Barış ve Demokrasi Partisi

Karasu: Görüşmeler KCK ile de olmuştur

Posted on: 06/09/2011

                                                KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, görüşmelerin sağlıklı ve sürekli olmasa da İmralı ve KCK arasında uyumlu, birbirini bilgilendiren biçimde sürdüğünü belirterek, “Sadece İmralı’yla değil, KCK’yle de görüşmeler olmuştur. Dolayısıyla paralel görüşmelerden söz edilebilir

AKP bu paralel görüşmeleri de çözüm için değil, zaman kazanma için değerlendirmiştir. Bu nedenle İmralı’nın görüşmelerden çekilmesi aynı zamanda KCK ile yapılan paralel görüşmelerin de son bulması olmuştur” dedi. Karasu, sürecin bu şekilde devam etmesi durumunda, savaşın en sert biçimde sürmesinin gündeme gelebileceği uyarısında da bulundu.

Mustafa Karasu, Yeni Özgür Politika’da yayımlanan makalesinde, ‘Kürtler yeni bir zorunlu var olma savaşı sürecinde’ başlıklı makalesinde, PKK lideri Abdullah Öcalan’la görüşmelerin yaptırılmamasının nedenlerini, hükümet yanlısı bazı gazetecilerin KCK-PKK ve Öcalan arasındaki ilişkiyi çarpıtmasını ve sürecin böyle devam etmesi durumunda olası yaşanacak gelişmeleri kaleme aldı.

TEHDİT VE ŞANTAJ Öcalan ile avukatlarının bir buçuk aydır görüştürülmemesine dikkat çeken Karasu, “Sadece bu gerçeklik bile tek başına AKP hükümetinin karakterini ortaya koymaya yetiyor. Kürt Halk Önderi, İmralı’ya gönderilen heyetle yapılan görüşmelerden sonuç çıkmayınca ‘aradan çekiliyorum’ dediği için avukatları ve ailesiyle görüşmeler keyfi yaptırılmıyor. Bununla açık tehdit ve şantaj yapılıyor” dedi. Tehdit ve şantajı yöntem edinen bir hükümetin tabii ki Kürt sorununu çözemeyeceğine dikkat çeken Karasu, böyle bir hükümetin söylediği hiçbir söze de inanılamayacağının altını çizerek, İmralı görüşmelerini şöyle değerlendirdi:

GÖRÜŞMELER 2006 YILINDA BAŞLADI “İmralı’yla görüşmeler AKP’nin gerilla karşısında sıkıştığı 2006 yılıyla başlar. AKP sıkıştığı için tek taraflı ateşkes sağlatmak için PKK’ye aracılar gönderir, İmralı’yla da görüşmeler yapar. Kürt Halk Önderi ve PKK de acaba bu görüşmeleri bir diyalog ve müzakereye dönüştürebilir miyiz yaklaşımıyla hareket eder. Defalarca ateşkesler yapılarak bu görüşmeleri bir çözüm zemini haline getirilmeye çalışılır. Özellikle de Türkiye toplumunu, aydınları böyle bir çözüm için hazır hale getirmek isterler. AKP’nin tüm olumsuz ve ateşkesi tasfiye zemini haline getirme çabalarına rağmen olumlu mesajlar verilir. Böylece AKP çözüm için olumlu bir çizgiye getirilmek istenir. Ancak tüm bu çabalara rağmen AKP oyalama ve kendi planlarını dayatma politikasından vazgeçmez. Bunun sonucunda Kürt Halk Önderi ‘sağlık, güvenlik ve özgürlüğüm sağlanıp önüm açılmadan hiçbir şey yapamam’ diyerek geri çekilir.”

AKP ADIM ATMADI Öcalan’ın bu yaklaşımı kadar doğal bir şey olamayacağının altını çizen Karasu, “Çünkü geri çekilmeseydi Türkiye toplumunu da, Kürt toplumunu da boşu boşuna bir beklenti içinde tutacaktı” dedi. Öcalan’ın bir çözüm zemini ve umudu yaratmak istediğini, bu iyimser havanın AKP’yi de etkileyeceğini düşündüğünü belirten Karasu, ancak tüm bu çabaların AKP’ye adım attırmaya yetmediğine işaret etti. Karasu, bu durumda görüşmelere devam etmenin anlamı olmayacağı gibi, hatta çok zarar verici durumlar ortaya çıkarabileceğine de vurgu yaptı.

KCK İLE GÖRÜŞMELER Bazılarının, ‘PKK, İmralı’yı dinlemedi, hatta kandırıldı’ şeklinde ifadeler kullanarak, gerçeği tersyüz eden değerlendirmeler yapmasına da değinen Karasu, “Halbuki görüşmeler sağlıklı ve sürekli olmasa da İmralı ve KCK arasında uyumlu, birbirini bilgilendiren biçimde sürmüştür. Sadece İmralı’yla değil, KCK’yle de görüşmeler olmuştur. Dolayısıyla paralel görüşmelerden söz edilebilir. AKP bu paralel görüşmeleri de çözüm için değil, zaman kazanma için değerlendirmiştir. Bu nedenle İmralı’nın görüşmelerden çekilmesi aynı zamanda KCK ile yapılan paralel görüşmelerin de son bulması olmuştur” dedi.

KCK’nin, İmralı görüşmelerinin sonuç alması için elinden gelen her şeyi yaptığını belirten Karasu, bu konuda Öcalan’ın da defalarca, ‘arkadaşlarım bana gereken desteği vermiştir’ diyerek, teşekkür ettiğini hatırlattı. PKK’nin Öcaan’a bağlılığının ve sahiplenmesinin dünyada eşi görülmemiş bir bağlılık ve sahiplenme olduğunun altını çizen Karasu, “Türk devletinin zindanda bu Önderliği çürütememesi, etkisizleştirememesinde ve bu Önderliğin Kürt sorununun çözümünde temel aktör haline gelmesinde PKK’nin nasıl bir bağlılık gösterdiğini, nasıl bir mücadele yürüttüğünü herkes takdir etmektedir” dedi.

Hatta PKK Önderliği ile PKK arasındaki derin ilişkiyi anlamayan bazı iyi niyetli PKK dostlarının bile “PKK’nin içerideki liderine her şeyi bırakması doğru değildir” diyerek, eleştirdiğine işaret eden Karasu, dolayısıyla bazılarının Kürt halkında kuşku yaratmak için ‘İmralı’yla PKK arasında sorun var, PKK Önderliğinden farklı davrandı’ sözlerinin tamamen bir çarpıtma, daha doğrusu özel savaşın psikolojik savaş söylemi olduğunun altını çizdi.

RUHUNU SATAN YAZARLARIN PKK ÖFKESİ

‘Ruhunu satmış yazarların’ bu konuda gerçeği saptırdığını ifade eden Karasu, “Gerçeklere sadık olsalardı ‘PKK size defalarca şans verdi, en makul yaklaşımları gösterdi, buna rağmen neden adım atmadınız?’ diyerek eleştirilerini esas olarak AKP’ye yöneltirlerdi” dedi. Karasu, AKP’nin de bu tür çevreler destek verdiği için çözümsüzlükte ısrar ettiğine dikkat çekti. Bu tür yazarçizer takımıyla Türkiye toplumunun aldatıldığına vurgu yapan Karasu, Türkiye’de kendine demokrat, liberal diyen birçok yazarın ya teslim olduğuna, ya da kendisini sattığına işaret etti ve AKP’nin basın yoluyla tüm yazarları ve aydınları hizmetine soktuğuna dikkat çekti.

Türk basınının ve kendine liberal demokrat diyen kimi yazarların PKK’ye azgınca saldırmasının nedeninin, PKK’nin bu sistem içine girmemesinden kaynaklandığını belirten Karasu, “PKK’nin varlığı ve mücadelesi; kimin ruhunu sattığını, kimin satmadığını turnusol kağıdı gibi açığa çıkarmaktadır. Ruhunu satanların PKK’ye öfkesi bundandır. Bu mücadele olmasaydı onların gerçek yüzleri açığa çıkmayacaktı” dedi.

SAVAŞTA AKP ISRAR EDİYOR İmralı görüşmelerinin yapılmasını isteyen birkaç aydın ve yazar dışında bu konuyu gündemde tutan yazarın bulunmadığına işaret eden Karasu, “Bu görüşmelerin yasaklanmasının nedenini irdeleyen yok. Halbuki bu görüşmelerin engellenmesi başlı başına Kürt sorununda çözüm politikası olmadığının kanıtıdır. PKK defalarca Önderlerine olumsuz yaklaşılmasının savaş nedeni olacağını ilan etmiştir. Tüm PKK Kongreleri ve toplantılarında, Kongra-Gel genel kurullarında bu kararlar alınmıştır. Dolayısıyla İmralı’ya olumsuz yaklaşan AKP’nin savaşta ısrar ettiği nettir” ifadelerini kullandı.

GÖRÜŞMELER ESKİSİ GİBİ OLMAZ Düne kadar görüşmelerin yapıldığı Kürt tarafına yani Öcalan’a gösterilen yaklaşımın AKP’nin İmralı’yla yapılan görüşmeleri nasıl ele aldığını gösterdiğini ifade eden Karasu, şunları kaleme aldı:

“Bu gerçek göstermektedir ki bundan sonra İmralı’yla devlet heyeti arasında görüşmeler yapılsa da eskisi gibi olmayacaktır. Bu nedenle Kürt Halk Önderi’nin sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması şarttır. Avukat ve aile görüşmeleri olsa bile durumun eskiye dönmesi mümkün değildir. Kuşkusuz avukat ve aile görüşmeleri önemlidir. Savaş sürse bile bu görüşmelerin yapılması eğer çözüm niyeti olursa çözümü kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı bir etkide bulunabilir.”

GÖRÜŞMELER ENGELLENİRSE… “Görüşmeler bundan sonra da engellenirse savaşın en sert biçimde sürmesi gündeme gelir” uyarısında bulunan Karasu, yaşanabilecek gelişmeleri şu şekilde ifade etti:

“PKK’nin devrimci halk savaşı dediği savaşın dışında İmralı’daki uygulamalara yönelik fedai eylemler beklenebilir. Sadece KCK sistemi içinde olan gerilla güçleri değil, bu sistem dışında olan, hatta PKK’nin politikalarını ve savaş tarzını yumuşak bulan kimi uç siyasi oluşumlar da bu zeminde devreye girebilir. Zaten bu tür oluşumlar böyle gerilim ortamlarını kendi eylemlerinin meşruluğu ve haklılığı biçiminde ele almaktadırlar. Kendilerinin mücadele tarzlarının doğrulandığı düşüncesiyle hareket etmektedirler.”

Kürtlere yönelik yoğun tutuklamaların olması ve bunların devam etmesi, tüm demokratik eylemlere saldırılması, birçok çocuğun polis ve asker kurşunu ya da gaz bombalarıyla öldürülmesinin, AKP’nin Kürt halkının iradesini kırmak istediğini gösteren somut olgular olduğunu belirten Karasu, “Bu politika bırakılmadığı ve Kürt halkının en temel ulusal, siyasi, toplumsal, dil ve kültürel hakları ve özgürlüğü tanınmadığı müddetçe Kürtlerin her türlü yol ve yöntemlerle direneceği açıktır. Bu nedenle önümüzdeki dönemin KCK’nin belirttiği devrimci halk savaşı biçiminde geçeceği anlaşılmaktadır” diye kaydetti.

ANF

15:41 / 05 Eylül 2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: