Barış ve Demokrasi Partisi

Üç Fidanı Özlemle Anıyoruz

Posted on: 05/05/2012

Üç Fidanı Özlemle Anıyoruz

Bundan 40 yıl önce, 6 Mayıs 1972’de tarihe kara bir leke düştü. İdam cezaları Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan 68 kuşağının devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam edildiler.

Aslında onların şahsında idam sehpasına çıkartılan; bu ülkenin aydınlık geleceğiydi. Çünkü Onlar, demokratik Türkiye mücadelesinin öncüleri, bu ülkenin ezilen emekçileri, özgürlüğün, adaletin, eşitliğin sesiydiler. Onlar; halkların kardeşliği şiarına yürekten inanan, bunun temellerini atan devrimci önderlerdi. Bu ülkede barış ve kardeşlik köprüsünün ilk temellerini Onlar attı.

Aralarında Ulaş Bardakçı, Mahir Çayan, Ömer Ayna, Sebahattin Kurt, Deniz Gezmiş ve Hüseyin Cevahir’in bulunduğu bir grup Dev-Genç’li, 1968’de Hakkâri’ye kadar giderek, Zap Suyunun üzerine bir köprü yaptılar. “Boğaza değil Zapa köprü” dediler. Bu köprü aynı zamanda halkların kardeşliğinin de köprüsüydü.

Ancak bu kardeşlik ve adalet köprüsü Mahirleri Kızıldere’de hunharca katleden, Denizleri darağacına götüren zihniyetin bombalarıyla 1990’larda yıkıldı. Bu köprüyü yıkanların hedefi halkların kardeşliğini yıkmak, yerine düşmanlığı geliştirmekti. Ama başaramadılar. Türkiye halkları bu kardeşliğin yıkılmasına izin vermedi.

Deniz Gezmiş’in idam sehpasına giderken haykırdığı “Yaşasan Kürt ve Türk halklarının Kardeşliği” sloganın yarattığı etkiyi hiçbir zaman yıkamadılar, bundan da sonra da yıkamayacaklar.

40 yıl sonra günümüz Türkiye’sine baktığımızda, her ne kadar yöntemler değişse de bugün de halen aynı darbeci, vesayetçi, demokrasi ve özgürlük karşıtı zihniyet yine devrededir. 1972’de devrimcileri idam eden zihniyet, bugün de siyasi soykırım operasyonlarıyla, siyasi idamları sürdürmekte, binlerce devrimci, demokrat siyasetçiyi cezaevlerinde çürümeye terk etmektedir.

68 kuşağının devrimci direnişini kırmaya çalışan zihniyetin bugünkü temsilcileri de aynı politikayı sürdürmekte, demokratik halk muhalefetini, demokratik direnişi yasaklarla, engellerle, devlet şiddetiyle bastırmaya çalışmaktadır.

Ancak bütün baskıları yapanlar, tarihin hiçbir döneminde olduğu gibi bugün de bundan sonra da sonuç alamayacak, başarılı olamayacaktır. 1970’lerin mücadele ruhunu, direnişini bugünlere taşıyan, bugün de aynı heyecan, coşku ve kararlılıkla mücadele veren bir halk iradesi, bir halk gerçekliği var. Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, farklı kimlik ve inanç gruplarının yürüttüğü demokratikleşme ve özgürlük mücadelesi bastırılamayacak ve inkâr edilemeyecek düzeylere gelmiştir. Statükocu ve militarist zihniyet, yükselen demokrasi ve özgürlük mücadelesine karşı, türlü tertipler planlasa da, halkların barış içerisinde ve eşit koşullarda özgürce yaşayabileceği demokratik ve özgür bir Türkiye mutlaka gerçekleşecektir.

Bugün Denizler’i özüne uygun bir biçimde anmak ve anlamak için demokrasi güçlerinin, hepimizin önünde duran görevler vardır. Örgütlü gücümüzü büyütmek, dayanışma ve ortak mücadele hattını, duygularını güçlendirmek, halklarımızı karşı karşıya getirmek isteyen savaş politikalarına karşı çıkmak hepimizin öncelikli görevleri arasında yer alıyor.

Bu, hem 6 Mayıs’ta Denizleri idam sehpasına gönderen zihniyetle hesaplaşmak, hem de demokratikleşmeyi gerçekleştirebilmek için sol, sosyalist tüm demokrasi güçlerinin önünde duran bir görevdir.

Bizler bugün, ülkemizin Demokrasi, Sosyalizm ve Özgürlük mücadelesinde, en önde bayrağı taşıyan Denizlerden aldığımız mücadele ve direniş mirasını büyük bir kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz, edeceğiz.

Bir kez daha, Denizler şahsında, yaşamlarını Türkiye’de demokrasi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesi için feda eden tüm demokrasi ve barış şehitlerini anıyoruz. Anılarının, dün olduğu gibi bugün de demokrasi ve özgürlük mücadelemizi aydınlatmaya devam ettiğini belirtmek istiyor ve önlerinde saygıyla eğiliyoruz.

BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ GENEL MERKEZİ

 

 

Reklamlar

4 Yanıt to "Üç Fidanı Özlemle Anıyoruz"

Deniz Gezmiş ve arkadaşları mücadelesinin en büyük kısmını Kürt sorununa verdiler. Ancak bugünkü gelinen noktada Denizlere en çok sahip çıkması gereken parti BDP iken, parti, ulusalcıların Denizleri istismar etmesine göz yummaktadır. Hakkari’deki kardeşlik köprüsünü Denizler, Kürtler onları ulusalcıların eline malzeme yapsın diye yapmadılar. Partinin bu konuda ciddi bir şekilde insiyatif alması gerekiyor.

son derece katılıyorum kürt halkı sahib çıkmalı denizlere

bütün kardeş halklar adına üç fidanı saygıyla anıyoruz.ve dün gibi bu günde yollarında yürümeye devam ediyoruz devam edeceğimizede söz veriyoruz.ruhları şad mekanları cennet olsun.

saygı ile anıyorum denizleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: