Barış ve Demokrasi Partisi

Duygu Durumu – Rıdvan Turan

Posted on: 09/11/2011

(Sosyalist Demokrasi)

“Siz bakmayın 7.2’lik depremin yarattığı hasara” diyordu deprem mağduru bir köylü. “Bizim yaşadığımız depremlerin en küçüğüdür 7.2’lik olanı…”

Onun bu söylemi 7.2’lik depremi hafife aldığı anlamına gelmiyor, diğer depremlerin kendileri için ne denli tahrip edici olduğunu gösteriyordu.

Köylünün kastettiği diğer deprem etkili olaylar, o hafta içinde sonuçlanmış olan N.Ç. davası, Çele’de kırka yakın gerillanın kimyasal silahlarla öldürülmüş olması ve Zarakolu ve Ersanlı’nın tutuklanmasıyla devam etmekte olan KCK davalarıydı.

Bölge bayram arifesinde bu depremlerin etkisi altında yüzlerce artçı sarsıntı yaşadı.

***

Bölgede N.Ç. davası, çok sayıda adamın küçük bir kıza tecavüzünden daha farklı bir anlamla anlamlandırılıyordu. Bu tecavüz olayı karşısında Yargıtay’ın tutumu durumun seyrini değiştirmişti. Böylece toplumsal algı, olayı küçük kız çocuğu ile saldırganlar arası adli bir sorun olarak değil, Kürt halkı ile devlet arasında siyasi bir sorun olarak görmek biçiminde şekillendi. Genel toplumsal algının prizmasından kırılarak yansıyan tecavüzcüler devlet, tecavüze uğrayan da Kürt halkı suretine bürünmüştü. Yine bölgede yaşayan bir vatandaşın sözleriyle, “N.Ç. kararı ile devlet Kürt halkına tecavüz etmişti”.

***

Kırka yakın gerillanın hayatını kaybetmesi bu duygu durumunu daha da fenalaştırdı. 24 gerilla cenazesi askerlerce alınıp Malatya adli tıbba getirilmişti. Bu gerillaların büyük çoğunluğu ailelerce teşhis edilememişti. Cenazeler kömürleşmişti. Diğer gerilla cenazeleri ise bölge halkı tarafından katliamın meydana geldiği vadide yapılan arama sonucu bulundu. 11’i kadın olan bu gerilla cenazeleri de kömürleşmiş ve parçalanmıştı. Fotoğraflar saldırının ne denli şiddetli olduğunu gösteriyordu. Gerillaların silahları dahi küçük parçalara bölünmüştü. Kayalar yüksek sıcaklıktan dolayı adeta kristalleşmiş durumdaydı. Vadideki bitki örtüsü tamamen tahrip olmuştu. Bomba parçalarında “Made in USA” yazısı okunuyordu.

***

Son KCK tutuklamaları bölge halkının azımsanmaz bir bölümünün devletin kendilerine karşı şiddetli bir saldırı savaşı yürüteceği fikrini kesinleştirdi. Başbakanın birbiri ardına verdiği demeçler bölgede ciddi bir kaygı dalgasına yol açtı. İnsanlar bu denli şiddetli bir saldırı dalgası ile KCK’li olsun olmasın hükümete muhalif olan herkesin derdest edileceğini, cezaevlerine kapatılacağını dillendirmekteydi. Özellikle son operasyonlarla sol sosyalist güçlere, aydınlara ve Kürt halkının dostlarına “ayağınızı denk alın, bulunduğunuz alanı boşaltın, yoksa hesabını ödersiniz” mesajı verilmekteydi. Yine bölgede yaşayan bir vatandaşın söylemi ile önce Kürt halkının etrafı boşaltılacak ve yalnız kaldığında da daha şiddetli bir imha saldırısı başlatılacaktı.

***

Ve son olarak 7.2’lik depremde yaşananlar, bölgedeki yurttaşlara göre bu kanıların boş olmadığına kanıttı. Gerçekten de televizyonlarda gösterilenlerle alakası olmayan bir durum söz konusuydu. AKP’ye oy vermiş bir köye gereken gıda ve barınma yardımları ulaştırılmış, hasar tespitleri yapılmış iken iki kilometre uzakta BDP’ye oy vermiş köye çivi dahi çakılmamıştı. Tam bir keşmekeş hüküm sürmekteydi. Köylüler kendi çabaları ile felaketi atlatmaya, yaraları sarmaya çalışıyorlardı. Oysa ki Dibekdüzü adındaki bu köyde 12 insanımız hayatını kaybetmişti. Etraf çamur deryasıydı. Kızıltepe belediyesinin aşevi ve yine belediye kanalıyla gelen çadırlar harici tek bir Mevlana eviydi gözümüze ilişen. Mevlana evi denen baraka ise son derece sağlıksız, içerdeki buharın yoğunlaşmak suretiyle insanın üzerine yağmur gibi yağdığı bir ucubeydi. Erciş belediyesi AKP’li olduğu halde yapılan yardımlar ihtiyacı karşılamaktan son derece uzaktı. Sokakta olması gereken belediye başkanını makamında dahi bulabilmemiz olanaklı olamadı. Diyarbakır büyükşehir belediyesinin kurduğu seyyar yemekhane günde 13 bin kişiye üç öğün sıcak yemek veriyordu. Yine kurulan sağlık tesisinde yüzlerce insan muayene ediliyor ve ilaçları veriliyordu.

Açıkça belediye kanalından gelen yardımlara valilik el koymaya çalışıyor, devlet ve hükümet yöneticileri Van’a geldiklerinde belediye ile görüşmüyorlar, belediyeyi boşa düşürmeye çalışıyorlardı.

Sözün özü, organizasyon son derece bozuk, yardımlar yetersizdi. Yetmiyormuş gibi hükümet BDP ile deprem üzerinden büyük bir hesaplaşma yürütüyordu. Depremin yarattığı felaketi kullanarak BDP’yi zayıflatmaya, halk desteğini çözmeye çalışıyordu. Bu haksız saldırı karşısında halk bir defa daha mağdur ediliyordu.

***

Bugün bu denli önemli kayıplara neden olan 7.2’lik deprem sözünü ettiğim diğer depremlerin etkisi ile daha da yıkıcı hale geldi. Bölge halkının çoğunluğu nezdinde artık hemen hemen netleşmiş bir duygusal kopuş baş göstermiş durumda. Giderek uzlaşmaz bir ruh hali boy veriyor. Bu koşullar altında başbakan, başlattığı süreci daha da derinleştirmek niyetinde olduğunu vurguluyor. KCK operasyonlarını eleştirenleri açıkça tehdit ediyor. İçişleri bakanı Kürt sorunu diye bir sorunun olmadığını söylüyor.

Hükümet ülkeyi 9’luk bir depreme doğru sürüklüyor.

Bölgedeki duygu durumunu ciddiye almak yerine herkesi tutuklamak ve öldürmekle özetlenecek bir istikametin bizi götüreceği yer neresidir?

Bugün hiç olmadığı kadar yüksek riskli bir fay üzerinde oturuyoruz.

Ve fay çoktan hareketlenmiş durumda.

Daha büyük bir depreme meydan vermemek için başbakanın, “N.Ç. kararı ile devlet Kürt halkına tecavüz etmiştir” diyen köylünün duygu durumunu göz önünde tutması gerekmez mi?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: