Barış ve Demokrasi Partisi

Öcalan’a Özgürlük Demek Barış, Çözüm ve Kardeşlik Demektir

Posted on: 15/09/2012

Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş ile DİHA tarafından yapılan röportaj:

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AKP hükümetinin Şemdinli’de tam bir fiyasko yaşadığını belirterek, “Başarılıyız” söylemlerinin ise yalan olduğunu söyledi. BDP’li milletvekillerinin çantalarının fiyatlarının tartışılmasını sert bir şekilde eleştiren Demirtaş, “Başbakan Erdoğan’ın eşinin bir yüzüğü hepimizin servetinden fazla ama bunu yazan yok” dedi. Demirtaş ayrıca PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yapılan kampanyaların sahiplenilmesine vurgu yaparak, “Öcalan’a özgürlük demek barış, çözüm ve kardeşlik demektir” dedi.

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gündemdeki konuları DİHA’ya değerlendirdi. Demirtaş, Şemdinli’de AKP hükümetinin başarı iddialarının yalan olduğunu belirterek, AKP’nin Şemdinli’de baş aşağı düşüşe geçtiğini kaydetti. Dokunulmazlık tartışmalarına değinen Demirtaş, AKP hükümetinin Antep’te yaşanan patlamayı kullandığının altını çizerek, BDP’yi kapatmanın veya milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmanın kolay olmadığını bunu yapanların bedellerine de katlanması gerektiğini söyledi. Demirtaş ayrıca PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yapılan kampanyaların daha fazla sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Öcalan’a özgürlük demek barış, çözüm ve kardeşlik demektir” dedi.

‘BDP’den nefret ediyorlar’

* Kürt sorununda gelinen aşamada AKP hükümetinin Kürtlere yönelik sertleşen söylemini görüyoruz. BDP olarak bunu neye bağlıyorsunuz?

AKP, 2007 seçimlerinin ardından biz parlamentoya girdiğimiz günden itibaren bize karşı son derece sert, agresif, hakaretvari bir dil ve üslup kullanıyor. Yani zaman zaman bu dil ve üslupta sertlik artıp azalmak ile birlikte değişik bir yaklaşım ile hiç karşılaşmadık. Yani açılımın hayata geçirildiğini söylediği dönemlerde bile AKP partimize karşı pozitif bir yaklaşım sergilemedi. DTP’nin yeni meclise girdiği günlerde Erdoğan parti programını açıklarken bile partimize saldırmıştır. Tam 5 yıldır AKP’nin bize karşı politikası değişmedi. Çünkü Erdoğan ve Gülen cemaati çökmüş olan Kemalizmin yerine yeni bir resmi ideoloji ikame ettiklerini, allayıp pulladıklarını, biraz din sosuna bulaştırdıklarını ve bu konuda başarılı olacaklarını iddia ederek uluslararası güçlerden destek aldılar. 2002’den bu yana da bu desteği alıyorlar. Onların Kemalist politika yerine ikame ettiği politikayı deşifre eden Kürt özgürlük mücadelesi oldu. Bu nedenle BDP’den nefret ediyorlar.

‘Hiçbir Müslüman Kürt halkının taleplerine karşı çıkmaz’

* BDP’den nefretin temel nedeni nedir?

Çünkü bütün hesaplarını alt üst ettik. Toplumun iliklerine kadar hegemonya kurma girişimlerini Kürt özgürlük hareketi durdurdu. Kemalizm bu konuda başarılı oldu. 80 yıla yakın herkesi teslim aldı. Onu gerileten de Kürt özgürlük mücadelesi oldu. Şimdi AKP kemalizmin başaramadığı Kürt halkını teslim alma sürecini kendisinin başaracağını düşünüyordu ancak bunu da Kürt özgürlük hareketi engelleyince, kendi iki yüzünü teşhir edenlerden nefret eder bir pozisyona düştü. Bizim yaptığımız nefret edilecek bir şey değil. Kürt özgürlük hareketinin mücadelesi nefret uyandırmaz ancak bunlar gibi faşizan anlayışa sahip olanlarda bir nefret uyandırabilir. Ama halkların gönlünde partimizin mücadelesi büyük bir mücadeleye dönüştü. AKP her yeri ele geçirdim, devlet benim dediği noktada Kürt özgürlük mücadelesi AKP’nin fiyakasını bozan eylemler yapınca, AKP’de sürekli bize saldırdı. Bunun ideolojik altyapısı ise faşizm ve tekçi yapıdır. İçinde Allah inancı taşıyan hiçbir Müslüman Kürt halkının taleplerine karşı çıkamaz. O yüzden Tayyip Erdoğan’ın dayandığı ideolojik yapı faşizmdir.

‘AKP Antep’i kullandı’

* Antep’te meydana gelen patlama sonrasında partinize yönelik şiddet artmaya başladı. Birçok binanız saldırıya uğradı. Erdoğan ve bakanların partinize yönelik söylemleri oldu bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Antep’te yaşanan trajik olayla ilgili Kürt cephesi ilk gün tavrını ortaya koydu. BDP hemen tepkisini koydu. KCK açıklama yaptı eylemi kınadı ve yapanların peşine düşeceğini söyledi. Bir örgüt eylemi üstlenmiyorsa bunun aksini iddia edenlerin bunu kanıtlaması lazım. Bakıyorsunuz olayla ilgili olmayan birkaç kişi tutuklandı. Antep katliamının faili dediler. Ama bu insanların bu eylemle ilgisi yok. PKK bağını kurabilmek için. O gün Antep’te otoyoldan geçen araçların plakaları tek tek inceleniyor. O gün o plakalardan birinin kardeşi dağda olan bir aileye ait olduğu bulunuyor. Ordan yola çıkarak bir PKK gerillasının orda eylem yaptığı ve o kardeşlerin yardım ettiği senaryosunu uydurdular.

‘Antep’te buluşanlar Roboski’de neden buluşmadı’

* Antep’te yapılan cenazeye katılmadığınız eleştiriler vardı. AKP hükümet de Antep üzerinde size yüklendi AKP’nin bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Buradaki amaç şudur; AKP sıkıştığı yerde kendine nefes alabilmek için Antep patlamasını kullandı. Bu güne kadar hiç yapılmadık biçimde sivillerin cenazesine bütün devlet erkanı katıldı. Orada üzerlerindeki basıncı atmaya çalıştılar. Orada cenaze töreninde buluşanların hepsi savaş ittifakıdır. Roboski’de neden buluşmadınız. Madem sivillerin, çocukların hayatına bu kadar saygılısınız. Roboski’li 34 gencin cenaze törenine niye aynı devlet erkanı katılmadı. Bunların ki insanı duyarlılıktan öte siyasi sıkışmışlığı aşmaktır. Antep sonrası BDP’ye faşizan baskıyı yönlendirdiler. Başbakan, bakanlar, milletvekilleri bizzat BDP’yi hedef gösterdi. Tepkiden memnun olduklarını söylediler. Başbakan’ın ‘Külahları değiştiririz’ söylemi göz önüne alınırsa demek ki eskisinden daha fazla kirli savaş yöntemi kullanacaklar. Hiçbir dönemde İçişleri Bakanı bu kadar partimizi hedef göstermedi. Demek ki o kadar panik halindeler ki kaybedeceklerini anladıkları için her türlü ahlaksız yöntemi kullanıyorlar.

* Sizci dokunulmazlık tartışmasının altında yatan gerekçe nedir?

PKK’nin alan hakimiyeti ve arkadaşlarımızın görüntülerinden sonraki açıklamada BDP’yi hedef gösterdiler. AKP’li yetkililer, bakanlar, valiler, polisler hepsi bunu yaptı. Bunun altında yatan en önemli etken Suriye’dir. Suriye Kürdistanın da halk kendi öz gücü ile devrimini inşa ediyor. Başlayan bu devrimin önüne geçmenin kolay olmayacağını ve o devrimin Türkiye Kürdistanında çok güçlü yaşayacağını da biliyorlar fakat bunu geciktirebilmek için her türlü hukuksuz yöntemi kullanıyorlar. Aslında bugün Türkiye Kürdistanında halkın kazanımları diğer parçalarla kıyaslandığında çok daha ileri bir düzeydedir. Fakat Türkiye hükümetlerinin faşizan politikalarından kaynaklı bu devrimsel süreç çok daha ağır ilerliyor. Ama AKP hükümeti sıranın kendisine geleceğini çok iyi biliyor. Bundan geciktirebilmek için elindeki bütün orantıları sınırsız bir şekilde kullanıyor. Bize yönelik dildeki seviyesizliğin en büyük nedeni budur.

‘BDP’yi kapatmak kolay değil’

* BDP’nin kapatılması gibi bir durum ortaya çıkabilir mi?

Aslında bizler açısından bir travma yaratmaz. Kürt halkı açısından da olmaz. Biz böylesi bir pozisyon ile karşılaşırsak ötesini biz düşünmeyeceğiz bunu yapanlar düşünecek. Çünkü Kürt halkı seçeneksiz, çaresiz, zavallı bir halk değil. Bu mücadele BDP ve milletvekilleri ile başlamadı. Onlarla da bitmez. Biz demokratik siyasal alanda mücadele için elimizden geleni yapıyoruz. Bütün arkadaşlarım 8 bine yakın partili ve milletvekillerimiz tutuklu iken demokratik zemini açık tutuyor. Her gün gaz yememize rağmen bunu yapıyoruz. Halkımızın bize verdiği görev gereği bu alanda sonuna kadar durmaya kararlıyız. Ama buna rağmen devlet partimizi kapatır, vekilleri cezaevine atarsa bu bizde bir travma yaratmaz. Kürt halkı önüne çıkan böylesi bir gelişme karşısında değerlendirmesini yapar ve yeniden kararlar alır. Bu yüzden 90’lara benzer bir travma ile karşılaşacağımızı kimse düşünmesin. Son derece moralli, coşkulu bir şekilde mücadeleye devam ederiz. Ama bunu yapanlar bunun faturasını çok daha ağır öderler. Ortadoğu’da devrim yaşanırken biz birkaç milletvekilliğinin peşine takılacak bir halk değiliz. Biz özgürlüğümüzün peşindeyiz. Halkımızın özgür geleceğinin peşindeyiz. Bu yüzden AKP ve devletin daha dikkatli olacağını düşünüyorum. Bakmayın parti kapatma, dokunulmazlık tartışmasına. Bunun öyle kolay olmayacağını herkes biliyor. Kürt halkının temsilcilerine saldırı yapacakların buna karşı verilecek cevabı da iyi düşünmeleri lazım. Bunu hesapladıkları için parti kapatmanın veya milletvekilliğinin düşürülmesinin gündeme geleceğini düşünmüyoruz. Belki dokunulmazlıkları kaldırma konusunda bazı milletvekili arkadaşlarımızın durumunu ele alabilirler fakat bu da kendi tabanlarının gazını almak için yapılacaktır. Böyle bir durumda sadece o dosya ile ilgili savcı soruşturma yürütür dava açar zaten bizim davalarımız her zaman var. Tutuklama veya milletvekilliği düşürme gibi bir konu gündeme gelemez hukuken de bu çok mümkün görünmüyor.

‘Anayasa Komisyonu’ndan çekilme kararımız yok’

* Dokunulmazlıkların kaldırılması durumunda Anayasa Komisyonu’ndan çekilme gibi bir kararınız var mı?

Bizim Anayasa Komisyonu’ndan çekilme gibi bir kararımız yok. Böyle bir karar alınacaksa partimizin yetkili organları toplanır değerlendirmesini yapar. Biz AKP’nin yapacağı hamlelere göre her seferinde değerlendirmemizi tabiî ki yaparız

‘Medya savaşın en önemli ayaklarından birisidir’

* Şemdinli’de yaşanan gerçekliğe karşı medyanın tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

90’lı yıllarda savaşın kirli yürütülmesinde medyanın payı çok büyüktür. Bu gün de medya bu savaşın en önemli ayaklarından birisidir. Bugün ölün insanların hepsinin canında kanında medyanın parmağı var. Merkez medyanın bu savaş yanlısı tutumu savaşın sürdürülmesinde en önemli etkendir. Medya bu kadar savaşa destek vermese AKP hükümeti bu savaşı 1 gün bile sürdüremez. Barış görüşmelerine derhal başlamak zorunda kalır. 90’lı yıllarda yapılan kirli savaşın üstünü örten medya özeleştiri verdi ama aynı işi yapmaya devam ediyor. Gelecekte de bunun özeleştirisini verecek ama bunun inandırıcı olma gibi bir durumu yok. Bunların bizim nezdimizde itibar kazanması mümkün değildir. Türk medyası açısından özeleştiri değil barıştan ve Kürtlerin hakkının temsil edilmesinden yana bir politika gerekiyor. Bunu yapmadığı sürece Türk medyasının aklanması söz konusu değildir.

‘Erdoğan’ın eşinin yüzüğü milletvekillerimizin malvarlığından fazla’

* Bazı basın kurumları milletvekillerinizin çantaları üzerinden haberler yaparak Şemdin’li de yaşananların üstünü örtmeye çalışıyor. BDP bu tarz haberleri nasıl değerlendiriyor?

Bakıyorsunuz milletvekillerimizin itibarsızlaştırılması için medya eliyle psikolojik savaş yürütülüyor. Bu gün milletvekilimizin çantasını fiyatını tartışanlar AKP milletvekillerinin ve Erdoğan’ın servetini ağızlarına bile almıyorlar. Erdoğan’ın eşinin tek bir yüzüğünün milletvekillerimizin bütün malvarlığından fazladır. Bunu yazmıyorlar. Yazmazlarda. 36 milletvekilimizin malvarlığını toplasanız, Başbakan Erdoğan’ın oğlunun gayrimenkullerinden az olduğunu yazmazlar. Böyle ahlaksız ve çirkin bir tutum içindeler. Yine AKP milletvekillerini bazılarını evli olmalarına rağmen metres hayatı yaşadıklarını, özel evler tutup ikinci eş aldıklarını kulislerde her gün tartışan gazeteciler var ama bunları yazmazlar. Bir milletvekilimiz tatil yaptı diye itibarını düşürmeye çalışırlar. Bizim halkımız her şeyin farkındadır. Vekillerimiz elbette psikolojik savaşa alet olmamak için özel yaşamlarına dikkat etmelidirler. Bu psikolojik savaş hamleleri devam edebilir halkımız bu konuda dikkatli olmalıdır. Halkımız bunlardan moralini bozmamalıdır. Gerekirse okumayarak o gazeteleri protesto etmelidir. Çünkü oralardan medya adına sağlıklı bilgi almak imkansızdır. Bizler yerel seçim yaklaşırken bu tür oyunların artacağını tahmin ediyoruz.

‘Belediye sayımızı 2 kata çıkaracağız’

* Yerel seçimlerin erkene alınması söz konusu BDP olarak seçimlere hazırlıklarınız ne aşamada?

Biz de yerel seçim tartışmalarını sürdürüyoruz. İlgili komisyonumuz hazırlıkları başlattı. Şu anda fizibilite çalışması yapıyoruz. Yerellerin durumlarını ele alıyoruz. İlk defa kazanma ihtimalimizin olduğu yerler var. Belediye sayımızı 2 katına çıkaracağız. Hizmet atağını başlatacağız. Yerel yönetimler konusunda eksikliklerimizin özeleştirisini yaptık. Bazı yerlerde yerel yönetim pratiğimizin iyi olmadığı da görülüyor. Halkımız sıradan bir süreç yaşanmadığının farkındadır. Olağan bir dönemde biz belediyecilik yapabilseydik. Dünyaya örnek model bir belediyecilik ortaya çıkarabilirdik. Hem ideolojik donanımızın hem de halkımızın desteği buna elverişli. Ama büyük bir faşizim altında görkemli bir direniş yürüten bir hareketiz. Halkımız bunu mazeret olarak algılamasın ama koşulların gerçekliği de budur. Eksik kaldığımız yerlerde halkımıza daha layık bir hizmeti sunabilmek için özeleştiri yapıyoruz. Halkçı, cinsiyet özgürlükçü ve ekolojik belediyecilik bizim için gelecektir.

‘AKP, CHP ve MHP tek partidir’

* Yerel seçimlere ilişken tarih görüşmeleri yapılırken AKP partiniz ile görüşmede neden böyle bir hamle geliştirdiler?

AKP, CHP ve MHP yerel seçimlerin erkene çekilmesi için görüşüyorlar. Bu bizim için sorun değil. Bizi yok sayıyorlar çünkü 3 parti tek partidir. Parlamentoda farklı olan tek parti biziz. Zaten dikkat edin Meclis’te önemli konularda kendi araklarında konuşup anlaşıyorlar. Çünkü onlar devlet partisi biz halk partisiyiz. Onlar anlaşabilirler. Ama biz yerel seçimler konusunda hazırlıklıyız.

‘Şemdinli’de AKP’nin iddia ettiği başarı yalandır’

* Şemdinli’de yaşananlara ilişkin değerlendirmeleriniz oldu. Ardından Başbakan Erdoğan’ın söylemleri vardı. Alan hakimiyeti konusunda açıklamalar geliyor. Sizin gözünüzden Şemdinli’de neler yaşanıyor?

Şemdinli’deki askeri hamleler aslında siyaseten bizim alanımıza girmiyor. Bunların kararını biz veremeyiz. Biz siyasi sonuçlarına bakıyoruz. AKP hükümeti askeri yöntemlerle PKK’yi imha edeceğini düşündü. Sri Lanka’da Tamil gerillalarına yapılanları uygulayabileceğini düşündü. Ordu benim denetimimde bu işi bitireceğim diyordu. Gelinen noktada PKK’ye karşı bir askeri zafer söz konusu değil tam tersi söz konusu. PKK’nin askeri faaliyetlerini derinleştirdiği, yoğunlaştırdığı ve bir coğrafyada alan hakimiyetini sağladığını görüyoruz. Bunun siyasi sonucu tabiî ki olacak. Nedir bu. AKP’nin siyasi politikalarının iflas etmesidir. Biz bunu söyleyince bunlar tedirgin oluyorlar çıldırıyorlar. Biz ortaya çıkan siyasi sonucu değerlendiriyoruz. Biz askeri hamlenin başarısından bahsetmiyoruz AKP’nin yaşadığı fiyaskoyu söylüyoruz. Bunu söylemek bunları kudurtuyor. 400 km söylemi benim iddiam değil. Bu oradaki durumun ifade edilmesidir. Defalarca söylendi bende bunu söyledim. KCK defalarca bunu açıkladı. PKK orada alan hakimiyeti sağlıyor dedik. BDP Eş Genel Başkanı olarak ben bir iddia ortaya atmadım. Var olan gerçeği görünür kılmaya çalıştık. Niye savaşın vardığı boyutu herkes görsün diye. Savaşın AKP’nin iddia ettiği gibi büyük bir başarıyla sürdüğü yalanının ortaya çıkmasını istedik. Biz savaşın bitmesi için çaba sarf ediyoruz. Askeri alanlardaki başarı daha fazla ölüm demektir. PKK giderek AKP’nin hamlelerini boşa çıkaran taktik izliyor bunun siyasetteki sonucu ise AKP’nin baş aşağı inişe geçmesidir. Başbakan bunu gördüğü için ilkesiz bir şekilde saldırı gerçekleştiriyor.

‘Öncelikli gündemimiz Öcalan’ın özgürlüğü’

* PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit derinleşerek devam ediyor. Tecritle birlikte başlayan kampanyalar ve yapılan yürüyüşler var. Tecride ve önümüzdeki dönemde yapılacak eylemliliklere bakışınız nasıl?

Sayın Öcalan’a yönelik tecrit bu imha konseptinin en önemli ayağıdır. Askeri, siyasi, ekonomik alanın en önemlisidir kendileri açısından. Sayın Öcalan’ın izole edilmesi, müzakere masasının devrilmesi ve kendisinin süreç dışı bırakılması bilinçli bir politikanın sonucudur. Ama Kürt halkı ve partimiz bu konuda çok duyarlıdır. Biz artık Sayın Öcalan’ın tecridinin kalkmasından söz etmiyoruz. Biz artık Sayın Öcalan’ın özgürlüğünden ve sorunun çözümüne katkı sunmasından söz ediyoruz. Dışarda yapılan eylemler, imza kampanyaları, Avrupa’da özellikle yoğunlaşan yürüyüşler, Kürt halkının alanlarda Öcalan’a özgürlük istemesi halkın bu alanda kararlı bir mücadele yürüteceğini gösteriyor. Bu nedenle bizler açısından önümüzdeki dönemin en önemli gündemi Sayın Öcalan’ın özgürlüğüdür. Bunun parlamentoda tartışılmasını gündemimize aldık. Bu konuda çalışma yürüten bütün kurumlarla işbirliği yapıyoruz. Öcalan’a özgürlük kampanyasının büyümesi gerekiyor. Çünkü barışa giden yolun oradan geçtiğini herkes biliyor. AKP’de bunu bildiği için bunun önünü kesmeye çalışıyor. Özgürlü ve Öcalan birliktedir. Öcalan’a özgürlük demek barış, çözüm ve kardeşlik demektir. Bu bu kadar netken herkes Öcalan’ın özgürlüğünü sahiplenme konusunda daha cesur olmalıdır.

‘Türkiye bir anda Suriye’ye dönüşebilir’

* BDP olarak Türkiye’de ekonomik sorunlar gibi farklı sorunlara da çözüm önerileriniz var. Türkiye’nin ekonomik durumunu nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de Kürt sorunu ile ilgilenmek demek, ekonomi, tarım, balıkçılıkla ilgilenmek demektir. Kürt sorununun çözümü demek Trafik sorununu da çözümü demektir. Yani hepsi birbiri ile o kadar bağlantılıdır. Bizim Türkiye’nin ekonomik sorunları, hayvancılık sorunları ile de çözüm önerilerimiz ve projelerimiz var. Demokratik Özerklik bunun en üst başlığıdır. Yönetim modelinin ve üretim modelinin değişmesi aslında bunlar ekonomik sorunlara çözüm önerisidir. Bakın şimdi Kürt sorununda barış dediğiniz zaman savaşa akan paranın ekonomiye girmesidir. Bu gün cari açık Türkiye Cumhuriyeti döneminin en üst seviyelerine gelmiştir. Gerçek cari açık daha fazladır. Normal şartlarda Türkiye, Yunanistan gibi kriz yaşayan bir ülke olacaktı. Neden öyle olmadı. Çünkü dış destek halen devam ediyor. Suriye ve Ortadoğu’daki gelişmeler nedeniyle AB’nin ve ABD’nin Türkiye’ye halen desteği var Ayakta tutuyorlar. Borsa’da önemli ölçüde sıcak para var. Bunlar da Türkiye çökmesin diye parayı çekmiyorlar. Bununla birlikte Arap sermayesi de önemli kaynaklar peşkeş çekilerek Türkiye’ye getirildi. Bir de kayıt dışı ekonomi Türkiye’de çok güçlüdür. Devlet bunu bilerek önlemiyor. Çünkü Türkiye’nin çökmesini engelliyor. Bütün bu dengeler pamuk ipliği ile birbirine bağlı. Türkiye önemli sorunlarını çözmezse bir anda Suriye’ye dönüşebilir. Kendi içinde çatışmalı her gün bombaların patladığı bir ülkeye dönüşebilir. Eğer bunun yaşanmamasını istiyorsa Kürt sorunu, Alevi sorunu gibi konularda hemen çözüm geliştirmelidir. Bunları yapmazsa Türkiye gerilimlerin olduğu bir ortamdan kurtulamaz ve içerdeki sıcak para bir müddet sonra gider. Bu da Türkiye ekonomisinin çökmesi demektir. Çünkü Türkiye ekonomisini bu kadar cari açığa rağmen ayakta tutan sıcak paradır. Göreceksiniz önümüzdeki dönemde son yılların en büyük zamları yapılacak. Çünkü savaş harcamaları artıyor. Biz Kürt sorununda barış derken, çiftçinin de turizmcinin de hakkını savunmuş oluyoruz.

 

Alper Atalay

Ankara DİHA

Görüntü: Turan Titiz

 

Reklamlar

2 Yanıt to "Öcalan’a Özgürlük Demek Barış, Çözüm ve Kardeşlik Demektir"

Eşinin yüzüğü ne olur ortak olunan inşaat firmaları , holdingler … Kendisi dünya ‘nin en iyisi olduğunu idda edemez ama ben hala beni 1 gecede batirdiklari halde dünya ‘nin 1 numarasi olduğumu idda ediyorum Utansinlar …vekilleri bile hala cemaat sekillendirrmeletri yok isimleri altında ezilmiş durumdalar utansinlar başka birşey söylemiyorum !!!

Tc yi geçin hadi putin yada obamaya sorun cebinde 40 usd varken ıran havalimanın ortasında viski şişesini açıp içebilirmisiniz diye

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: