Barış ve Demokrasi Partisi

Şimdi Kongreler Zamanı

Posted on: 15/10/2011

Önümüzdeki dönemin politik gündemini esas olarak iki temel sorun belirliyor: Biri, AKP iktidarının Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesine yönelik başlattığı özel savaş ve çok yönlü saldırıdır, ikincisi de, üniter devlet krizini aşmanın bir yolu olarak ve sistemin restorasyonu amacıyla yeni bir anayasa yapılmaya çalışılmasıdır.

Birbirleriyle örtüşen bu iki politik yönelim, aynı zamanda emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gündemini de oluşturuyor. Bu bağlamda siyasal ve toplumsal sürece müdahil olmak ve alternatiflerimizi ortaya koymak, güncel devrimci görevlerimiz bakımından önem kazanıyor.

Sosyalist hareketin Kürt Özgürlük Hareketi ile stratejik ittifakının yeni bir örgütlenme biçimi olan Kongre Girişimi, bu konuda yeni ve somut kazanımlar yaratabilecek potansiyele sahip. Kuşkusuz bu çabanın getirişi, somut adımlar atıldıktan ve ilerlemeler kaydedildikten sonra belli olacak.

Cephe ve parti örgütlenmelerinden farklı bir yapılanma olan Kongre Girişimi, iki aşamalı bir süreci kapsıyor: İlk aşamada, tüm toplumsal muhalefet güçlerini ortak bir kulvara yığarak yerel meclisler aracılığıyla merkezi bir mücadele örgütü yaratmayı; ikinci aşamada ise yeni tipte bir partinin kuruluşunu amaçlıyor.

Kongre, esas olarak yerel inisiyatifleri temel alan ve yerellerden merkeze doğru demokratik meclisler şeklinde örgütlenen bir oluşumdur. Bu oluşumun durağanlıktan kurtulup kitlelerin bilinç ve inisiyatifine dayalı devrimci atılımlar yapması; yeni, taze ve dinamik güçlere yönelmesi ile mümkün olacaktır.
Kongre sürecinde yeni bir oluşumun asgari zeminini oluşturan ve ortak söylem haline gelen iki temenni dikkat çekiyor: Biri, devrimci ve demokratik muhalefet güçlerinin en geniş birliğinin oluşmasının yakıcı merkezi bir görev olarak algılanması; diğeri de eski kısır tartışmalara, sekter ve rekabetçi tutumlara sürüklenilmemesidir. Kuruluş felsefesi olarak da tanımlanabilecek bu temennilerin pratikte anlam kazanması, başlangıçtaki kolektif çaba ve politik iradeye bağlı olacaktır.

Kongre türü örgütlenmelerin Türkiye tarihinde önemji bir yeri de var. Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşi’nın sonunu belirleyen Brest-Litovsks Anlaşmasıyla Bolşevik Hükümet’in Kars, Ardahan ve Batum’u Osmanlı devletine vermesi ve ardından Mondros Mütarekesi ile Osmanlı devletinin sınırlarının yeniden çizilmesi sürecinde Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Arap vb. kökenli örgütlerin ortaklaşa veya tek başlarına kurdukları Kongreler, yerel meclisler niteliğindeydi. Kimi yerde merkezi iktidarın yarattığı boşluğa karşı, kimi yerde etnik ve kültürel talepler temelinde yerel iktidarlar olarak kurulmuşlardı.

Geçmişteki sosyalist birlik deneyimleri yenilgi döneminin psikolojizminden kaynaklanan güç toplama çabalarıydı. Sosyal şovenizmin etkisiyle Kürt Özgürlük Hareketi’nden de uzak durulmuştu. Şimdi ise, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun somut kazanımları üzerinden ve BDP’nin devrimci dinamizmi ve değerli katkılarıyla oluşan stratejik bir ortaklık kuruluyor.
Kongre Hareketi’nin sekteye uğratılmamasuçin her adımda ortak akıl egemen olmalı ve geçmişten çıkarılacak derslerin ışığında acele edilmemelidir.

Kendisine model aldığı Demokratik Toplum Kongresi oluşumunu 2 yılda tamamlayabildiği dikkate alındığında; Kongre sürecinin istikrarı ve kendisine atfedilen önemi nedeniyle makul bir sürenin gerekliliği göz ardı edilemez.
Bileşenlerin kendi güç ve imkanlarını harekete geçirmesi ve yeterli bir performans gösterebilmesi için bile, belirli bir zamana ihtiyaç olacaktır. Ancak, kendisini somut olarak test edebileceği 29 Mart 2014 Yerel Seçimleri’nden önce örgütsel varlığını koruyacak ve siyasal faaliyetini kesintisizce sürdürebilecek bir konuma ulaşmalıdır.

Henüz işin başındayız. Ben de büyük bir umutla ve heyecanla seçilmiş delege olarak Kongre’ye gidiyorum. Şimdi önyargısız, iyi niyetli ve birlikçi tutumlar sergilenmesi ne kadar önemliyse, aynı kulvarda yürümeyi amaçlayan kişi, grup ve çevrelerin birbirlerine karşı güven artırıcı önlemler alması da, bir o kadar önemlidir.

Her şeye karşın hafta sonu Ankara’da toplanacak olan Kongre, amaç-araç-ihtiyaç diyalektiği neyi gerektiriyorsa ona göre ihtiyatlı adımlar atacaktır. İlk planda Program Taslağı ve benimsenen modele uygun olarak hazırlanan Tüzük kabul edilecektir. Tüzük, hem inşa ve hem de sonraki sürecinde bir örgütün ilişki ve işleyiş kurallarıdır. Kongre sürecinde yer alan herkes için bağlayıcı hükümleri içereceği için programdan daha önemlidir.

Bu bağlamda, farklılıkların meşruiyeti ve eylem birliği temelinde, gönüllü katılımın ve kişisel katkının, liyakatin ve demokratik işleyişin herkes için geçerli olduğu devrimci bir platform yaratılması, sürecin istikrarı bakımından hayati önemdedir.

Sınıf mücadeleleri tarihi göstermiştir ki, bir siyasal ve toplumsal hareket kendi çizgisinde kararlı, tutarlı ve istikrarlı yürüyemezse, kendi özgücüne güvenini geliştiremez ve başkaları için de bir cazibe merkezi haline gelemez…

Şaban Iba – Özgür Gündem

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: