da olmak üzere, etkin kampanya yürütmesi;
  • Erkek egemen zihniyete karşı cins bilincinin güçlendirilmesi, demokratik ekolojik cinsiyet özgürlükçü paradigmanın toplumsallaşması, kadın iradesini açığa çıkaracak kadın kurtuluş ideolojisi konulu eğitim çalışmalarının yapılması; bu eğitimlere genel merkez ve tüm il-ilçe erkek yöneticilerinin katılımının sağlanması; genç kadınların siyasete güçlü katılımını sağlamak amacıyla siyaset ve gençlik konulu 100 kişilik genç kadın eğitimlerinin yapılması; aynı başlıklarla kadın kitle eğitim çalışmalarına ağırlık verilmesi;
  • Kadın mücadelesine ve savaşa karşı kamuoyunda duyarlılık yaratmak için heyetler oluşturarak tüm parti ve STÖ’lerin kadın birimleri, medya ve sanat dünyasındaki kadınlar ile bir araya gelmek;
  • Çözüm/barış için kadın buluşmaları düzenleyerek, “ölüm değil çözüm, savaş değil müzakere sloganı ile başta HDK kadın meclisi olmak üzere sosyalist ve feminist kadın hareketleri ile birlikte Kürt sorunun çözümü için, “evladın evladımdır” benzeri sloganlarla ortak kampanyalar yürütülmesi;
  • Militarizme karşı vicdani red hakkını savunduğumuzun altını birkez daha çizerek Türkiye halklarına çocuklarını askere göndermeme çağrısı yapılması;
  • Başlık parası berdel, çocuk yaşta evlilik, çok eşlilik ve şiddeti meşrulaştıran geleneksel yaklaşımlara karşı aktif mücadele için kampanyalar yapmak, ve bu geleneksel yaklaşımı parti içinde meşrulaştırmaya çalışan partimiz üye ve yöneticilerinin teşhir edilmesi;
  • Emek alanında mücadele yürüten kadınların mücadelesinin görünür kılınması, emek alanında yaşanan sorunların giderilmesi için emek örgütlerinde yer alan kadınlar ile ortak eylem ve etkinlikler geliştirmek, örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik politikaları destekleyerek evi içi emeğin görünür kılınması konusunda daha etkin çalışmaların yürütülmesi;
  • BDP Kadın Meclisinin, Türkiye’de bir ilk olarak başardığı eşbaşkanlık ve % 40 cinsiyet kotası sistemini kurumsallaştırması, yaygınlaştırması ve eşit temsile dönüştürmesi hedefiyle önümüzdeki yerel seçimlere hazırlanması;
  • Siyasi soykırımların örgütlenmemizi sekteye uğratmasını boşa çıkarmak amacıyla kadın meclislerimizi güçlendirmek ve olmayan yerlerde kurmak; görevlerini önümüze koymuştur.

Konferansımız;
Cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakları selamlar, başlattıkları açlık grevi eyleminin başarıyla sonuçlanması için her türlü çabayı harcayacağını belirtir. Batı Kürdistan’da ki devrimci konfederal halk örgütlenmesini selamlar, dayanışma duygularını iletir.
Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın büyük direnişini selamlar; özgürlüğü için her türlü çabayı harcayacağı sözünü verir.

Konferansımız, çözüm sürecinin coşkusu ve heyecanı ile; kadın özgürlük mücadelesinde, yeni yaşamı-özgür yaşamı yaratmada, kadın yoldaşlarımızın ve halkımızın ortaya koyduğu emeği ve değerleri büyütme ve sürece öncülük etme konusunda büyük bir inançla kararlaşma yaşamıştır.

30.09.2012
BDP KADIN MECLİSİ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: