Barış ve Demokrasi Partisi

Archive for Temmuz 2012

Basına ve Kamuoyuna

Kadına Yönelik Şiddet Artarak Devam Ediyor

Kadın cinayetlerinin bu kadar görünür olmasına rağmen hala topluma basit münferit olaylarmış gibi gösteriliyor. 2012’inin ilk üç ayında 14 bin 987 aile içi şiddet olayı yaşandı. Basında çıkan haberlere göre geçtiğimiz Haziran ayında erkekler yedi kadın ve bir kız çocuğu öldürdü, dokuz kadını yaraladı, sekiz kadına tecavüz etti, 12 kadına cinsel tacizde bulundu. Kadınlar en çok tanıdığı erkeklerin tecavüzüne uğradı, taciz ise yine en çok sokakta ve iş yerinde yaşandı. Geçtiğimiz üç ayın resmi verilerine göre her gün 167 aile içi şiddet yaşanmakta ve bunların %82 si kadınlara yönelik olmaktadır. Bu ayın verileri henüz yayınlanmadı ama biz biliyoruz ki bu tablo Temmuz ayında da değişmeyecek.

Kadına yönelik şiddetin bildik kara öyküleri, geleneksel ön kabuller, toplumun ve devletin duyarsızlığı ile büyüyor. Şiddet yalnızca bedenlere zarar vermiyor, kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatıyor veya yok ediyor.

Şiddetin en önemli nedeni ataerkil sistemdir. Var olan ataerkil sistem mevcut düzeni belirlemekte ve sürdürmektedir. Ayrıca yapılan çalışmalar göstermiştir ki toplumsal şiddetin yoğun olduğu coğrafyalarda cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddet olayları da artmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kimi yasalarda belli düzenlemelere gitti ise yapılan bu düzenlemeler sadece mevcut yasalarda yama niteliği taşımaktadır. AKP hükümetinin kadın politikaları erkek egemenliğini güçlendirmekten öteye gitmemektedir. Son çare olarak durumu diyanete havale etmiş ve imamların vaazıyla soruna çözüm aramaktadır. Ayrıca aile içi şiddeti önlemek amacıyla yeni kurulan “Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi” pilot bölge vasfıyla çok sınırlı bir çalışma niteliğinde geçici bir önlem olarak durmaktadır. İki yıl içerisinde projenin tamamlanması planlanmaktadır. Kim bilir iki yıl içinde kaç kadın daha öldürülecek…

Her gün ortalama üç kadın öldürülüyor. Öldürülenlerden biri de Melek Karaaslan’dı. Ağrı’nın Hamur ilçesinde bir başına yaşadığı kabus dolu yaşamın sonucu o artık yok. Melek’in acısı da diğer tüm öldürülen kadınların acısı kadar taze kalacak zihnimizde. Kadına yönelik şiddet sistematik bir işkence yöntemidir. Cinsiyet ayrımcı sistemin görünen yüzüdür. Melek’in katilleri hakkında henüz bir işlem başlatılmış değil. Tecavüzcüleri bu devletin önemli birimlerine terfi ile getiren bu anlayışta yaşanan kadın ölümlerinin sorumlusudur.

Biz BDP Kadın Meclisi olarak kadına yönelik her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu ve her zaman kadından yana tutumumuzu kadınlarla birlikte güçlendireceğimizi paylaşmak istiyoruz. Melek Karaaslan’ın katilleri bulunarak derhal yargılanmalıdır. Yaşanan kadın cinayetlerinin önüne geçecek somut, pratik, politikalar belirlenmeli ve bir an evvel hayata geçirilmelidir.

 BDP KADIN MECLİSİ

30.07.2012

 Basına ve Kamuoyuna

  ‘Ezilen ve baskı altında yok edilmeye çalışılan hiç bir kesim gibi Alevi toplumu da yalnız ve sahipsiz değildir.’

Türkiye’de farklı kimlik, kültür ve inançlara karşı sürdürülen tahammülsüzlüğe ve hoşgörüsüzlüğe her gün bir yenisi eklenmektedir.

Her türlü ayrımcı, ötekileştirici uyglamaların mağduru olan Alevi yurttaşlarımız yine yeni bir saldırıyla karşı karşıya kalmıştır.

İki gün önce Malatya’nın Doğanşehir İlçesi’ne bağlı Sürgü Beldesi’nde Alevi yurttaşlara yönelik bir linç girişimi yaşandı. Hedef haline getirilen Alevi yurttaşlarımızın evleri taşlanarak yeni bir provokasyon girişimi sahnelendi. Bu olayın Alevi yurttaşlarımıza ait evlerin kapılarına çarpı işareti bırakılmasıyla giderek boyutlanması, kaygıları daha da arttırmaktadır.

Yazının devamını oku »

Etiketler: ,

Gerek Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün resmi web sayfası gerekse Adalet Bakanı Sayın Sadullah ERGİN’in Urfa Cezaevi’nde çıkan isyanın ardından yaptığı açıklamalar, Partimizin ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının uzun zamandır üzerinde durduğu cezaevlerinin kapasite fazlasının had safhaya ulaştığı gerçeğini resmi olarak da teyit etmiştir. Şüphesiz, bu kapasite fazlasının beraberinde getirdiği sıkıntılar hem içerideki hükümlü ve tutuklular hem de kamuoyu açısından aynı şekilde katlanılmaz bir hal almıştır. Yazının devamını oku »

DTK Eş başkanı ve Van vekili Aysel Tuğluk’un 27 Temmuz’da Özgür Gündem’de çıkan yazısını yayınlıyoruz,

 

Batı Kürdistan’da demokratik özyönetim devrimi

Uzun zamandır dile getirdiğimiz gibi Ortadoğu’da tarihi bir süreçten geçiyoruz. Coğrafyamızda tarihin akışının hızlandığı anlara tanıklık ediyoruz. Tunus’ta işsizliğe ve kötü yaşam koşullarına isyan eden bir emekçinin 2010 yılının kasım ayında bedenini ateşe vermesiyle çaktığı kıvılcım, Afrika’nın kuzeyinden başlayıp tüm Ortadoğu’yu saran bir yangına dönüştü. Halkların demokrasi ve değişim isteği, çağımızın Nemrutlarını, Firavunlarını birer birer tarihin çöp tenekesine attı. Tunus, Mısır, Bahreyn, Yemen ve Libya’dan sonra devrimci dalga yaklaşık bir buçuk yıldır Suriye’yi sarsıyor. Emperyalizmin sanal sınırlarla müdahale ettiği Ortadoğu’da yüzyıl öncesinde olduğu gibi yine tarihi günler yaşanıyor. Ortadoğu siyasal coğrafyası yeniden şekilleniyor. Halkların özgürlük istemleri kuvveden fiile geçiyor. Halkların baharı olarak da adlandırılan isyan dalgası, Suriye’deki statükoyu da değiştiriyor. Yazının devamını oku »

BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ

GENEL MERKEZİ

BASINA VE KAMUOYUNA

28 Temmuz 2012

Kamuoyunun yakından izlediği üzere, Partimizin demokratik sınırlar ve temel insan haklarından olan öImagergütlenme ve ifade özgürlüğü hakkı çerçevesinde yürütmek istediği her türlü faaliyet ilgili resmi makamlarca yasaklanmaktadır. Diyarbakır Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü’nün İçişleri Bakanlığı koordinasyonuyla açıkça Partimizi hedef alan yasaklamaları son olarak 14 Temmuz tarihinde gerçekleştirilmek istenen ‘Kürt Sorununun Demokratik Çözümü’ mitinginde de kendini göstermiştir.

Kürt Sorununu hala güvenlik odaklı bir çerçevede ele alarak halkın yükselen barış taleplerine silahla karşılık bulmaya çalışan AKP Hükümetinin, artık bu yöntemin bir çözüm getirmediğini anlaması gerekmektedir. Bu nedenle mitingimiz Kürt Sorunun çözümünün demokratikleşmeyle, Kürt Halkının özgürlük ve kimlik taleplerinin karşılanmasıyla mümkün olacağının halk tarafından gösterilmesini amaçlamıştır.

Ancak ne yazık ki daha önce demokratikleşme yolunda Kürt Halkının başlıca 4 talebine ilişkin imza kampanyasını  ‘taleplerin Anayasaya aykırı olduğu ve provakasyon olma ihtimali olduğu’ gerekçesiyle yasaklayan resmi makamlar tekrar halkın taleplerinin dile getirilmesini engellemeye çalışmışlardır.

Partimizin 14 Temmuz 2012 tarihinde Diyarbakır ilimizde yapmayı planladığı miting de aynı gerekçelerle hukuka ve insan haklarına aykırı olarak yasaklanmıştır. Yedi vekilimizin de aralarında bulunduğu miting tertip komitesinin, Diyarbakır Valiliği’nin yasaklama kararının geri alınması amacıyla yürüttüğü tüm çabalar ise yetkili makamlarca cevapsız bırakılmıştır.

Tüm yasaklamalara rağmen Partimizin ve halkımızın 14 Temmuz 2012 tarihinde İstasyon Meydanı’nda miting yapma kararlılığı ile miting alanına doğru yürüyüşe geçmelerinden kısa bir süre sonra polis müdahalesiyle karşılaşılmıştır. Güvenlik güçleri tarafından yapılan müdahaleler ile Milletvekillerimize ve halka hedef gözeterek biber gazı atılmış, tazyikli su sıkılmış, orantısız fiziki güç uygulanmıştır. Yapılan müdahaleler neticesinde;

Milletvekilimiz Sayın Pervin BULDAN’ın sol ayak bileği nişan alınarak kısa mesafeden açılan ateş sonucu kırılmış ve kendisine 45 günlük yatak istirahatli rapor verilmiştir.

Milletvekilimiz Sayın Ayla AKAD’ın sağ göz korneada hasar oluşmuş, yoğun biber gazı kullanımı nedeniyle vücudunda yanıklar oluşmuştur.

Milletvekilimiz Sayın Mülkiye BİRTANE’nin aşırı biber gazı solunumu nedeniyle bronşlarında ödem oluşmuş ve mitingin ertesi günü fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştır.

Milletvekilimiz Sayın Nazmi GÜR’e yapılan fiziki müdahaleler neticesinde sol gözünün retinasında yara oluşmuş, sağ kolunda ve başında darp izleri oluşmuş, gözlüğü kırılmıştır. Bu orantısız fiziki müdahaleler neticesinde kendisine 10 günlük iş görmezlik raporu verilmiştir.

Tüm kamuoyunun çok iyi bildiği üzere, Partimizin yapmış olduğu faaliyetlerin hiçbirinde kolluk kuvvetlerinin hukuksuz müdahalesi olmadığı sürece herhangi bir sorun yaşanmamıştır. Diyarbakır Valiliği, herhangi bir somut nedene dayanmaksızın yasaklama kararı aldıktan sonra diğer illerden alınan takviye kolluk güçleriyle yüz binlerce insanın en temel hakları olan ifade, örgütlenme ve gösteri haklarını ihlal ederek göstericilere şiddet uygulamıştır.

Açıktır ki Kürt Halkının en demokratik taleplerinin dile getirilmesini baskı ve zulüm yöntemleriyle bastırarak, halkın vekillerine şiddet uygulayan bir siyasi iktidarın meşruiyeti olamaz. Bu nedenle 14 Temmuz 2012 günü başta halkımız, vekillerimiz ve Partimize dönük olarak gerçekleştirilen tüm saldırılardan dolayı ilgili yargı mercilerine suç duyurusunda bulunulmuştur.

Bu çerçevede belirtilen ve resen tespit edilecek hususlar sebebiyle, meydana gelen hukuksuzluklar hakkında ilgili makamları ivedilikle gerekli yasal soruşturmaları başlatmaya ve bu hukuksuz, insanlık dışı uygulamaları milletin vekillerine ve Partimize karşı kullanan tüm görevlileri işledikleri suçlar nedeniyle cezalandırılmaya davet ediyoruz.

BDP GENEL MERKEZ

Etiketler:

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na Sunduğumuz Maddeler

ImageTürkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Uzlaşma Komisyonu TBMM’de bulunan 4 partiden eşit sayıda milletvekilinin katılımıyla yeni bir anayasa yazmak üzere oluşturulmuş, hepimizin bildiği gibi 1 Mayıs 2012 tarihinden itibaren de madde yazımına geçmiştir. Komisyon toplam 21 maddeyi müzakere ettikten sonra, bütün siyasi partilerden Temel Haklar ve Özgürlükler faslındaki tüm madde önerilerini 25 Temmuz 2012’ye kadar göndermelerini isteyerek toplantılarına ara vermiştir. Maddelerin teslim tarihinde sadece Barış ve Demokrasi Partisi maddelerini Komisyon’a bildirmiştir. BDP’nin bu bölüm için toplam 30 madde önerisi olmuştur.

Partimizin madde önerileri, tüm bireylerin ve halkların uluslararası standartlardaki insan hak ve özgürlüklerden yararlanmasını hedefleyen, demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir anayasa talebimizi doğrular niteliktedir. Türkiye’de yaşayan tüm farklı kimliklerin, kültürlerin, dillerin ve inançların yeni demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi anayasanın güvencesi altında olması gerektiğine inanıyoruz. Irk, din, dil, mezhep, cinsiyet, etnik köken, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve başkaca hiçbir türden ayrım yapılmaksızın tüm yurttaşlar eşit anayasal haklara sahip olmalıdır. Emekçi kesimlerin sosyal haklarının bütün boyutlarıyla sağlandığı ve güvence altına alındığı, kadın haklarının tanındığı ve güçlendirildiği bir anayasa yazılmalıdır. Yeni anayasa sadece insanların değil dünyadaki tüm canlıların varoluşunu dikate alarak ekolojik bir yaklaşımla yazılmalıdır. Yeni anayasa merkezi yetkileri toplumun öz örgütlenmeleri eliyle yerel bölgelere ve halka yayan gerçek anlamda demokratik bir anayasa olmalıdır. Adına yakışır bir demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi “yeni anayasa”, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollardan çözümü, diğer tüm farklı toplumsal kesimlerinin demokratik hak taleplerinin karşılanması ve tarihimizle yüzleşilmesi bakımından son derece önemlidir. Bütün madde önerilerimiz bu temel perspektifimizi ve taleplerimizi destekler, derinleştirir ve genişletir niteliktedir.    

Önerdiğimiz 30 madde içinde toplumun tüm kesimlerini ilglendiren, tüm toplumsal kesimlerin temel hak ve özgürlüklerini genişleten maddeler bulunmaktadır. Bunlardan, anayasaya temel yaklaşımımızı özetleyen birkaçını aşağıda bilgilerinize sunuyoruz:

(BDP) Vatandaşlık

Madde – (1) Türkiye vatandaşlığının kazanılmasında, kullanılmasında ve kaybedilmesinde, dil, din, ırk, etnik köken, kültür, cinsiyet, cinsel yönelim ve benzeri farklılıklar gözetilemez. Vatandaşlığa ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.

(2) Hiç kimse kendi isteği dışında vatandaşlıktan çıkartılamaz.

(BDP) Kadın Hakları  

Madde – (1) Devlet, kadın ile erkek eşitliğine dayalı bir toplumsal düzeninin koşullarını sağlamakla yükümlüdür. Bu amaçla devlet, medeni durumlarına bakılmaksızın tüm kadınların siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlardaki hak ve özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen, zedeleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan her türlü ayrımcılıkla mücadele eder, buna yönelik gerekli tedbirleri alır.

(2) Devlet, kadına yönelik her türlü kötü muamele ve şiddeti, kadın ticaretini ve kadın bedeninin istismarını önlemekle yükümlüdür. Devlet, aile içi şiddet ve namus cinayetlerinin insanlık suçları olduğunu kabul eder.

(3) Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir toplumsal düzenin koşullarının oluşturulması için kadınların tüm haklarının kullanımına ilişkin olarak devlet pozitif ayrımcılık hükümleri uygular.

(4) Kadınların, siyasal partilerin genel merkez ve il örgütleri, üniversiteler ile sendika ve üst kuruluşların yönetim organlarına, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, il genel meclisi, il belediye meclisi ve büyükşehir belediye meclislerine eşit katılımını sağlamak amacıyla kota uygulaması da dahil olmak üzere özel politikalar uygulanır.

(5) Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla, ulusal eylem planları hazırlayacak ve uygulanmasını denetleyecek, özerk bütçeli ve bağımsız bir Kadın-Erkek Eşitliği Konseyi oluşturulur. Bu Konsey’in oluşturulmasında ve üyelerinin belirlenmesinde kadın örgütlerinin katılımı ve söz hakkı esastır.

(BDP) Anadilini Kullanma Hakkı

Madde – (1) Herkes anadilini kullanma hakkına sahiptir. Hiç kimse anadilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.

(2) Herkes kendi anadilinde düşünce ve kanaatlerini hukuken meşru bütün araç ve yollarla, tek başına veya toplu olarak ifade etme ve yayma özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, anadilinde yazılı, görsel ve işitsel iletişim araçlarını kurma, işletme ve bunlardan yararlanmayı da kapsar.

(3) Resmi dilin öğrenilmesi ve öğretilmesi şartıyla herkes, anadilinde eğitim ve öğrenim görme hakkına sahiptir. Bu hak, eğitim ve öğrenim sürecinin bütün aşamalarını kapsar.

(4) Herkes kendi anadilinde kamu hizmeti görme ve kamu idaresiyle olan ilişkilerinde anadilini kullanma hakkına sahiptir.

(5) Bu hakkın kullanımına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.

(BDP) Siyasi Parti Özgürlüğü

Madde – (1) Seçme hakkına sahip olan her vatandaş, önceden izin almaksızın, siyasî parti kurma ve partilere üye olma hakkına sahiptir.

 (2) Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partilerin parti içi düzenlemeleri, çalışmaları, kararları ve aday belirleme yöntemleri demokrasi ilkelerine aykırı olamaz. Siyasi parti teşkilatlarının karar organları, cinsiyetler arası adil temsil ve katılımı sağlayacak şekilde oluşturulur. Cinsiyet Kotası %40’ın altında olamaz.

(3) Siyasî partiler ticarî faaliyette bulunamazlar; yabancı devletlerden maddi yardım alamazlar.

(4) Siyasi partiler, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik anayasal düzeni yıkmayı amaç edinemezler; savaş kışkırtıcılığı, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık veya kin ve nefret savunuculuğu yapamazlar.

(5) Bir siyasî partinin; tüzüğünün veya programının 4. fıkra hükümlerine aykırı görülmesi veya bu fıkra hükümlerine aykırı eylemleri bilinçli, kararlı ve sürekli bir şekilde işlediğinin tespit edilmesi halinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının talebi üzerine, Anayasa Mahkemesince partiye ihtarda bulunulur. İhtarı izleyen iki ay içinde tüzük veya programdaki  aykırılık giderilmediği veya 4. fıkra hükümlerine aykırı eylemlere devam edildiği takdirde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ilgili parti hakkında dava açılması talebini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına iletir. Meclis Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan her bir siyasî partinin beşer üye ile temsil edileceği ve Meclis Başkanının başkanlık edeceği bir Komisyon oluşturur. Komisyonun üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla vereceği karar üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dava açılır. Bu dava, Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.

(6) Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan davalarda, seçim dönemi hariç ilgili siyasi partinin hazine yardımından geçici olarak muaf tutulması ile cezalandırılmasına veya geçici olarak faaliyetten alıkonulmasına karar verebilir.

(7) Siyasi partilerin mali denetimleri Sayıştay tarafından yapılır. Sayıştay’ın bu denetim sonunda vereceği kararlar kesindir.

(8) Siyasi partilerin kuruluş ve çalışmaları, gelir ve giderleri, mali denetimleri ile siyasi partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri demokratik ve şeffaf yönetim ilkeleri çerçevesinde kanunla düzenlenir.

(BDP) Temel Gelir Hakkı

Madde – (1) Herkes kendisi ve ailesini açlıktan ve yoksulluktan koruyacak, asgari düzeyde beslenme, barınma, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılayabileceği temel gelir hakkına sahiptir.

(2) Devlet, temel gelirden yararlanacak kişilerin saptanması, ilgili kaynaklarının yaratılması ve hak sahiplerinin temel gelire düzenli biçimde erişebilmesini sağlamakla yükümlüdür.  Bu konudaki düzenlemeler yasayla yapılır.

(3) Temel gelirden vergi alınmaz. 

(BDP) Kültürel Kimlik Hakkı

Madde – (1) Herkes, insani varoluşun çoğulcu yapısından kaynaklanan farklı kültürlere ve kimliklere sahiptir. Herkesin kendi kültürünü ve kimliğini geliştirme hakkı vardır. 

(2) Devlet, bütün kimlikleri ve kültürleri tanır; bütün kültürlerin ve kimliklerin kendilerini özgürce ifade etme, koruma, geliştirme ve yayma hakkını güvence altına alır.

(3) Devlet, bütün kültür ve kimliklere mensup bireyler ve topluluklar arasında hoşgörü ve diyalog kültürünün gelişmesini teşvik eder; karşılıklı saygı, anlayış ve işbirliğini sağlamak için eğitim, kültür ve medya alanlarında etkili tedbirler alır.

(BDP) Barış Hakkı

Madde – (1) Herkes, barış içinde ve şiddetten korunarak yaşama hakkına sahiptir. Devlet ülke içinde barışı sağlamak ve korumak, dış ilişkilerini barışçıl hedef ve amaçlarla yürütmekle yükümlüdür.

(2) Barış kültürünü geliştirmek, belli bir toplumsal kesime ya da gruba yöneltilmiş nefreti yayan, körükleyen, teşvik eden ya da meşrulaştıran tüm ifade biçimlerinin ve savaş kışkırtıcılığı, militarizm, antisemitizm, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile her türden ayrımcılığın önlenmesi için yasal düzenlemeleri yapmak etkin ve caydırıcı önlemler almak devletin yükümlüğündedir.

(3) Devlet, silah üretimine sınır ve denetim getirmek, silaha erişimi zorlaştırmak ve silah kullanımını mümkün olan en alt seviyeye indirmek için gerekli önlemleri alır, yasal düzenlemeleri yapar, etkili ve sürdürülebilir bir silahsızlanma politikası yürütür.

(BDP) Temiz Suya Ve Yeterli Gıdaya Erişim Hakkı

Madde – (1) Herkesin temiz ve ücretsiz suya ve sağlıklı gıdaya erişim hakkı vardır. Devlet herkesin temiz ve sağlıklı suya bedelsiz ya da erişilebilir bir bedelle ulaşabilmesini sağlamakla yükümlüdür.

(2) Devlet bu amaçla,  biyoçeşitliliğin korunması, GDO’lu ürünlerin ülkeye girişinin üretiminin ve pazarlanmasının engellenmesi, tarım arazilerinin ve köylerin ortak mülkiyetinde olan meraların korunması ve geliştirilmesi, tohumların serbest dolaşımının ekiminin ve çoğaltılmasının sağlanması için gerekli önlemleri alır, yasal düzenlemeleri yapar,  küçük ölçekli çiftçiliği güçlendirir, doğaya uyumlu yerel girişimleri, üretim kooperatiflerini ve geleneksel tarımı destekler.

(BDP) Sendika Kurma Hakkı

Madde  – (1) Tüm çalışanlar ve işverenler, önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten çekilme haklarına sahiptir.Sendika kurma hakkı herkes ve bütün meslekler için güvence altındadır. Bu hakkı sınırlamayı veya ona engel olmayı amaç edinen sözleşmeler geçersizdir.

(2) Sendikaların ve üst kuruluşlarının kuruluş, yönetim ve işleyişleri demokratik esaslara aykırı olamaz ve cinsiyetler arası eşit temsil ve katılım ilkesine uygun olarak belirlenir.

(3) Sendika kuruculuğu ve üyeliğinde fiilen çalışma şartı aranmaz.

(4) Hizmet mekanı ev olan bütün işler, temizlik, bakım ve diğer hizmetler ev işçiliği kapsamındadır ve sendika kurma hakkından yararlanır.

(5) Devlet, çalışma yaşamına girmeye hazırlananlar ile emek piyasasının dışında kalanlar ve/veya dışında bırakılanlar da dahil, işgücünün hak ve çıkarlarını koruma ve geliştirme gereksinimi içinde olan tüm kesimlerin sendika hakkını etkin biçimde kullanabilmesini teşvik eder ve gerekli yasal önlemleri alır.

(6) Tüm kamu çalışanları sendika kurma hakkına sahiptir.

(7) Sendika kurma hakkı, ancak başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlanabilir. Sendikalar, ancak bu amaçla ve hâkim kararıyla geçici olarak faaliyetten alıkonabilir veya kapatılabilir.

(BDP) Hakikat Hakkı

Madde – (1) Herkesin hakikate ulaşma, ülkenin tarihsel geçmişiyle ilgili gerçek bilgilere erişme, devlet arşivi dahil bu geçmişe ilişkin belge ve bilgilerin açıklanmasını isteme hakkı vardır. 

(2) Hakikat hakkının kullanımını sağlamak için geçici ya da kalıcı kurumlar oluşturmak devletin yükümlülüğündedir.

(3) Soykırım ve insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işlemez.

 

     

Etiketler: , ,

Basına ve Kamuoyuna

27 Temmuz 2012

Ülkemizin temel sorunlarında hükümetin turnusol kâğıdı rolündeki İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, bukez de hafızalarımıza ‘‘işkencecinin tecavüzle terfisi’’ olarak kazındı. AKP hükümeti ve İçişleri Bakanı’nın, Kürt sorununun pik noktası Roboskî ve demokrasi sorunlarına yaklaşımlarıyla hafızalarımızdaki yeri tazeyken, adeta insan hak ve ahlakına işkence edercesine damga vurmaları manidardır.

Bakanlığa getirildiği günden beri hak ihlalleri ile gündemden düşmeyen İdris Naim Şahin, Terörle Mücadeleden Sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı’na işkence, tecavüz ve kötü muamele suçlarından hakkında davalar açılmış, yargılanmış ve görevden uzaklaştırılarak mahkûm edilmiş Sedat Selim Ay’ı atayarak, neyin terfiye layık olduğunu göstermiştir!

Yazının devamını oku »