Barış ve Demokrasi Partisi

Hakkari Vekilimiz Adil Kurt Urfa Cezaevindeki İsyan ve Cezaevlerindeki Ağır Yaşam Koşullarıyla İlgili Araştırma Önergesi Verdi

Posted on: 18/06/2012

Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan vahşetle birlikte, uzun zamandır kamuoyunun tartıştığı cezaevlerindeki koşullar ve hak ihlâlleri yeniden gün yüzüne çıkmış ve aslî görevi yasama olan meclisin cezaevlerinde yaşanan bu trajediye karşı ivedilikle bir adım atılması ve benzer olayların başka cezaevlerinde yaşanmasının çok muhtemel olduğu gerçekliği göz önünde bulundurularak bunun önüne geçmek, Türkiye’deki bütün cezaevlerindeki çok ağır yaşam koşullarının bir an evvel düzeltilmesini sağlamak üzere, Hakkari vekilimiz Adil Kurt bir araştırma önergesi verdi.

16 Haziran 2012 tarihinde, Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi’nde mahkûmların, cezaevinin kötü koşullarını protesto etmek amacıyla isyan çıkararak koğuşu ateşe vermesi sonucu 13 kişi ölmüş, 5 kişi yaralanmıştır. Bu vahim olay, Türkiye’deki cezaevleri sisteminin yakın geçmişteki pratikler de göz önünde bulundurunca, AKP iktidarı döneminde ne denli insan yaşamının kutsallığına devlet eliyle saldırıldığını bir kez daha tokat gibi yüzümüze çarpmıştır.

Türkiye’de devletin cezaevi algısı geçmişten bugüne, birey-devlet ilişkisi bakımından; kurulu düzene karşı duruşunun cezasını çekerken, ya da kendini doğrudan devlete aykırı bir yerde konumlandırışı üzerinden bireyi iki kere cezalandırmak üzerine kuruludur.  Cumhuriyetin kuruluşu itibariyle, bugüne kadarki süreç bu şekilde işletilmiştir. 12 Eylül Darbesi sonrasında cezaevlerine atılan binlerce kişinin maruz kaldıkları zulüm, ya da çok daha yakın süreçte cezaevi koşullarına karşı önce açlık grevi, sonrasında ölüm orucu gibi eylemsellikler gerçekleştirdikleri için “Hayata Dönüş Operasyonu” ile vahşice yakılan ve öldürülen onlarca mahkûm; Türkiye’deki devlet algısının, cezaevlerini ve oraya hapsedilenleri tanımlayış biçimi açısından yakın tarihte yaşanan en önemli iki vahim olaydır.

Ancak geçmişte yaşanan bu acı deneyimler,  AKP iktidarı sonrasında katlanarak devam etmektedir. 10 yıllık iktidarlığı döneminde AKP, yaptığı yasal değişikliklerle neredeyse her bireyi “terörist” ilan edebilen geniş suç tanımını yaratmış, yargı organlarını kendi siyasi uzantısı gibi konumlandırmış ve uzun tutukluluk süreleri ile cezaevlerini adeta bir toplama kampına dönüştürmüştür. Bu sebeple cezaevlerine hapsedilenler, doğuştan gelen temel haklar hiçe sayılarak cezaevlerinde çok ağır yaşam koşullara maruz bırakılmıştır.

Türkiye Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu rapora göre; cezaevlerinin doluluk oranları Mart 2012 tarihi itibariyle yüzde 200 artmış durumda. Raporda, ülkedeki cezaevlerinde tutulan 9 bin 83 kişinin yatacak yerinin olmadığı belirtilmiş; açık cezaevlerindeki kapasite fazlasının bin 7, kapalı cezaevlerindeki kapasite fazlasının ise 8 bin 76 kişi olduğu tespit edilmiştir. Mart ayından bu yana, yüzlerce gözaltı ve tutuklama furyasının devam edip yüzlerce kişinin cezaevinde tabir-i caizse rehin alındığı gerçekliği göz önünde bulundurulursa, bu oran daha da artmış ve mevcut politikalarla her geçen gün daha da artmaktadır.

Açıkça görülmektedir ki; Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi’nde gerçekleşen bu trajik olay, insanların cezaevlerinde esir alınması ve cezaevinde çok ağır bir biçimde maruz kaldıkları baskıların bir sonucudur üstelik koşulların düzeltilmesine dönük bütün çabalar ve taleplere rağmen. Zira aynı cezaevinde aynı şikâyetlerle geçmişte de isyanlar çıkmış, son olarak Temmuz 2010’da Erkan Gümüştaş isminde bir mahkûm kendisini ateşe vermişti. Ayrıca Urfa Cezaevi’ndeki bu ağır koşullara Urfa Barosu, geçen yıl hazırladığı raporda önemle vurgu yapmış ve cezaevindeki koşulları insanlık dışı ve onur kırıcı bir durum olarak nitelemiştir. Buna rağmen, 6–8 kişilik koğuşlarda 18 kişinin kalarak bir yatağı üç kişinin paylaşması, gölgede bile 40 dereceyi aşan sıcaklıklara rağmen cezaevinde havalandırma sisteminin olmayışı gibi mahkûmların en temel haklarına dair bütün taleplerinin cezaevi yönetimi tarafından yanıtsız kalmış ve mahkûmlar tepki olarak adeta canlarını feda etmişlerdir. Bu yönüyle bu isyan, cezaevi sistemine ve siyasi iktidar olan AKP’ye çok açık bir mesaj niteliği taşımaktadır.

Bütün bu gelişmeler göz önünde bulundurularak, temel görevi yasama ve yürütme erkini denetlemek olan Meclis’in; öncelikle cezaevlerindeki insani olmayan doluluk oranlarını azaltmaya dönük yasal çalışmaları hızlandırması, benzer vahim olayların yaşanmasının önüne geçmek adına mahkûmların temel haklarına ilişkin bütün taleplerine çözüm bulacak adımlar atması amacıyla ivedilikle bir Meclis Araştırması açılmasını çok elzem görmekteyiz.

Adil KURT

                                                                                                        Hakkari Milletvekili

Reklamlar
Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: