Barış ve Demokrasi Partisi

Topyekün Direniş – Eren Keskin

Posted on: 09/11/2011

(Özgür Gündem 8 Kasım 2011)

O kadar çok sorun var ki coğrafyamızda, sürekli tartışmamız gerekiyor.

Ancak neyi kimle tartışacaksınız?

Çoğunluk, her şeyi yanlış biliyor çünkü!

‘Kürt Sorunu’ denilen sorunun aslında bütünüyle bir ‘Türk Sorunu’ olduğunu,

‘Sözde’ tanımlaması ile ifade etmeye çalıştıkları ‘Ermeni Sorunu’nun tam anlamıyla bir SOYKIRIM olduğunu!

Bu coğrafyada, her baskının, her yok etme politikasının arkasında ‘rejimin bekçileri’ olarak gördükleri, militaristlerin bulunduğunu!

Türkiye’de ‘çok korktukları’, ‘anti-laik’ gelişmelerin, bütünüyle ordunun kontrolünde olduğunu!

En çok imam hatip okulunun, 12 Eylül Askeri darbecileri tarafından açıldığını!

Din dersinin, “zorunlu ders” olarak, müfredata koyanların yine 12 Eylül darbecileri olduğunu!

Her şeyi ama her şeyi yanlış biliyorlar…

Bu yanlış bilmelerin belki de en önemlisi PKK hakkında yanlış bilinenler.

PKK gökten ‘zembille’ inmedi. PKK bir ulusa yönelmiş, ‘yok etme’ yaklaşımına tepki olarak doğdu.

‘Şiddetle aramızda ince bir çizgi var’. Herkes bir anda şiddetin faili de olabilir, mağduru da!

Önemli olan, şiddeti yaratan mekanizma ve uygulamayı ortadan kaldırmaktır. Tüm talepleri bu amaca yöneltmektedir.

Geçtiğimiz günlerde, bir yazımda daha bahsetmiştim.

Van Çatak’ta bir toplu mezara gitmiştik. Yanımızda Alman siyasetçiler, insan hakları savunucuları, İHD’liler ve Barış Anneleri’nden bir grup vardı. Yanımızdaki Barış Anneleri’nin, çocuklarının cenazeleri de kayıptı. Yıllardır çocuklarının, kemiklerinin peşindeydiler.

Ulaştığımız, dağın tepesindeki toplu mezarda, üzerleri taşlarla örtülmüş, insan kemikleri ve kafatasları vardı. İnanılmaz bir görüntü idi.

Bir yanda devletin kullandığı, yakıt çubuklarının parçaları, bir yanda gerillaların yemek kapları, giysi parçaları ve parçalanan bedenlerinden geride kalan, kemikler ve kafatasları.

Annelerin kemikleri ellerine alıp, ağlayarak okşamaları, orada bulunan herkesi kendinden geçirdi. Erkek, kadın ağlamayan bir kişi bile yoktu. O an, hepimizin aklından, yolumuzu ters çevirip, dağlara doğru gitmek geçti.

Bu gerçekten böyle oldu. Arkamızdaki her şeyi bırakıp, dağlara gitmek!

Şimdi bu yazıyı okuyan bazı kişiler, bu yazdıklarımı eleştireceklerdir. ‘Bir insan hakları savunucusu, bunları nasıl düşünür?’ diye.

Ama düşünülüyor işte!

Acılar arasında, rövanş savaşları yapılan bu coğrafyada, hep acıları yok sayılan bir halkın anneleri yanında, bu düşünülüyor.

Sonra tabii ki hepimiz gerçeğe döndük.

Biz döndük ama 15-16 yaşında bir gence bunu anlatamazsınız.

Bugün tek çözüm, PKK’yi yok saymadan, kurulacak çözüm biçimidir.

Savaş PKK iledir. Savaşın tarafı odur.

Bugün görülüyor ki, AKP anlaştığı ordu ile birlikte, ‘topyekûn bir yok etme’ kararı vermiştir.

Ancak bu kararları, sonuç alamayacaktır.

Sevgili Ragıp’a, Prof. Ersanlı’ya, Hatip Dicle’ye, Muharrem Erbey’e olan sevgimiz ve bağlılığımız, bizlere de ‘topyekûn direniş’i bir görev olarak yüklemekte.

Bizim fazladan inancımız ve yürek gücümüz var!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: