Barış ve Demokrasi Partisi

Archive for Ağustos 2011

6 aylık “terörist” bebek bombayla öldürüldü

Türk uçaklarının Kandil’e attığı bombayla 1’i kadın, 4’ü çocuk 7 kişi öldü. 6 aylık bebek de annesinin kucağında yaşamını yitirdi. Aralıksız süren bombalamadan kaçarken araçlarına isabet eden bombayla yaşamını yitiren 7 siville ilgili, iktidar tek bir açıklama yapmıyor.

Ve ne yazık ki medya da, sivil ve bebek ölümlerini  ya görmezden geliyor ya da ölenleri “terörist” ilan ediyor.

Son çatışmalı ortamın geldiği yer,  böylesine gerçekten ve vicdandan uzak böyle bir nokta oldu.

Günlerdir bir savaş izliyoruz. Uçaklar havalanıyor, bombalar atılıyor. Savaşın şiddetini daha da arttırmak için sınıra yığınak yapılıyor. Çatışma bölgelerinden asker cenazeleri geliyor.

Siviller ölüyor. Bebekler ölüyor.

Giderek hep birlikte ölüme, çözümsüzlüğe, umutsuzluğa, gerilime sürükleniyoruz.

İktidar, partimizin “çatışmaların durması için diyalog kanalları açılsın” önerisini  dikkate almak yerine gerilimi ve çatışmanın şiddetini arttıracak dil kullanmakla kalmıyor, adımlar da atıyor.

AKP Kürt sorununu silahları ortadan kaldıracak şekilde çözmek yerine polise, askere yeni araçlar almak. Valilere özel yetkiler vermekle uğraşıyor.

Bir kez daha uyarıyoruz: Bu yolla ne Kürt sorunu çözülür, ne çatışmalı ortam son bulur.

İktidar eğer bu iklimi değiştirecek küçük bir adım atacaksa, Kurtekê yolu üzerinde Gollê Köyünde hava saldırısından kaçarken yaşamını yitiren Huseyin Mustafa, Hacı Mam Kak, Vêzan Huseyin, Zana Huseyın, Sonya Şemal, Solin Şamal, Xunav Huzeyr’in ölümlerinden üzüntü duyduğunu belirterek işe başlasın. Özür dilesin ve ailelerine tazminat ödesin.

Medya ise eğer tarihe “savaş medyası” olarak geçmek istemiyorsa hiç değilse Kandil’deki sivil ölümlerine görmezden gelmesin.

Yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı diliyor ve bir kez daha hatırlatıyoruz. Çatışmaların durması için derhal gerekli diyalog kanalları açılmalıdır.

Taraflar derhal silahları susturmalıdır. Başka da bir seçenek yoktur.

Hamit GEYLANİ

BDP Eşgenel Başkanı

5’i çocuk 7 kişilik ailenin Türk jetleri tarafından katledildiği vahşetle ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Eşi ve 5 çocuğuyla birlikte paramparça olan kadının hamile olduğu öğrenildi
ANNESİNİN KARNINDA ÖLDÜRÜLDÜTürk savaş uçaklarının önceki gün Ranya’ya bağlı Gollê köyünde vurduğu aileye ilişkin yürek burkan bir detay daha ortaya çıktı. Bombardımandan kaçmaya çalışırken jetlerin hedefi olan arabada 5 çocuğu ve eşiyle birlikte paramparça olan kadının hamile olduğu öğrenildi. Ortaya çıkan bu vahşet halkın tepkisini bir kat daha arttırdı.

CENAZE TÖRENİNDE LANET YAĞDI

Uçakların yarattığı vahşette yaşamını yitiren 5’i çocuk 7 kişinin cenazeleri dün tepkiler arasında toprağa verildi. Ranya Hastanesi’nden alınan cenazeler binlerce kişi tarafından sloganlar eşliğinde ilçe mezarlığında defnedildi. Cenaze törenine katılan üç binin üzerinde kişi, Türkiye’nin saldırılarına ve katliama sert tepki gösterdi.

Doğmamış çocuğu bile katlettiler

Türk savaş uçaklarının Kandil’e yönelik sürdürdüğü hava operasyonunda sivil yerleşim yerleri ve mezarlıklar da hedef alınırken, önceki gün aynı aileden 7 köylünün katledildiği saldırıya ilişkin yeni bir bilgi ortaya çıktı. Federe Kürdistan Bölgesi’ne bağlı Süleymaniye kentinin Ranya ilçesine bağlı Gollê ve Kortek köylülerine ait aracın bombalanması sonucu eşi ve 5 çocuğu ile birlikte bedeni paramparça olan kadının hamile olduğu öğrenildi. Kucağındaki bebeğini korumak için bedenini siper eden annenin fotoğrafı Halepçe Katliamı’nda çocuğuna sarılan anne ve bebeğinin görüntülerini akıllara getirdi. Saldırıda yaşamını yitiren sivillerin cenazesi Ranya’da binlerce kişi tarafından defnedildi. Cenazede TSK’nin saldırılarına büyük öfke vardı.

Saldırıda yaşamını yitiren 7 sivilin cenazesi Ranya Hastanesi’nden alındı. Binlerce kişi tarafından alınan cenazeler, sloganlar eşliğinde ilçe mezarlığına doğru yürüyüş halinde götürülürken, saldırılara karşı tepkiler dile getirildi. Üç binin üzerinde kişinin katıldığı yürüyüşün ardından cenazeler Ranya İlçe Mezarlığı’nda defnedildi. Cenaze töreninin ardından kitle yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileklerinde bulunurken, ilçe merkezindeki eylemde TSK’nin saldırılarına tepki gösterildi.

Türk jetlerinin önceki gün katlettiği 7 kişilik  aileden geriye paramparça olmuş cesetler kaldı.

Barzani saldırıyı kınadı

Federe Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani, Kortek’te Türk ordusunun hava saldırısında 7 sivili katletmesine ilişkin açıklama yaptı. Saldırıya tepki gösteren Barzani, açıklamasında şunları belirtti: “Vatandaşlarımızın şehit edilmesine karşı tepkimizi ifade ederek, bu olayı mahkum ediyoruz. Sivil halkın şehit edilmesi ile zarar verilmesinin hiçbir gerekçesi olamaz. Türkiye’den bu olayları tekrarlamamasını talep ediyoruz.”

Türk ordusunun önceki gün Kandil’e düzenlediği hava saldırısında, Kortek’te sivil bir araç hedef alınarak vuruldu. Olayda aynı aileden, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 7 sivil hayatını kaybetti. Saldırı, Kürtler arasında sert tepkiyle karşılanırken, TSK ise olayı görmezden geldi. Siyasetçiler ve medya da katliama karşı sessiz kaldı.

Güncellenme : 23.08.2011 09:00 süleymaniye

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Siirt Milletvekili Gültan Kışanak ve DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, Abdullah Öcalan ile görüşme talebinde bulundular

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Siirt Milletvekili Gültan Kışanak ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptı.

Demirtaş, Kışanak, Türk ve Tuğluk’un İmralı Cezaevi’ne giderek Abdullah Öcalan ile görüşme talebinde bulunduğu başvuru bugün (22 Ağustos 2011) Adalet Bakanlığı’na iletildi.

DTK ve BDP Eşbaşkanları haftalardır avukatlarıyla görüştürülmeyen PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvurdu

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üç haftayı aşkın bir süredir “hava muhalefeti” ve “koster arızalı” gibi gerekçelerle avukatları ile görüştürülmemesi kamuoyunda büyük bir tepkiye neden olurken, DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş ile Sêrt (Siirt) Milletvekili Gültan Kışanak, İmralı Cezaevi’nde bulunan Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na yazılı başvuruda bulundu.

Öcalan, avukatları ile yaptığı son görüşmede hükümetin tutumuna tepki göstererek “bu koşullarda olmayacağını” söylemişti. Öcalan, avukatlara ise bundan sonra görüşmeye gelemeyebilirsiniz uyarısında bulunmuştu. Öcalan’la yapılması gereken avukat görüşlerinin üç haftayı aşkın bir süredir engellenmesi Kürtlerin büyük tepkisine neden olurken, KCK ise yaptığı açıklamada Öcalan’ın sağlık durumundan endişe duyduklarını belirterek, bu durumun hükümet tarafından verilmiş bir “savaş ilanı” olduğunu açıklamıştı.

İstanbul Demokratik Kent Konseyi, Kandil hava harekatını protesto etmek için Pazar günü  Taksim’de yapmak istediği basın açıklamasının polis tarafından müdahale edilmesini kınadı.

İstanbul Demokratik Kent Konseyi, Kandil’e yapılan hava harekatı ve süren operasyonlarla ilgili dün Taksim’de yapmayı planladığı basın açıklamasına polisin gaz ve copla müdahale etmesini protesto etti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapılan açıklamayı okuyan Mahmut Sürmeli, Konsey’in barış adımlarının atılması talebiyle yapmak istediği basın açıklamasına İstanbul Emniyeti’nin takındığı antidemokratik ve saldırgan tavrı kınadıklarını söyledi.

“Hiçbir neden yokken onlarca insanın gaz bombalarıyla yaralanmasını ve yine gözaltına alınmasının, Başbakan ve hükümet yetkililerinin bilgi ve talimatı dışında olmadığına inanıyoruz”

“Gözaltına alınanlar serbest bırakılsın”

Açıklamada, seçimlerde 36 milletvekilinin seçilmesi ve yeni anayasa yapılacağına dair söylemlerin “barışa” dair umut verici olduğu ancak Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesi ve seçilmiş vekillerin meclise gelmesinin önünün tıkanmasıyla bunun yok olduğu belirtildi.

“Başbakan yalnız silahlı güçler arasındaki savaşı şiddetlendirmekle kalmayıp, sivil siyaset yapan, barışı savunan tüm güçleri hükümet yanlısı medya desteğiyle, açıkça hedef göstererek çok tehlikeli bir süreci başlatıyor”

Savaş ve saldırıların Konsey’in barış için mücadelesini engellemeyeceği belirtilen açıklamada, operasyonların durdurularak müzakerelere başlanması ayrıca dünkü olaylarda gözaltına alınanların serbest bırakılması istendi.

“Canlı kalkanlara bakıp utanmalıyız”

Avukat Eren Keskin de Başbakan’ın Barış ve Demokrasi Partisi’den (BDP) sürekli  PKK ile arasına mesafe koymasını talep ettiğini ancak PKK’nin hangi gerçekten ortaya çıktığını sorgulamadığını söyledi.

Keskin, Kürt sorunun çözümü için sadece Kürtlerin değil tüm Türkiye’nin harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

“Hakkari’de canlı kalkan olarak en radikal eylemi yapan barış anneleri var. Biz neden bir şey yapamıyoruz; bundan utanmalıyız. Hem gerilla hem de asker annesinin acısı eşittir; artık barış sesini yükseltmeliyiz.”

İHD’ye göre, dünkü olaylarda 12 kişi gözaltına alındı.

Etiketler:

 

Duyuru-Amed’de yaşayan halkımıza duyuru.. Güneye yönelik operasyonu kınama amaçlı olarak düzenleyeceğimiz yürüyüş, pazar günü saat 16:00’da başlayacaktır.  Yürüyüş yarın 21 Ağustos pazar günü saat 16.00’da BDP Diyarbakır il binası önünden Koşuyolu Parkı’na doğru yapılacaktır. Tüm halkımız davetlidir.

BDP Amed İl Örgütü

==========================================

Duyuru-İstanbul Demokratik Kent Konseyi 21 Ağustos Pazar günü Saat 13:00’de Taksim Tramvay durağında kitlesel bir basın açıklaması yapacaktır.

Açıklama metni.

Değerli Basın Emekçileri ve Kamuoyu,

İstanbul Demokratik Kent Konseyi olarak son günlerde özellikle Kürt sorununun çözümü noktasında hükümetin  savaşın dilini, barışın getireceği huzur ve rahatlığa tercih ettiğini görmüş olmamız tüm Türkiye Halkları adına geleceğe yönelik endişelerimizi arttırmıştır.

Bir yandan sivil anayasa ve demokratik çözümden dillerinin ucuyla bahseden egemenler pratikleriyle savaş çığırtkanlığı yaparak özellikle Kürdistan’da Çiller dönemini mumla aratacak uygulamalar geliştirmektedirler.

Operasyonlara hız kesmeden devam etmekte olan Türk Silahlı kuvvetleri bu günlerde Kandili bombalamak  bahanesiyle bölgenin sivil ve masum halklarına ölüm ve felaket yağdırmaktadır.

Tam da faili meçhullerin faili olan özel timcilerin itirafları sonucu Susurluk ve devam eden süreci yargılanırken Türkiye Kürdistanı’nda özel timin tekrar gündeme getirilmesi Kürt Halk Önderi

Sayın Abdullah Öcalan’ın hükümet ve yöneticilerin Çillerleştiği konusundaki öngörüsünün  ne kadar yerinde bir tespit olduğunu doğrulamaktadır.

Özel yetkili valiler projesi de aslında açılım diye ortaya konan anlamsızlığın tam bir geriye dönüş ve OHAL sürecini yeniden bir başka biçimde işletmek olduğunu çok açık olarak gözler önüne sermektedir.

  Değerli Basın Emekçileri ve Kamuoyu 

 Bizler İstanbul Demokratik Kent Konseyi olarak sadece Türkiye Demokrasi güçlerine değil Avrupa ve tüm dünyanın bütün demokrat ve özgürlükçü güçlerine sesleniyoruz.

 Bir yandan demokratikleşmeden bahsederken diğer yandan Kürt sorunun çözümü için Sri Lanka modelini tartışan bir hükümetin barış ve demokrasi konusundaki samimiyetine ne ölçüde inanabiliriz?Srilanka bir çözüm modeli değil, bir katliam modelidir.Acı gözyaşı ve sivil halkların katledilmesi anlamına gelmektedir.

12 Eylül faşist darbesinin politikalarına paralel bir imha ve asimilasyon projesidir. Kendi ülkesinin halkları üzerinde yıllardır sürdürdüğü imha ve asimilasyon politikalarını şimdi de Sri Lanka modelini ortaya atarak  gündeme getiren bir iktidarla hangi dilden konuşmak gerekir?

Bu süreçte AKP’nin kendi Kürdünü oluşturma ya da başka bir deyimle Kürt halkının temsiliyeti noktasında Kürt halk gerçeğinin dışında alternatif yaratma çabalarının da pratik bir karşılık bulmamış olması başbakanın şahsında hükümetin pervasızca savaş çığırtkanlığı yapmasının önemli sebeplerinden biridir.

Buna bağlı olarak Çukurca ve Silvan çatışmaları bahane edilerek kirli savaşın yükseltilmesi AKP hükümeti ve emperyalist güçlerin yeni istismar stratejisi olmuştur.

Değerli Basın Emekçileri ve Kamuoyu 

Sonuç olarak Kürt halkı kendisini özgürlüğe ve barışa götüren yolda temsiliyet mercii konusunda hiçbir tereddüt yaşamamaktadır. Hiçbir tartışmaya yer olmaksızın bu yetkili tek merci ve muhatap Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’dır.

Sayın Öcalan’a uygulanmakta olan tecrit savaş sebebidir. Sayın Öcalan’ın sağlığının, özgürlüğünün ve haberleşme imkanı üzerinde oluşturulmuş tecridin bir an önce kaldırılarak barış görüşmelerinin tek muhatabı olan Sayın Öcalan ile yeniden ve olanca ciddiyeti ile bu görüşmelerin başlatılması gerekmektedir

  AKP hükümeti ve Başbakan,

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın “Ciddiyetine yakışır davranırlarsa bir haftada bu sorunu çözerim” demesine rağmen savaş çığırtkanlığına ısrarla devam etmesi tarihin önünde bütün sorumluluğu kendi üzerine yıkmış bulunmaktadır. Tarihi bir kırılma noktasından geçtiğimiz şu günlerde AKP hükümeti ve Başbakan sorumluluklarının bilincinde olarak hareket etmek zorundadırlar. Türkiye halkları barış beklemektedir. Tehdit ve tecritle barış gerçekleşemez.

İstanbul Demokratik Kent Konseyi 

 

Demirtaş “Ölümlerden Başbakan sorumlu”

13:00 / 19 Auğustos 2011

İSTANBUL – BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, son yaşananların Silvan olayı ile başlamadığını seçim öncesinde planlandığına işaret ederek, rest çekmediklerini ancak boyun da eğmeyeceklerini söyledi. Demirtaş ‘’yaşanacak her ölümden Başbakan sorumludur’’ dedi.

BDP Eş Genel Başkanları Hamit Geylani ve Filiz Koçali, Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, ile milletvekilleri Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel ve Sırrı Süreyya Önder son gelişmelere ilişkin BDP İstanbul İl binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda BDP adına açıklamayı, Grup Başkanı Selahattin Demirtaş yaptı.

“Şu saatten sonra yaşanacak her ölümden hükümet ve devlet değil Başbakan’ın kendisi sorumludur” diyerek konuşmasına başlayan Selahattin Demirtaş, yaşananları doğru değerlendirmek gerektiğini, doğru değerlendirilmediği takdirde, ulaşılacak çözüm perspektiflerinin büyük yanılgı olacağını ve Türk toplumuna zarar vereceğini söyledi.

Konuşmasında Demirtaş, “Bizim sesimiz çatışmaların, ölümlerin olmadığı günlerde Türkiye kamuoyuna ulaşmadı. Kürt sorunu öylesine bir tartışma düzeyine geldi ki, ölümler olmadığı dönemlerde, söylediğimiz her söz suya yazılmış yazı gibi oluyor. Bu ölümler ülkenin en acil gündemidir. Hiçbir siyasi partinin bundan daha acil bir gündemi olamaz. Dolayısıyla Başbakan ‘sözün bittiği yerdeyiz’ derken, savaş gerçeğine vurgu yapıyordu. Biz de barış gerçeğine vurgu yapıyoruz, sözün bittiği yerdeyiz” dedi.

Bugüne kadar BDP olarak çok sayıda barış etkinliği düzenlediklerini belirten Demirtaş, bunlardan en etkililerinden birinin de “Canlı Kalkan” eylemi olduğunu dile getirerek, bu eylemleri yaptıkları zaman ise, hükümet tarafından hakaretvari bir dille karşılandıklarını ve eylemlerinin “PKK’yi korumaya dönük eylem” olarak değerlendirildiğini söyledi. Demirtaş, “Bunları o tarihte görmeyenler, anlayamayanlar, bugün en çok BDP’yi suçlayanlardır” dedi.

‘SÜREÇ SEÇİM ÖNCESİNDE PLANLANDI’

Son yaşanan gelişmelerin Silvan olayı ile ilgili olmadığını ve seçim öncesinde planlanmış bir süreç olduğunu dile getiren Demirtaş, Başbakan’ın seçim meydanlarında “Kürt sorunu bitmiştir” açıklamasının da bunu kanıtladığını vurguladı. Demirtaş, “Bu tarihler PKK’nin ateşkesi 3. kez uzattığı tarihti. Başbakan seçim meydanlarında Öcalan’ı asmaktan bahsediyordu. Bunların doğru anlaşılması lazım. Silvan olayı ise, Başbakan’ın elindeki projenin, somut olarak hayata geçirilmesini için sadece gerekçe yapılmıştır” şeklinde konuştu.

Hükümetin neden böyle bir tercihte bulunduğunun da iyi anlaşılması gerektiğine vurgu yapan Demirtaş, Başbakan’ın uzun yıllardan beridir açılımdan bahsettiğini, ama elinde buna dair tek bir somut projenin olmadığına dikkat çekerek, “AKP’nin projesizliğinin de seçimden sonrası teşhir olacağı nedeniyle bu süreç başlatıldı” dedi. AKP’nin en büyük kaygısının elinde bir dosya proje olmaması olduğunu söyleyen Demirtaş, AKP’nin bunun saklanması konusunda büyük ustalığa sahip olduğunu kaydetti. Demirtaş, AKP’nin sadece Kürt sorununda değil, başörtüsü başta olmak üzere hiçbir konuda projesi olmadığına işaret ederek, “Velev ki PKK Kürt sorununun önünde engeldir diyelim. Başörtüsü sorununda da, Alevi sorununda da mı PKK engeldir. Kamuoyu bunu kendisinden sorsun. Ama AKP topu başkasına atma konusunda ustalık dönemini yaşamaktadır.”

‘KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ ÖNÜNDE EN BÜYÜK ENGEL AKP’

Kürt sorununun çözümü önündeki en büyük engelin AKP’nin politikasızlığı olduğunu dile getiren Demirtaş, “Sorunun çözümü önünde ne derin devlet, ne JİTEM, ne ordu, ne karanlık güçler engeldir. Tek engel Başbakan’ın somut projesinin olmayışıdır” dedi. Demirtaş, 30 yıldır Kürt sorununa yaklaşımın bu şekilde devam ettiğini, 30 yılın ardından gelinen noktada ise AKP’nin gelmiş olduğu noktanın aynı nokta olduğunu söyledi. Halka seslene Demirtaş, “Türk halkı özellikle bunu anlamalıdır. Evlatlarını askere gönderen aileler bunu anlamalıdır. Ortada savaş isteyen bir halk yoktur” dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın geçtiğimiz ay yaptığı, “Biz bu sorunu bir haftada hallederiz” açıklamasına dikkat çeken Demirtaş, bu açıklamaya karşı Başbakan’ın tek bir kelime dahi kullanmadığını, aksine böylesine ciddi bir çağrıyı, pratikte ciddiye almadığını gösterdiğini söyledi. Başbakan Erdoğan’a seslenen Demirtaş, “Sayın Başbakan bu öneriye hiçbir şey söylemediniz. Acaba İmralı’ya giden heyet aracılığı ile cevap verdiniz mi? Eğer cevap verdiyseniz, ‘Bir haftada hallederiz’ diyen bir örgütün liderine ne dediniz? Bunu bilmek istiyoruz. Bunun için de İmralı’daki müzakerelerin bundan sonra açık yürütülmesini istiyoruz. Kim ne söylüyorsa kamuoyunun bilmeye hakkı vardır. Türkiye kamuoyu müzakerelere karşı değildir. Bu nedenle kiminle müzakere yürüttüyseniz, kandırmaya ve oyalamaya değil, iknaya yönelik bir müzakere yürütülmesini talep ediyoruz. Ne konuşuyorsunuz, nerde tıkanıklık var, ateşkeslere karşı neden operasyonlar yapıldı, bunları bilmek istiyoruz. Eğer bunları açıklayamıyorsanız, ortada bir suç var diyebilir miyiz?” diye sordu.

‘FAŞİZM İLE ARANIZA MESAFE KOYUN’

Tüm bu gelişmelerin yaşanmasının ardından, hiçbir gelişme yaşanmamış gibi, BDP’nin hatalı gösterildiği ve sürecin sorumluluğunun yüklendiğini ifade Demirtaş, hükümete, “BDP’nin 3 bine yakın yönetici ve üyesini, belediye başkanını zindanda tutan sissiniz. Seçim barajı ile bizi parlamento dışında tutan sissiniz. Parlamentoyu tercih eden ise biziz. Diyalog dışında başka seçeneğin olmadığını söyleyen biziz. Ama operasyon yapan sissiniz. Ama sonuçta şiddetle arasında mesafe koyması gereken bizmişiz. Faşizm ile aranıza en az bizim kadar mesafe koyun. Bu kadar vicdansızlığı ilkesizliği kabul etmeyeceğiz. Kim savaş yanlısı iyi anlaşılmalı. ‘Tek yol barış’ diyebiliyorsak, bu konudaki samimiyetimizin görülmesi lazım” çağrısında bulundu.

Çatışmaların ve can kayıplarının son bulması için tek çözüm yolunun çift taraflı ateşkes olduğunu ifade eden Demirtaş, “Başbakan ‘PKK eylem yapmasın operasyonları durduracağız’ demelidir. O zaman siyasetin bu sorunu ne kadar rahatlıkla çözeceğini göstereceğiz. Ama siz her gün ‘terör var, özerliği tartıştırmam’ derseniz, şiddet yanlısı siz olursunuz” dedi.

CHP’ye de seslenen Demirtaş, CHP’nin “Akil Adamlar Komisyonu” önerisinin arkasında durmasını isteyerek, “Eğer bunun arkasında duracaksa, hemen bu komisyonu oluşturalım” dedi.

Sınır ötesi hava operasyonuna değinen Demirtaş, “Kandil’e her gün savaş uçakları ile gitmek yerine, makul olanı yapalım. Kürtler ne köle gibi, ne ikinci sınıf vatandaş gibi, ne de ‘terörist’ gibi adlandırılmayı kabul eder. Kürtler barış ve özgürlük istiyor” şeklinde konuştu.

‘BOYUN EĞECEK HALİMİZ YOK’

BDP ve DTK’ya yönelik gözaltı ve tutuklama ile gözaltına alınacakların listesi iddialarına ilişkin de konuşan Demirtaş, şunları belirtti: “Başbakan’ın bizi tehdit etmesi, Bu işi farklı bir yere götürür, biz bunun uyarısını yapıyoruz. Devlet bizi tutuklayabilir, infaz edebilir, bütün bunları yapması için gücü de vardır. Ama bunları yapacak meşruiyeti yoktur. Tehditler ve restler ile bu iş çözülseydi, çoktan çözülürdü. O yüzden biz rest çekmiyoruz. Devlet bunları yapacak diye de, boyun eğecek halimiz yok. Kim ne derse desin, Türkiye’ye barış gelecektir. Vicdanı olan herkesi, sadece BDP’nin yanında değil, barışın yanında olmaya çağırıyoruz. Toplum çılgınlaşmadan, sağduyusunu koruduğu yerde, kışkırtmaları bırakın diyoruz.”

BASINA VE KAMUOYUNA

AKP’nin yayın organı Yeni Şafak Gazetesi’nin bugünkü sayısında manşetten verilen “katil sizsiniz” başlıklı haberde Partimiz, Partimizin Eş Genel Başkanları, milletvekilleri ve DTK Eş Başkanları resimleri de yayınlanarak çok açık bir biçimde hedef gösterilmiştir. 

Dün Çukurca’da yaşanan acı olayı fırsat bilerek doğrudan partimizi sorumlu tutmaya kalkışan bu haber, Başbakan Erdoğan’ın bir süre önce “partimizi terör örgütü” olarak ilan eden hedef gösterici yaklaşımlarının yeni bir aşaması olarak ortaya çıkmıştır. 

Maalesef ki, bu çevrelerin ele geçirdiği iktidar gücünü ve nimetlerini kaybetme ihtimalini düşünmeleri bile çılgınlaşmalarına yetmektedir. AKP’nin her türlü seçim hilesine rağmen, bağımsız olarak seçime girerek 36 milletvekili ile TBMM’de grup kuran bir partiyi “katil” ilan etme densizliği ve rezilliğini asla içimize sindirmeyeceğiz.

Bu savaşı dayatan ve besleyen gerçek katiller teşhir olana ve halka hesap verene kadar da mücadelemizden tek bir geri adım atmayacağımızın bilinmesini istiyoruz. 
Partimizin (açık-kapalı) her türlü girişimini ve barış arayışını elinin tersiyle bir kenara iten AKP iktidarı bu çatışmalara nelerin yol açtığını bizden daha iyi bilmektedir.

Yeni Şafak vb. leri çok merak ediyorlarsa, her fırsatta bize saldıran “gerçek patronlarına” sorarak detayları da öğrenebilirler. Kürdüyle-Türküyle sadece yoksul Anadolu çocuklarının öldüğü bu savaşı başlatan da, kışkırtan da BDP değildir. Ama barışı getirecek olan da BDP’den başka parti değildir. 

Özellikle bu manşet haberle birlikte bugün bu saat itibariyle partimize, parti yöneticilerimize, milletvekillerimize yönelik gelişebilecek her türlü saldırının sorumlusu AKP’nin yayın organı Yeni Şafak Gazetesi ve AKP Hükümeti’nin kendisi olacaktır. 

İlgili gazete hakkında hukuki işlem başlatılmış olup, bu tür hedef gösterici, provakatif haber ve yayınlar karşısında kamuoyunu ve halkımızı dikkatli ve duyarlı olmaya çağırıyoruz.

18.08.2011

BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ 
GENEL MERKEZİ