Barış ve Demokrasi Partisi

İkinci Ekoloji ve Yerel Yönetimler Konferansımızın Sonuç Bildirgesi

Posted on: 04/06/2012

Topyekûn Savaşa Karşı Topyekûn Direniş Şiarıyla, BDP 2. Ekoloji ve Yerel Yönetimler Konferansımız Toplanmıştır.

Siyasi soykırım operasyonları sonucu aralarında 190 seçilmişin toplam 8 bini aşkın siyasi tutsağın olduğu böylesi bir süreçte konferansımızı yapmış bulunmaktayız. 1-2-3 Haziran’da gerçekleştirdiğimiz geleneksel beşincisi, BDP olarak ikincisini düzenlediğimiz Yerel yönetimler konferansımız 360 delegemizin katılımı ile devrim şehidimiz olan Yıldırım Ayhan‘a atfen yapılmıştır.

Dünyada, Ortadoğuda ve Türkiye’deki siyasal süreç, kültürel, ekonomik, sosyal ve bir bütün olarak yerel yönetimler işleyişimiz değerlendirilmiş, bu değerlendirmeler ışığında; önemli bir tarihsel süreçten geçtiğimizi, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi paradigması, başka bir dünyanın mümkün olduğunu, görünür kılmıştır.

Bu paradigmanın yaşama geçirilmesi ile inkâr ve imha politikalarına rağmen, mücadelenin adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde başarıya ulaşacağı açıktır. İktidarcı, devletçi zihniyetin çürümesi ile kapitalist modernitenin, demokratik moderniteye evirilmesinin dışında başka bir alternatif kalmamıştır. Nasıl ki insanlık kendisini ekonomik, sosyal ve siyasi olarak var etmişse, aynı şekilde demokratik modernite ekseninde kendini yeniden örgütleyebilir. Kapitalist modernitenin geliştirdiği ulus devlet paradigması halkların sorunlarına çözüm olmak yerine çözümsüzlüğü derinleştirmiş, inkâr ve imhayı çözüm olarak dayatmıştır. Kapitalist modernite ortaya çıkardığı krizlerle, halklara inançlara, emekçilere, kadınlara gençliğe, çocuklara, doğaya verdiği zararlarla yaşamın bütün alanlarını yaşanılmaz kılmıştır.

Katı merkeziyetçi, ulus devlet paradigması halkın demokratik katılımı önünde en büyük engel olmuştur. Ortadoğuda şekillenen baskıcı ve totaliter rejimler ve onların uygulamaları halkların etnik dinsel ve yaşamsal problemlerine çözüm olmadığı gibi halklara kan, acı, gözyaşı ve asimilasyonu reva görmüştür. Bu da halkların başka alternatiflere yönelmesini elzem kılmıştır. Bunun yerine ulus devleti aşan ve demokratik ulus bilincini geliştirecek olan yerinden yönetim ilkesi, demokratik ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplumu yaratma çabası halkların çözüm seçeneği olarak açığa çıkmıştır.

Gerek Türkiye’de gerek Suriye’de, İran’da ve Irak’taki çözümsüz politikalar ve buna karşı Demokratik Özerklik projemiz başta Kürt halkı ve Ortadoğu halklarına umut olmuştur. Suriye Türkiye ve İran başta olmak üzere, küresel egemen güçlerin saldırgan politikalarının da nedeni budur. Askeri operasyonların yanında yapılan siyasi operasyonlarla 8 bini aşkın Kürt siyasetçisi seçilmişleri, aydın, yazar, gazeteci, avukat ve STK temsilcileri tutuklanmıştır. Bu yönelimler bir yandan AKP’nin çözümsüzlük politikasını açığa çıkarırken aynı zamanda bu hükümetinde diğer hükümetler gibi bir savaş hükümeti olduğunu ortaya koymuştur. Ortadoğudaki ve Türkiye’deki sorunlara çözüm üretemeyen sistem bu başarısızlığını örte bilmek için kadınlara emekçilere halklara ve inançlara topyekûn savaş açmıştır. Kürt halkına son olarak yaşatılan Roboski katliamı bunun somut örneğidir. 29 Mart yerel seçim sonrası başlayan ve günümüze kadar devam eden askeri ve siyasi operasyonlarla Kürtlerin özgür iradesini ve siyasal mücadele kararlığını yok edemeyen AKP daha da saldırganlaşmıştır. Bu saldırı politikalarının somut göstergesi de çözümün ve barışın muhatabı olan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve izolasyon politikalarıdır. Bu tecrit politikası Kürt sorunun çözümüne hizmet etmediği gibi çözümsüzlüğü derinleştirmekte ve Kürt halkına yönelik yaklaşımında ifadesi olmaktadır. Bu da Kürt halkı tarafından kabul edilemezdir. Bizler Kürt halkının seçilmişleri olarak tecrit uygulamasının ortadan kaldırılıncaya, İmralı Cezaevi kapatılıncaya ve Sayın Öcalan özgür siyaset yapma koşullarına kavuşuncaya kadar kesintisiz mücadele edeceğimizi halkımız ve dünya kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bu anlamda, Genel Merkezimizce belirlenecek tarih ve planlama çerçevesinde biz seçilmişler olarak demokratik eylemleri geliştireceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Dünya bilmeli ki, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan özgür olmadan hiçbirimiz kendimizi özgür hissetmeyeceğiz.

Devletin bütün ekonomik ve siyasal, yargısal olanaklarını arkasına alan saldırgan AKP politikaları, halkımızın onurlu direnişi ve 13 yıllık mevcut yerel yönetim politikalarımızın, deneyim ve başarılarıyla boşa çıkarılmıştır.

14 Temmuz 2011 de ilan edilen demokratik özerkliğin yaşam bulacağı kurumların başında gelen yerel yönetimler pratiğimiz, konferansımızda bütün boyutlarıyla ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Üç günlük konferansta kentsel, sosyal, kadın, gençlik, kültür, eğitim, sağlık, ekolojik politikalarımızda yaptıklarımız ve yapamadıklarımız üzerinden tartışmalar yürütülmüştür. 13 yıllık Yerel Yönetimler deneyimimiz ve 13 yıllık yerel yönetim hizmetlerimiz 80 yıl boyunca coğrafyamızı yöneten tüm hükümetlerin yaptığı hizmetlerin toplamını kat be kat aşan hizmet pratiği olmuştur. Halkımızın teveccühünü kazanan, ekolojik, sosyal, kültürel ve temel ihtiyaç alanları olan alt yapı hizmetleri mevcut hükümeti ciddi bir şekilde rahatsız etmiş, paradigmamızın yaşam bulduğunun somut göstergesi olan bu hizmetlerin üretilememesi için aynı zamanda yerel yöneticilerimize yönelik hukuk ve siyaset ahlakına aykırı baskı politikaları ile engelleme ve karalama kampanyaları sürdürmektedir.

Cinsiyet özgürlükçü Demokratik Ekolojik Yerel Yönetimler paradigmamızın daha etkin kılınması için önemli kararlaşmalar yaşanmıştır. Yerel yönetimler kadın konferansımızın açığa çıkardığı iradeli kararlaşmalar konferansımıza güç katmıştır. Kadın konferansımızın aldığı kararlar genel mücadelemiz için esas alınacaktır.

Demokratik uluslaşma bilincinin oluşmasında, demokratik özerklik inşasının yaşamsal olduğu bir kez daha vurgulanmış, nerede yerel yönetimimiz varsa halk hizmet farkını görmüştür. Bu temelde var olan belediye sayımızın yüzde yüz arttırılması hedeflenmiştir. Bu konferansımızın eksik ve yetmezliklerimizin giderilmesine ve halkımızın öz yönetiminin oluşmasına katkı sunacağı inancıyla topyekûn savaşa karşı topyekûn direnişle cevap verileceği kararlılığı ve inancıyla; AKP hükümetinin veya diğer ismiyle yeni devletin Kürt halkına dayatılan iradesizleştirme, teslim alma, topyekun savaş politikalarına karşın asla teslim olmayacağımızı halkımızın haklı davası kazanılıncaya kadar onurlu direnişimizle mücadelemizi sürdüreceğimizi tüm dünya kamuoyuna duyurmayı tarihi bir görev olarak biliyoruz…

          BDP Genel Merkezi 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: