Barış ve Demokrasi Partisi

Siirt Belediye Başkanımız Selim Sadak’ın Görevden Alınmasına İlişkin Açıklamamız

Posted on: 02/08/2012

Yerel Yönetimler Komisyonumuzun Siirt Belediye Başkanımız Sayın Selim Sadak’ın görevden alınmasına ilişkin yayımladığı açıklamayı paylaşıyoruz:

Kamuoyunun bir kez daha açıkça gördüğü üzere, Partimize yapılan gayri meşru baskılar KCK adı altında yerel yönetimlerimize karşı yürütülen Siyasi Soykırım Operasyonlarıyla sınırlı kalmamış, yargı organları polisin bıraktığı yerden devam etmiştir. Siirt Belediye Başkanımız Sayın Selim SADAK hakkında hukuka aykırı verilen görevden alma kararı bunun son örneği olmuştur.

Bilindiği üzere başta Milletvekillerimiz ve Belediye Başkanlarımız olmak üzere, Partimizin neredeyse tüm seçilmişleri hakkında sadece yaptıkları konuşmalar gerekçe gösterilerek davalar açılmakta ve bu davalar nedeniyle ‘terör örgütü propagandası yapmak’ gerekçesiyle mahkûmiyet kararları verilmektedir.

Bunun bir devamı olarak, Sayın Selim SADAK düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı çerçevesinde beyan ettiği görüşlerinden dolayı yargılanmış ve 10 ay hapis cezasına çarptırıldıktan sonra işbu karar Yargıtay tarafından onanmıştır. İktidarın hoşuna gitmeyen, onu eleştiren her türlü düşünceyi terör örgütü propagandası sayan ve bunu ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ tabiriyle kendince meşrulaştırmaya çalışan zihniyet, bugün bir kez daha adaleti ayaklar altına almıştır.

Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. Maddesinin terörü ‘cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle ve bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler’ şeklinde tanımlamasına rağmen, Danıştay Sayın SADAK’ın görüş beyan etmesini terör eylemi olarak kabul etmiş ve hakkında görevden alma kararı vermiştir. Oysaki, yasa maddesinden ve ilgili mevzuattan açıkça anlaşılacağı üzere bu tür düşünce açıklamaları terör eylemi olmamakla beraber, Sayın SADAK’ın herhangi bir yasadışı örgütsel bağı da Ceza Mahkemesi tarafından tespit edilememiştir. Mahkeme, Danıştay Tetkik Hakimi ve Danıştay Savcısı’nın söz konusu ifadeleri beyan etmenin terör suçu olmadığı yönündeki görüşlerine ve karara muhalif diğer hakimin itirazlarına rağmen; özen gösterilmeden, makul ve açık bir neden göstermeden işbu hukuksuzluğa imza atmıştır.

Söz konusu kararın, 3. Yargı Paketinin Meclisten geçmesine çok az zaman kala verilmesi ise manidardır. Zira bilindiği üzere söz konusu Paketin ilgili hükmünün uygulanması halinde Sayın SADAK hakkında böyle bir hukuka aykırı karar verilemeyecekti.
Ancak, Kürtler ve Kürt Siyasetçileri söz konusu olduğunda yargı ve yargı paketleri çok da işlememektedir. Cumhuriyet tarihi boyunca tekçi ve katı merkeziyetçi zihniyetinden kurtulamayan tüm iktidarlar, Kürtleri ve onlar adına siyaset yapanları potansiyel suçlu görmüş, hizaya getirilmesi gereken düşman algısıyla soruna yaklaşmışlardır.

Dünya’nın ve bölgenin hızla değiştiği ve yeniden şekillendiği bu süreçte iktidardan beklenen daha özgürlükçü ve daha demokratik olmasıdır. Dışarıda diktatörlere halklarına kulak vermesi uyarısında bulunanların, o ülke halklarına özgürlük vaat edenlerin kendi ülkesinde hiçbir farklı ses ve düşünceye tahammül edemiyor olması izaha muhtaç bir çelişkidir.

İl ve ilçelerinde halkın büyük çoğunluğunun desteğini almış milletvekillerini, belediye başkanlarını, seçilmişleri ve on binlerce siyasetçiyi, siyasi tutsak olarak alıkoyanların özgürlükçü olamayacakları halklarımız tarafından iyi görülmesi ve anlaşılması gerekiyor.

Siyasetçinin işi siyaset yapmaktır. Sorun çözen siyasetçinin düşüncelerini açıklama iradesi yasaklanır, kanun devletinin hükümranlığı ile cezalandırılırsa, buradan adalet çıkmayacağı gibi çözümde çıkmaz. Çözümsüzlüğe yol açan bu faşizan uygulamalar, kutuplaşmaları arttıracağı gibi kaos ortamına da neden olacaktır.

Hükümeti ve iktidar partisini uyarıyor, içine girdikleri yanlış yoldan geri dönmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Kürtlere ve tüm muhalif düşünceye karşı geliştirdikleri, topyekûn esaret altına alma ve irade kırma stratejisinden vazgeçin diyoruz. Halklarımızın temel ve meşru talepleri dikkate alınarak, demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasa hemen yapılsın istiyoruz. Yargı organlarını ise hukukun gereklerini yerine getirerek adaleti sağlamaya, verilen hukuka aykırı kararları bir an önce düzeltmeye davet ediyoruz.

02 Ağustos 2012

BDP YEREL YÖNETİMLER KOMİSYONU

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: