Barış ve Demokrasi Partisi

Rıdvan Turan: Bu Hükümetin Gönlünde, Sri Lanka Modeli Var

Posted on: 12/10/2011

Daha birkaç ay önce pek çok siyasi analist, Kürt sorununun artık bir çözüm aşamasına vardığı ve bundan böyle eski çapta askeri çatışmaların gerçekleşmeyeceği görüşünde birleşiyorlardı. Devlet için de PKK için de süreç sona gelmişti. Her iki kesim de silahla sonuç alınamayacağı noktasında hemfikirdi.

Barışa oldukça yaklaşılmıştı.

Sonra her ne olduysa oldu ve silahlar yeniden konuşmaya başladı.

Ardından yine de bir daha 90’lı yıllara dönülemeyeceği vurgulanmaya başlandı.

Şimdilerde ise sürecin 90’lı yıllara benzemeye başladığından söz ediliyor.

Peki bu noktaya nasıl gelindi ve bundan böyle nasıl devam edecek?

Hükümete göre Silopi saldırısının ardından işler bozuldu.

PKK barış sürecine deyim uygunsa ihanet etti.

Başbakan ‘bundan böyle tolerans yok, neler yapacağımızı göreceksiniz’ anlamında tehditler savurdu.

“Terör örgütü” ile arasına mesafe koymayanların da bedel ödeyeceğini söyledi.

Esen rüzgara göre pozisyon almakta gayet mahir olan, “kırı görüp tosbağa, suyu görüp kurbağa” olan boyalı basın da derhal 90 konseptine dönüş yaptı.

Örgüt iyi niyeti suistimal etmişti.

“Terör” mutlaka ezilecekti.

Ardından bir politik linç hareketi başladı, binlerce Kürt cezaevlerine tıkıldı, operasyonlar boyutlandı.

Yeni teknolojilere dayalı imha yöntemleri ile saldırılar artırıldı.

Kitle gösterilerine karşı tutum sertleşti.

Peki gerçekten hükümetin barış için çaba sarfettiğine ve bu çabaları PKK’nin istismar ettiğine ve giderek de savaşı devam ettirmek için saldırılar düzenlediğine inanmamızı gerektirecek olguların varlığından bahsedebilir miyiz?

Belki birileri için evet, ama bizim için hayır.

Oslo’da PKK ile MİT’in görüşmeleri basına sızdığında başbakanın açıklamalarını hatırlayalım:

Başbakan, PKK ile hükümetin değil devletin görüştüğünü, hükümetin asla böyle bir görüşme yapmayacağını, teröristleri muhatap almayacağını söyledi.

Ardından da yapılan görüşmelerin amacının PKK’nin tasfiyesi olduğundan bahsetti.

Oysa barış isteyen bir devletin ya da hükümetin, en yetkili ağızdan çıkıp görüşmeleri savunması, kendini muhatap olarak ilan etmesi ve gelebilecek eleştirileri göğüslemesi gerekirdi. Bunun yerine devletle hükümetin hemen hemen aynı anlaşıldığı yerde laf cambazlıkları yapmak tercih edildi.

İki yıldır içerde olan KCK’lilere ek olarak daha yüzlercesini içeri gönderdi. Sayı 5 binlere doğru çıktı. Oysa silaha yönelimi ortadan kaldırmanın tek yolu silahsız siyasetin yollarını sonuna dek açmaktı.

Obama’dan yüksek teknolojili silah almak için olmadık politik ödünler verildi.

Dahası Öcalan’a tecridin koşulları ağırlaştırıldı, ailesi ve avukatları ile görüşmesi engellendi.

Kandil sürekli bombalanmaya ve askeri operasyonlar sürekli artırılmaya başlandı.

Bir önceki barış süreci de Habur’da Kürtlerin “olur olmaz hareketleri”nden dolayı kesintiye uğramıştı. İşte bu barış süreci de yine Kürtlerin devletin barışçıl politikalarını istismar ettiği için kesintiye uğramıştı. Kabahat belli ki yine Kürtlerdeydi…

Bu savların ikna ediciliğinden bahsedilemez.

Ama illa sürece rengini veren, her defasında başa dönülmesini sağlayan bir etkenden bahsedeceksek mutlaka bahsetmemiz gereken şey şudur:

Bu hükümetin gönlünde yatan aslan, Sri Lanka modeli çözümdür.

Siz bakmayın IRA, ETA örneklerinin konuşulduğuna.

Konuşulan dilde, konuşulmayan gönülde yer almaktadır.

Hükümette Oslo görüşmeleri de daha önce yapılan görüşmeler de Sri Lanka modelinin değişik etapları olarak anlaşılıyor. TRT Şeş de öyle, Kürtçe kursları da.

Kandil’e bayrağı dikme hevesi her şeyin önüne geçmiş durumda.

Bugünlerde sıklıkla bu savaş ve çatışma ortamının nereye kadar süreceği sorusu soruluyor.

Belli ki hükümet Sri Lanka modelinin mümkün olmadığını görünceye dek devam edecek.

Ölümler, siyasi tutuklamalar daha da artacak.

Sri Lanka devletinin Tamil Kaplanları’na karşı elde ettiği üstünlüğün bu tür çözümlere ilgiyi artırdığı söylenebilir.

Ancak ne PKK Tamil Kaplanları’dır, ne de burası Sri Lanka’dır.

Bu konuda ısrar yalnızca her iki taraftan da binlerce insanın hayatına mal olabilir.

Hükümetin ısrarı ne kadar Sri Lanka modelinden yana olursa olsun, hiçbir savaş sonsuza dek devam edemez. Savaşlar cephelerde sürer ancak masalarda biter.

Önünde sonunda bu savaş da böyle bitecek. Ancak geç kalınan her gün yeni canlara mal olacak…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: