Barış ve Demokrasi Partisi

BDP siyaset akademileri: Özgür düşünceye doğru

Posted on: 20/11/2011

Özgür Gündem – Berat BİRTEK

Akademi kavramının her ne kadar antik Yunan tarihinden yani Grek coğrafyasından çıktığı resmi tarih anlayışı tarafından genel kabul gördüğü bilinse de; kökeni Sümer Rahip Devleti’ne dek uzanır. Sümer rahiplerinin ya da rahip-krallarının topluma yaymak istediği yeni bir yaşam modelidir. Bunun için belirli kesimlerin Sümer Zigurratlarında eğitimlerden geçirilerek toplumsal hafızanın değişimi esas alınır. Bu aynı zamanda devlet kurumunun ve zihniyetinin gelişimiyle beraber iktidarcı sömürgeci anlayışında filizlenme dönemlerini işaret eder. Yapılmak istenen yeni bir toplumsal doku oluşturmaktır ve Sümer “tanrı”larınca öngörülen biçimiyle öncelikle insanların özgür yaşamından koparılarak gönüllü köleliğe ikna edilmeleri gerekir. Zigurratlarda bireyler yeni yaşama adapte edilir ve sonrasında bunun zihniyet boyutunun örülmesi amaçlanır. Böyle başlayan eğitim süreci günümüze kadar da sürer. Dönem dönem kimi alternatif akademik modeller ortaya çıksa da genel zihniyet aynı biçimiyle işler. Devletçi zihniyet aşılmadığı sürece akademiler veya eğitim sistemleri ezici çoğunlukla Sümerlerde oluşturulan “gönüllü köleliğin” devamını sağlar niteliktedir.‘Resmi’ akademiler

Resmi tarih anlayışınca ilk akademiler olarak kabul edilen akademia (Yunanca kelime anlamı yükseköğrenim) Platon tarafından kurulur ve sonrasında bayrağı öğrencileri devralır. Yoğunluklu olarak felsefe üzerine çalışmaların yapıldığı bu kurumlarda işlenen konular insana dair olanlardır. Başta materyalist çalışmaların yürütüldüğü görülse de çizgi giderek değişerek kuşkuculuğa doğru kayar. Felsefeyi özgür düşünebilmeye cesaret olarak kabul edersek bu akademilerin olumlu yanlarından bahsetmek mümkündür ancak devletçi sistemi büyük oranda beslediğini Platon’un Devlet kitabından anlayabiliyoruz.

Bu şekilde başlayan akademi süreçleri günümüze kadar da istisnalarıyla birlikte aşağı yukarı aynı temelde devam eder. Her yeni dönemin, oluşturulan her yeni sistemin kendine dair bir müfredatı oluşturulur. Oluşturulan bu müfredat yaratılmak istenilen yeni sistemin yaşam biçimini şekillendirmeye dönüktür. İçerik, bireyleri yeni sisteme mahkum eden, eskiye dair olanları zihinlerden silmeye çabalayan konumunda ilerlemiştir.

Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yeni dünya düzeninin oluşturulması, çıkılan savaşlardan sonra toplumların yeniden şekillendirilmesi üzerine büyük bir çaba durumu söz konusudur. Kurulan üniversiteler ve buralarda oluşturulan müfredatlar ise bireyleri sorgulamaktan uzaklaştırıp mevcut sisteme tam ikna durumunu sağlamak amacını taşımaktadır. Bunun için kullanılmadık yöntem kalmamıştır. Bilim, pozitivizm aracılığıyla toplumlardan iyice uzaklaştırılıp egemenlerin tekeline alınmıştır. Sosyoloji, felsefe, psikoloji gibi sosyal bilimler toplumsallığın en büyük değerleri olduğu halde özellikle kapitalist sistemin çarkında toz haline getirilmiş ve ezberci bir modele indirgenmiştir. Yani günümüz üniversitelerinde yapılan eğitim çalışmaları aslında Sümer Zigurratlarının birebir kopyasıdır. Bilimin aslında devletsiz toplumlara aitken iktidar ve devlet kavramlarının en büyük aracı haline dönüşmesi bunun en somut sonucudur. Dönem dönem alternatif akademiler kurulmuş ancak bunlarda sistemin şerrinden kendilerini kurtaramayıp tarihe karışmıştır.

Eril zihniyetin anaç dönemi lağvetmesi ile başlayan devlet ve iktidar kavramları insanlığın ayağına dolanan, insanlığı kirleten, doğayı yağmalayan bir güçtür. İnceltilmiş dozajlarla halklara yedirilmesi farkındalık yaratımının önüne geçme niyeti güder. Bu yüzden sıcak su-kurbağa örneğinde görüldü gibi suyun yavaş yavaş ısıtılarak kurbağanın hissettirmeden ölümü sağlanıyor. Günümüz akademi yani üniversiteleri bunun öncüsü durumunda. Ne kadar çabalasak ne kadar anlamaya çalışsakta bu yavaş ölenler kervanına her birimiz yavaş yavaş katılıyoruz.

AKP de Öcalan’ın önerisini hayata geçirdi

Bütün bu bilgiler ışığında toplumun yeniden kendi özüyle bütünleşeceği yeni akademilere ihtiyacı vardı. Özellikle kapitalist moderniteye panzehir olarak “demokratik modernite”nin toplumda yaşam bulması sürecin olmazsa olmazıydı. Zihniyetlerin ezbere dayanmayan yoruma açık, genişçe tartışmaya ihtiyacı vardı. Bu temelde yapılan tartışmaların ardından 2010 yılında BDP MYK’sının kararıyla siyaset akademisi çalışmaları başlamış oldu. Oluşturulan müfredat, eğitimciler, eğitim biçimi, tarzı uzun tartışmalar sonucunda şekillendi. Bu temelde mevcut eğitim tarzının çok dışına çıkan alternatif eğitim programları düzenlendi. Amaçlanan nokta özellikle 30 yıldır büyük bir siyasi birikimi olan Kürt halkında belli bir siyasi örgütlülüğü yakalamaktı. Demokratik siyasetin, demokratik yaşamın yeniden değer kazanması için yapılacak olan eğitimlerin Türkiye’de yaşanan siyasi krize de soluk borusu açtıracağı öngörülüyordu.

Bu akademilerin kurulması için öneri yapan Sayın Öcalan özellikle belirttiğimiz noktalara vurgu yapıyordu. 2000’li yıllarda AKP de bu öneriyi değerlendirdi ve Türkiye’nin birçok yerinde akademiler kurdu. Yalnız kurulan bu akademiler başlarda belirttiğimiz Sümer zigurratlarındaki eğitimlerden farksızdı. Tanrı-Krallar bu akademiler üzerinden kendilerini giderek daha da ilahlaştırarak büyük bir baskı-sömürü oluşturdu. BDP siyaset akademilerinde ise devlet ve iktidar kavramlarına ciddi anlamda bir savaş açıldı. Burada devleti herhangi bir devlet yani Türk devleti, Amerika devleti biçiminde ele almaktan ziyade bir anlayış, bir zihniyet olarak ele almak daha doğru olacaktır.

Özgür bireyler akademisi

Akademiler kurulurken Türkiye’yi bölen değil aksine demokratikleştirip bütünleştirmek üzerine tartışmalar yürütüldü. Bu temelde müfredata dahil edilen her konu doğal yaşam ve insana dair olandı. Haliyle insanı kendi doğasından bir hayli uzağa götüren bir anlayış buna sert bir şekilde karşı çıkacaktı. Felsefe Tarihi ve Bilinci, Kuantum, Demokratik Siyaset, Demokratik Özerklik, Toplumsal Ekoloji, Doğal Toplum ve Uygarlık Tarihi, Ortadoğu Tarihi ve Siyasi Dengeler, Türkiye Siyasi Tarihi, Yerel Yönetimler ve Ekoloji gibi ders konuları incelendiğinde yeni yaşamın umut veren nüvelerini yakalamak mümkün. Kuantum felsefesi ile yeni anlayış ve düşüncelerin kazanılması, insanın doğayla tekrar bütünleşmesi, ekoloji dersiyle bunun perçinlenmesi, toplum ve uygarlık tarihi dersiyle insanın kendisini kendi geçmişinde bulması, yine Ortadoğu tarihiyle kendi kültürel özelliklerini yeniden tanıması ve bunun tarihsel boyutunda derinlemesine incelenmesi ve bu şekilde yeni özgür düşünen, üreten bireylerin kendilerini bulması ve bu temelde iktidar zihniyetinden arınmış bir şekilde demokrat ve tamamen halka dayalı siyasetçilerin yetişmesi amaçlandı. Her zaman olduğu gibi devletçi sistem “özgür düşünebilen bireyleri” kendisine en büyük tehlike olarak gördü ve aralarında Prof. Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu gibi bu ülkenin demokratikleşmesi için büyük çaba sarfedenlerin de bulunduğu yüzleri bulan insanı gözaltına aldı. İddianameler incelendiğinde tamamen düzmece olduğu görülecektir. Temel sorun, insanların özgür olmalarından korkmaları. Ancak özgür düşünce insanın aklına bir kere düştü mü ölüm çaresiz kalır bunun karşısında. Bu temelde tamamen legal ve yasalar çerçevesinde kurulmuş olmasına rağmen neredeyse bütün çalışanlarının tutuklandığı BDP siyaset akademileri aynı çizgide çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir. Özgür düşünmeye cesaret eden herkes akademilerin olduğu her ilde destek verip bu çalışmalara kendilerin katabildikleri oranda katmalıdır. Özgür yarınlar ancak özgür düşünen bireylerle inşa edilir.

Reklamlar

3 Yanıt to "BDP siyaset akademileri: Özgür düşünceye doğru"

SLM .bu dersim olayı ile ilgili bu kadar tartışma varken BDP niye sessiz.hepimiz biliyoruuz başbakan göstermelik üzür diliyor BDP bunun farkında ve böyle olduğunu ıspatlamak için BDP dersim isminin iadesini ,hakikatleri araştırma komisyonunu ve yargılama süreci için yönerge vermeli ki akp de bunu kabul etmez ve böylece herşey günyüzüne çıkmalı.Brezin deyişiyle BDP çok eksik ve pasif bu kadar arkanızda halk desteği var ama siz çok çok pasifsiniz fikir üretemiyorsunuz.Van depremindede öyle yaptınız o kadar uğraş verdiniz ama birbirinden tutarsız konuşmalarınız yandaş basının ağzına sakız oldu.artık aşın kendinizi ya hep brez mi olacak…bu KCK ye bürünerek yakalananlar içinde birşey yapın yoksa artık kimse korkudan siyasal mücadeleye girişmeyecek.haberiniz olsun

SLM .bu dersim olayı ile ilgili bu kadar tartışma varken BDP niye sessiz.hepimiz biliyoruuz başbakan göstermelik üzür diliyor BDP bunun farkında ve böyle olduğunu ıspatlamak için BDP dersim isminin iadesini ,hakikatleri araştırma komisyonunu ve yargılama süreci için yönerge vermeli ki akp de bunu kabul etmez ve böylece herşey günyüzüne çıkmalı.Brezin deyişiyle BDP çok eksik ve pasif bu kadar arkanızda halk desteği var ama siz çok çok pasifsiniz fikir üretemiyorsunuz.Van depremindede öyle yaptınız o kadar uğraş verdiniz ama birbirinden tutarsız konuşmalarınız yandaş basının ağzına sakız oldu.artık aşın kendinizi ya hep brez mi olacak…bu KCK ye bürünerek yakalananlar içinde birşey yapın yoksa artık kimse korkudan siyasal mücadeleye girişmeyecek.haberiniz olsun

Merhaba güzel Partim. Isvicrenin Basel kentinde yasiyan genc Sanatcimiz Ulas Nesilin – Sirin Daye adli Klipi cikti. Klibinde ülkesine özlentisini anlatan Ulas arkadasimizi, siz BDP partimiz olarak Facebook sitenizde paylasmaya ve desteginize davet ediyorum. Umarim Klibimiz Partimize ve ülkemizin hosuna gider..

link: http://www.youtube.com/watch?v=sprP0LaSb1U

tskler
Eren Erdem
Basel,Isvicre

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: