Barış ve Demokrasi Partisi

Demokratik Özerklikte İnanç,Sanat; Sosyal, Kadın ve Sağlık Çözümü

Posted on: 21/07/2011

Tüm kültürlerin, etnisitelerin, farklılıkların, mezheplerin çatı kimliği demokratik ulustur. Demokratik ulusun somutlaştığı hayat bulduğu politik alan ise Demokratik Özerklik’tir.  Demokratik Özerklik, özgünlüğün özgürlüğüdür. Bu özgünlük sadece toplumsal formları ifade eden kimlikleri kapsamamaktadır. Bu özgünlük yaşamın her alanına ilişkindir. Ulus devletin katı merkezciyetci katı yönetim anlayışına karşı özgün demokratik yönetimi oluşturmasıdır. Kapitalist modernitenin  ve küresel güçlerin dayattığı tekelci, kâra dayalı ekonomiye karşı, özgün toplumsal ekonominin geliştirilmesidir.  Ulus devlet kapitalizminin doğayı tahrip eden endüstriyalizmine karşı çevreye duyarlı ekoloji dostu endüstrisini yaratma özgünlüğüdür. Nesnelleştirilen, milliyetçilikle tek tipleştirilen vatandaşın, bireysel olarak özgün şekillenişi, özgün varoluşumu gerçekleştirmesidir. Devletin bir avuç elitin  ve oligarşik bürokrasinin çıkarları doğrultusunda hazırlanan hukukuna karşı, yerel güçlerin sosyolojik özgünlüğüne paralel, özgün hukuki ve ahlaki normlarını oluşturmasıdır. Tek ulus, tek dil, tek devlet adı altında adları değiştirilen coğrafyaların yeniden özgünlüğüne, tarihselliğine kavuşmasıdır. Bu özgünlükler kültürü, eğitimi, sosyaliteyi, sporu, sanatı vb. her alanı kapsayan özgünlükler diyarıdır.

Demokratik Özerklik yaşanılan toprağın rengiyle, dünyanın rengini almayı esas alır. Ya da tersten, dünyanın rengini yaşanılan coğrafyaya taşımayı ilke edinir. Dolayısı ile yerelliği temel alan Demokratik Özerklik’i muhafazakârlık kendi yerelliğine hapsolma olarak özdeş kılınamaz. Ama evrenselleşme adına  da küreselliğin yarattığı gibi yerelden yerelin orijinalliğinden de kopamaz.

Demokratik Özerklik’in yerelliği, coğrafiliği sınırlarlarla değildir. Mevcut sistemde çizilen sınırlar yapaydır. Hakikatı içermez. Daha çok hiyerarşik devletçi uygarlığın, ulus devletin yaratımlarıdır sınırlar. Demokratik Özerkliğin mekansallığı sınırlarla ilgili değildir. Bir bireyin bir halkın anılarını yaşadığı yeri ifade eder. İlk görüldüğü, ilk seçildiği, ilk gözyaşı döktüğü, ağıt yaktığı, halay çektiği, dilini geçmişini öğrendiği bir yerelliği içerir. Bu bağlamdaki her yer  demokratik özerkliğin inşası için mekandır. O mekanda Demokratik Özerklik inşası gerçekleşebilir.

Dolayısıyla Demokratik Özerklik, demokratik  ulustan , demokratik ulus tanımından kopuk ele alınmalıdır. Nihayetinde Demokratik Özerklik, Demokratik ulusun  plüralizmi içersinde hayat bulur. En yakın ifadesiyle Demokratik Özerklik, belli bir coğrafyada yaşayan bireylerin, grupların, halkların , inançların, cinsiyetlerin, kimliklerin tanındığı ve kendi haklarında karar verip, kendilerini yönetmesidir. İdare etmesidir. Demokratik ulus bir üst kimlik çatıdır. Demokratik özerklik yerel kimliktir, yerel kimliğin kendisini yönetmesidir.

İNANÇSAL BOYUT

Her kültürde inanç tartışmasız bir olgudur. Manevi alanda ahlakilik boyutunda temel rol oynayan olgulardan biridir.Ulus devlet bu noktada yozlaştırıcı bir rol oynamıştır. Bir yandan laiklik adı altında dinsel gruplarla çatışırken, diğer taraftan onları baskı altına alma, sınırlandırma, dejenere etme ve yobaz olarak yaftalandırıp marjinalize etme çabası sergilemektedir. Bunun temelinde ulus devletin çıkış koşullarında burjuvazinin kilise ile giriştiği iktidar kavgası vardır. Ama öte yandanda resmi din, meshep adına da diğer tüm dinsel inançlar, devletin ve devletli toplumun çıkarları doğrultusunda dizayn edilmeye çalışılmıştır. Bu açıdan ulus devlet yapılanmalarında  d,n ve inanç özgürlüğünün var olduğunu söylemek doğru değildir. Kültürlerin önemli bir ögesi olarak, diğer öğeler gibi baskılanmıştır.

Toplulukların önemli bir kültür parçası olarak dinsel gruplarla dayanışma , özgürlük ve hoşgörü esasına denk  bir yaklaşım sergilemek Demokratik Özerklik’in önemli bir görevidir.Kültürel alanda bu grupların varlıklarını uzlaşı kültürü içersinde koruyup geliştirmeleri elzemdir.Bu imkan ve olanağı karşılıklı anlayış temelinde , uçlara kaymadan geliştirmek önemli bir çaba olacaktır. Bu yaklaşım kültürel zenginliğin de bir gereğidir.

SANATSAL BOYUT

Sanatsal alanda da Demokratik Özerklik özgün sanatsallığın, sanatsal değerlerini yaratması özgür toplumun estetik kriterlerinin gereğidir. Tüketici, popüler ve sümularklara dayalı fantastik sanata karşıdır.  Bunun yerine topsal hakikatin realitesine ulaşma, tarihsel estetik dayanaklarıyla aküel gereksinmelerini bütünleştiren  sanatı yaratmayı esas alır. Eril, cinsiyetçi toplum gerçeği yerine komünal, anaerkil kültüre dayalı özgün motiflerin ortaya çıkmasının  imkanlarını sunar. Bu konuda destek olur. Maddi ve manevi dayanaklar oluşturur. Özellikle tüketici, kapitalist modernitenin pornografik, festival ve sanal alemdeki toplumsal hakikatten uzaklaştırıcı anlayış ve felsefesine karşı yoğun bir mücadeleyi ön görür.

Bu eksende sözlü ve yazılı edebiyata büyük önem verir. Doğayla insanın kopan bağlarını tüm diğer faktörlerden önce sanat ve edebiyatla gerçekleştirecektir. Bu manada beslenme kaynağı olarak sanat ve edebiyata öncü bir misyon verir. Folklorik motiflerin canlanmasını sağlar, tüm etnik, kültür ve sosyal bakış açılarının canlılığını ve güncelliğini ortaya koyar. Toplumsal doğa ile çevresel doğanın birlikteliğini ve ahengini, estetiğini, şiirselliğini tüm yalınlığıyla gözler önüne serer.

Bu çerçevede kültürün, tarihselliğini , kültürün aktüelliğini, mimarisini ve toprağıyla yaratmayı öngörür. Sanatta özgürlük kültürlerin özgürlüğü ile dışa yansır. Alternatif festivaller, sinema, şiir resin, heykelcilik vb.lerini yerelliğin rengiyle yansıtır. Yerellik özgünlüktür anlayışla yerelden evrenselliğe dönük sanatsallığı benimser.

SOSYAL BOYUT

Toplumsal yapılanmalar son derece karışık oluşumlardır. Bu karmaşıklık ve grifliğin, iç içeliği sosyal yaşamda yaşanır, görünür. Hayatın bütün faktörlerinin somutlaştırılarak bir bedene büründüğü alan, toplumsal yaşam alanıdır. Dolayısıyla Demokratik Özerklik’in sosyal boyutu, en üst düzeyde, demokratik olmak  durumundadır. Yaşamın demokratikliği, sistemin demokratik niteliğinin yansımasıdır, iz düşümüdür.  Hukukun, siyasetin, ekonominin, ekolojinin, kültürün, sanatın, iletişiminin, ulaşımın, sağlığın, hizmetlerin ve daha bir çok olgunun iç içe geçtiği, birbiriyle etkileşime dönüştüğü ve yansımalarını gösterdiği zemin sosyal yaşam zeminidir. Aynı bağlamda tğm toplumsal kesimlerin birbiriyle ilişkilendiği, etkinlik gösterdiği, kendi rengini kattığı bir boyuttur sosyal alan. Keza bireylerin  toplumsal grupların farklı kesimlerin sosyalleştiği, sosyal ilişkilerini şekillendirdiği alan yine bu alandır. Dolayısı ile önemle üzerinde durulması gerekir.

Modernite ve ulus devlet; iktidar sınıf ve devlet üzerinden gelişmiştir. Sosyal yaşam ve sosyallik üzerinden de bu üç olgunun kendini gösterip hissettirmesi, etkin kılmak istemesi anlaşılır bir durumdur. Zira doğalarında olan bir durumdur. Üst sınıf , elit kesimin devleti temsil eden ordu, yargı, milletvekili, polis vb. sosyal alanda ayrıcalıklı olması sadece bir sonuçtur. Dikkat edilirse hemen hemen tüm ülkelerde bu kesimi temsil edenlerin sosyal yaşam hizmetleri, konutları, yararlandıkları imkanlar vb. hep daha farklıdır. Daha iyi ve daha gelişkin düzeydedir. Oturdukları evlerin, mimari şekillendirmelerinden tutalım mahallelerine kadar halktan ayrı, halktan üstün, halktan daha lüks bir hayat yaşarlar. Bunları kendileri için doğal hak sayarlar. İktidar ve devletleri gibi, cennetvari bir yaşam sürmeleri bu anlayışın ürünüdür. Bu anlayışla sosyal alan düzenlenir. Ama öte yandan büyük devasa halk yığınları ise tersi bir durumu yaşar. Tüm kentlerin mimari yapılanmaları da, biraz buna göre düzenlenmiştir. Kentin tam merkezinde devletli toplum ve üst sınıf, çevrelerinde daha alt gelirli orta sınıfın yerleşim alanı, en kenarda, varoşlarda ise yoksul halk yığını…. Son on yıllarda ise üst kesimler kentin dışında etrafı beton duvarlarla örülü apayrı bir kent inşa etmiş durumdalar. Sosyal yaşam ve sosyal hizmetlerde ayrım aslında böyle düzenlenir. Örneğin; sağlık hakkı ve hizmetleri bir toplumu toplum yapan özelliklerden biridir. Sağlık hakkı ve hizmetlerden mahrum bırakılmak cinayettir. Toplumsal cinayetin başka bir şeklidir. Normalde günümüz dünyasında hukuki düzenlemeler bu çerçevede yapılmıştır. Fakat pratik uygulama bunun zıddıdır. En geliştin ülkelerin, en modern kentlerinde bile bu böyledir. Bu nedenle üst kesim sağlık hizmetlerinden en hızlı, en donanımlı en son teknolojik imkanların kullanıldığı hastane ve doktorlarca hizmet sunulurken, varoşlarda tersi olur…kuyruk sırası oluşur, hastalar haftalar, aylar, hatta yıl aşırı randevularla ölüme terk edilir.

Bu sosyal adaletsizlik, sosyal dengesizlik ve çarpık yaşamın her alanda olduğu kadar, en fazla sosyal boyutlarda kendini hissettirir, gösterir. Sosyal alan üzerinde, önemle durma gereği de bundan ileri gelir. Demokratik Özerklik’in , komünal ve ahlakiliği ile düzenlenecek olan sosyal boyut, bu temel sorunları bilerek, göstererek planlar düzenler. Toplumu oluşturan bu toplumsal grupları, farklı sosyal gruplara eşit düzeyde, en gelişkin imkanlar ile imkan sunmak, bu hizmetlerden yaralanmalarını sağlamak elzemdir.

Sosyal boyutun temel mantığında hizmet vardır. Toplumsal kesimlerin kendileri gerçekleme imkanlarını sunma vardır. Spor sağlık, ulaşım , yerleşimi, konut, sanatsal aktiviteler , eğitim , eğlence ve benzeri hizmetler silsilesi vazgeçilmez temel hizmetler olacaktır.Hizmet edilmesi gereken toplumsal kategoriler öncelikli gözetilecektir. Yani toplumsal kimlik, din, kültür farkı gözetmeksizin  kadınlar, gençler, çocuklar ve yaşlılar grubu ve kır ekside öncelikli  gözetilecek kesim olacaktır. Özellikle kırsal kesim bugüne dek bütün sosyal hak ve hizmetlerden mahrum bırakılmıştır.

SAĞLIK BOYUTU

Sağlığını kendi öz imkanları ile koruyamayan toplumun temeli, varoluş ve özgürlüğü ya tehdit altındadır veya tümüyle yitirilmiştir. Sağlık bağımlılığı genel  bağımlılığın göstergesidir. Fiziki ve ruhi sağlık sorunlarını çözmüş bir toplumun  özgürleşme imkanı elinde demektir. Genelde devletçiliğin ve iktidarcılığın çok güçlü olduğu , özelde de sömürgeleştirilmiş toplumlarda sağlık sorunlarının yaygın olduğu görülür.  Devletin iktidarın bağımlaştırıcı, muhtaç kılıcı özelliği toplumda bireylerin hastalık yaşamasına vesile olmaktadır. Demokratik Özerklik diğer konualrd aolduğu gibi sağlık alanında da devlete bağlı olmadan, hatta devlete rağmen sağlık sorunalrını çözme ve bu yönlü hizmetleri geliştirmeyi esas alır.

Sağlık ve sağlık kurumlarını devlet tekelinden çıkarmayı temel görev sayar. Aynı paralelde özelleştirilerek, insan sağlığı üzerinden kar elde edinilmesini, sağlığın kara dönüşmesini mutlak anlamda ret eder. Sağlık hakkını ve görevini en gelişkin bir tarzda parasız hizmet olarak öngörür. Bu yönlü maddi ve manevi destek kurumları oluşturur. Sınıf, hiyerarşi vb. her insana eşit düzeyde hizmet etmeyi temel ahlaki görev  olarak belirler. Kadın  ve çocuk sağlığına özel bir önemle eğilir. “Sağlıklı kadın sağlıklı gelecektir” şiarı ile yaklaşır.

EĞİTİM BOYUTU

Ulus devlet, Eğitim Kurumlarını “bireyi ve toplumu yabancılaştırma, kendine ihanet ettirme aracı “ olarak kullandırmıştır. Demokratik Özerklik’in buna karşı temel  toplumsal görevi , varoluşun temel araçları olarak kendi eğitim kurumlarını geliştirmektir. İçerik olarak bilimsel, felsefi, sanatsal, dinsel yorumlarını, bilim-iktidar yapılanmasından ayrıştırmaktadır. .. Anlam devrimini başarmaktır.

Bu perspektif ışığında eğitim kurumlarını oluşturur. Maddi güç ve imkansızlıklarla bireyi kendi kuluna dönüştürme amacının tam aksine, bireyin özgürleşmesini hedefler. Eğitim alanında bireyin gelişmesi için her türlü desteği sunar. Özerk yönetimin oluşturduğu destekleyici “eğitim evleri”nden yararlanmalarının yollarını daima açık tutar.  Eğitim için her açıdan maddi manevi desteği açık tutar. Kapitalist sistemin yaptığı gibi eğitim için bireyden para almaz, parasal sıkıntılarla eğitimden mahrum bırakmayı , zihinsel kıyım sayar. Çünkü aydınlanmak bir haktır.  Bu doğrultuda özellikle yoksul kesimlerde yoğun destek ve hizmet vermeyi görev bilir. Öğrencinin barınak sorunlarını çözer, eğitimde dezavantajlı hiçbir kesim bırakmaz.

KADINA YAKLAŞIM

Demokratik Özerklik, Kadın ve kadın sorunlarına pozitif ayrımcılık uygular. Kadının, sosyalliğinin temel direği olduğu gerçeğin göz ardı etmez. Sosyal yaşam alanındaki tüm sorunlar belki de ilk olarak en fazla kadında kendini hissettirir.Dolayısıyla eğitsel, kültürel, sağlık, doğum, aile, ekonomi, hukuki güvencelerde dahil olmak üzere kadına pozitif yaklaşımlar sunar ve politikalar uygular,  Özellikle kadına dönük şiddeti çok ciddi bir suç unsuru olarak görür. Bu bilinçle sosyal politikalar oluşturur.  Bu çerçevede kadının tarihten gelen kültürünü  güncelde uygulamak amacıyla ; kadın kültür kurumları, kadın sanatsal faaliyetler, kadının sosyal sorunlarının çözümlendiği merkezler, kadın örgütlenme kurumları, kadın sorunlarını izleme ve denetleme kurumları, kadına ekonomik destek kurumları vb. her açıdan kadına pozitif ayrımcılık uygular. Tüm bu kadın kurumlarına  bizzat kadınların üye olmasını sağlar. Kadının kendini gerçekleştirmesi için her alanda zemin hazırlar.

Bununla bağlantılı olarak çocuk kreşleri ve özgür kadın parkları oluşturur. Özgür kadın parklarında, kadın ve çocukların ruhsal, fiziksel ve sağlık alanında her türlü donanım araç ve gereksinmelerini karşılar. Toplum içersinde yaşanabilecek olan ekonomik, sosyal, ailevi ve benzeri sorunların çözümü konusunda, klasik temelde her şeyi mahkemelere havale etmez. Mahalle meclislerinde, köy komünlerin de bu tür sorunların çözümü ile mükellef, özel birimler oluşturur.

Reklamlar

2 Yanıt to "Demokratik Özerklikte İnanç,Sanat; Sosyal, Kadın ve Sağlık Çözümü"

Teorik olarak ben anlayabiliyorum ama her okuyanın anlayabileceği bir dil değil. İnsanlık için iyi olacağı kanaatindeyim..

amacımız kapitalizmi tasfiye edip yerine altn çağı getirmek.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: