Barış ve Demokrasi Partisi

Archive for Haziran 2011



Türkiye Gazetesi’nin bugünkü sayısında yer alan “Demirtaş: Dersim ihanetini unutmayacağız” başlıklı bir haberde, Eski Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın “facebook sayfasında Dersim ihanetini unutmayacaklarını yazdığı” iddia edilmiştir. Haber tümüyle gerçek dışıdır. Eski Eş Başkanımızın kendi adına açılmış herhangi bir facebook hesabı-sayfası bulunmamaktadır. Sayın Demirtaş’ın, herhangi bir sosyal paylaşım sitesinde veya başka bir yerde bu türden bir açıklaması, yorumu veya beyanatı kesinlikle olmamıştır. Haber tümüyle gerçek dışıdır, maksatlıdır, kirli bir propaganda amacı taşımaktadır.  İddiasını doğrulattırma gereği bile duymadan böylesine gerçek dışı bir haberi yayınlamasından ötürü Türkiye Gazetesi’ni kınıyoruz. Türkiye Gazetesi’nin bu açıklamayı yayınlamaması halinde Eski Eşbaşkanımızın hukuki yollara başvuracağını belirtmek istiyoruz.

Ayrıca Türkiye Gazetesi’nin asılsız provokatif haberine dayanarak, Sayın Demirtaş’a yönelik hakaretvari, suçlayıcı açıklamalarda bulunan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç’i kınıyor, Sayın Demirtaş’tan ve Dersim halkından özür dilemeye çağırıyoruz.

Halkımızı ve değerli kamuoyunun bu türden provokatif haberlere itibar etmemeye çağırıyoruz.

BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ

GENEL MERKEZİ

Reklamlar

Yrd. Doç. Adaklı: Bloğun beyannamesi somut çözüm önerileri sunuyor Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun 12 Haziran Milletvekili Genel Seçimleri’ne ilişkin açıkladığı “Seçim Beyannamesi”ne ilişkin olumlu tepkiler devam ediyor. Demokrasi Bloğu’nun “Seçim Beyannamesi”ni değerlendiren Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Gülseren Adaklı, beyanname nin çok kapsamlı olduğunu belirterek, “Beyanname; emek, barış ve demokrasi öneri yor. Çünkü bunlar ile Türkiye’nin kangrenleşmiş sorunları çözülebilir. Beyannamenin detaylarına baktığımız zaman da, Türkiye’nin kangrenleşmiş sorunlarına ilişkin somut çözüm önerilerini görüyoruz” dedi.

‘AKP ve CHP’nin beyannamelerinde mühendislik var’

Türkiye’de Kürt sorununun demokratik çözümü olmadan başka sorunların çözülemeyeceğinin altını çizen Adaklı, “Bu sorun çözülmeden ne emek sorunu ne de kadın sorunu çözülür. Burjuva partilerinin de bu sorunları çözemeyeceği açıkça ortadadır. AKP ve CHP’nin beyannamelerine baktığımız zaman bu sorunların çözümüne ilişkin bir şey göremiyoruz. Onların beyannamelerinde bir tür mühendislik var. O mühendisliğin nasıl yapılacağı konusunda da, bir sosyal algıdan son derece uzaklar” değerlendirmesi yaptı. Adaklı, Demokrasi Bloğu’nun beyannamesini önemsediğinin altını çizerek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sınıf mücadelesi çok feci şekilde kızışıyor. Buna karşın burjuva partilerinin demokrasinin kağıt üzerinde olmasını söylemenin ötesinde söyleyecek bir şeyleri yok. O yüzden bu beyanname önemlidir. Çünkü Türkiye’de güç erki elinde olmayanların ürettiği bir beyannamedir.”

AKP ve CHP’nin Türkiye’de iktidarı ve gücü elinde bulunduran partiler olduklarının bundan dolayı da beyannamelerinde güce ve iktidara karşı bir şeyin bulunmadığını vurgu layan Adaklı, “Demokrasi demek kendi iktidarını da bırakabileceğin bir iradenin ortaya konması demektir. Her yere yayılmış güç odaklarının ortadan kaldırılmasına ve eşitliğe dayalı bir şeydir. Bu eşitlik sözel veya bir takım kanun maddelerini değiştirmek değildir. Eğer eşitlik algın yoksa sosyal adalet felsefen yoksa demokrat falan olamazsın. Demokrasi denilen şey, hem ekonomik hem sosyal bir takım hakları amasız fakatsız kabul etmek demektir” diye konuştu.

‘Beyanname kapsamlı ve demokratik’

Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun beyannamesinin hedef kitlesinin çok açık şekilde konulduğunu vurgulayan Adaklı, “Tam da güçsüzleştirilmiş, kendi haklarını alma konusunda bırak bir tarafa gitmeyi sürekli hakları bastırılan, cezaevine atılan, sokakta öldürülenlerin beyannamesidir. Engelliler için hiçbir partinin önerisi dahi yokken, bloğun beyannamesinde bunu görebiliyoruz. Hem iktisadi hem sosyal hayatta hem de ideolojik anlamda bir şey yapmıyorsan bunun ötesin de eşitlik sözdedir. Bir tür kültürel devrimi yaratacak koşulları oluşturmak gerekiyor. İşte beyannamede bu koşulları oluşturacak maddeleri görebiliyoruz” diye konuştu.

‘Beyanname egemenleri krize soktu’ e Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun beyannamesinin egemen yapıyı ciddi bir krize soktuğunu ve kendisini korumak için şiddete başvurmaya başladığını vurgulayan Adaklı, “Bunun sonu yok bir yerde tıkanacak. İşte görüyorsunuz tıkandı bile her yerden isyanlar çıkıyor. Aysel Tuğluk bunu açıkça vurguladı. Bu bir tehdit değildir. Devlet içinde bile temsilde yer edinemeyen bir halkın temsilcisi bunu söylüyorsa bunu dikkate almanız gerekmektedir” dedi. Adaklı, ayrıca kendisinin de eğitim emekçisi olduğu nu belirterek, değerlendirmelerini şu cümleler ile sürdürdü: “Beyanname’nin emek boyutu da çok önemli. Bu ülkede binlerce in san çok zor şartlarda geçinmek zorunda kalıyor. Bir de bakıyorsunuz hükümet diyor ‘Güneydoğuya yatırım yapmak isteyenlere düşük asgari ücret verebiliriz” diyor. Bu hiç bir demokratik ülkede önerilemez. Bu bölgeler arası uçurumu derinleştirir ve oradaki in sanları sömürmeye dönüşür. Beyannameye baktığımızda emekçilerin özlük haklarından tutalım taşeronlaşmaya karşı birçok çözüm önerisi somut olarak sunuluyor” dedi.

1- Kürt kimliğini de tanıyan demokratik bir anayasanın hazırlanması,

2- Türkiye genelinde merkezi yönetimin yetkilerini sınırlayan ‘yerinde yönetim sistemi’nin geliştirilmesi,

3- Kürt halkının demokratik siyasal iradesinin tanınması ve öz yönetim hakkının verilmesi,

4- Kürt kültürü önündeki tüm engellerin kaldırılması, serbest örgütlenme hakkı, ifade ve basın-yayın özgürlüğünün tam olarak sağlanması,

5- Kürdistan’da konuşlandırılan polis gücü, özel tim vb. özel savaş birimlerinin geri çekilmesi, tedbirlerin alınması temelinde köy koruculu ğu sisteminin dağıtılması, Kürtlerin öz savunma güçleriyle kendi iç güvenliğini sağlamaya olanak verilmesi,

6- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan dahil tüm siyasi hükümlü ve tutukluların serbest bırakılması,

7- Tüm etnik topluluk ve inançların özgürlüklerinin anayasal güvence altına alınması,

8- Son 30 yılda yürütülen savaşta yaşanan kirli olayların, cinayetlerin aydınlatılması için Adalet ve Hakikatleri Araştırma Komisyonun kurulması,

9- Köyleri yakılıp-yıkılan yurttaşların geri dönüşü için gerekli tüm tedbirlerin alınması ve zararlarının tazmin edilmesi,

10-Ekonomik dengesizliğin, yoksulluğun ve işsizliği aşılması için ayrımcı politikalara son verilmesi, yatırımlarda Kürdistan’a öncelik tanınması.

Kritik bir süreçte, sürecin önemine denk bir seçime giriyoruz. Kürt sorununun çözümü, her alandaki mücadelemizin sonucu olarak öyle bir eşiğe geldi ki artık geriye dönüşü yok. Kendi emeğimizle, kendi kararlılığımızla, kendi ödediğimiz bedellerle Kürtlerin statüsünün belirleneceği, kendi kendisini yönetmesinin olanaklarının ortaya çıkacağı bir dönemin eşiğindeyiz.

Kürt sorununun çözüm yoluna girmesi aynı zamanda demokratik bir cumhuriyetin de zemini olacaktır Demokratik ulus bloğu yolunda çok büyük bir adım olan emek, demokrasi, özgürlük adayları Bölge’de ve metropollerde büyük bir umut rüzgârı estiriyor. Kürt halkı, ulusal birliği simgeleyen adayların hepsinin Kürt halkının bütün temeltaleplerine sahip çıkmasını selamlıyor. KADEP, HAKPAR, ve BDP, seçimlerden sonra da birlikte mücadele etme, birlikte yürüme konusunda karar aldılar. Öte yandan Newroz’dan bu yana bölgede demokrasi ve barış mücadelesi etrafında şimdiye kadar görülmedik genişlikte bir kitlesel birlik ortaya çıktı. Yani Kürt halkı, ulusal, demokratik birliğini, militan bir mücadele içinde aşağıdan yukarıya doğru da kurdu.

AKP bölgede tecrit oldu. Fırat’ın batısında da Emek, Demokrasi Blok’unun rüzgârı esiyor. Örgütlü sol güçlerin yanı sıra kadınlar, gençler, işçi önderleri, Ermeniler, Çerkezler, toplumun farklı kesimleri Blok etrafında kenetlendi. Ve 300’ü aşkın aydın “Geleceğimiz İçin Blok’u destekliyoruz” diyerek Blok’a büyük bir güç verdi. AKP’nin sahte “değişimci” rüzgârı bitti. AKP Bölge’de yok oluyor. Batı’da ise ezilen toplumsal gruplar içinde ve entelektüel dünyada tecrit olma sürecine girdi. AKP, TBMM’de nasıl bir çoğunluk elde ederse etsin, artık Türkiye’yi eskisi gibi yönetemeyecek. Çünkü Fırat’ın Doğusundaki devrimci süreç, şimdi Emek, Barış, Özgürlük Bloku’nun, 300’ü aşkın aydının ve Kürtlerin, 1 Mayıs’ta alanları dolduran emekçilerin öncülüğünde adım adım Fırat’ın Batısına doğru yayılıyor.

Bütün bunları kendi ellerimizle yarattık. Demokratik özerklik ve demokratik cumhuriyeti de kendi ellerimizle kuracağız. Kaybedecek tek dakikamız bile yok. Bütün bu “iyi şeyler”i askeri ve siyasi operasyonların giderek şiddetini arttırdığı bir ortama rağmen gerçekleştiriyoruz.Daha geçtiğimiz birkaç gün içinde 10 HPG gerillası toprağa verildi. İl ve ilçe örgütlerimizin, gençlik meclisimizin operasyona, gözaltılara, tutuklanmalara maruz kalmadığı tek bir gün yok. Halkın demokratik direnişi gazla, copla, panzerle ezilmeye çalışılıyor. Başbakan “Kürt sorunu yoktur” diyor. Kendi başına yeni bir anayasa yapacağını ilan ediyor.

Kürt halkının artık tahammülü kalmadı. Adeta sabrı sınanıyor.Bugüne kadar herşeyi kendi elleriyle, demokratik direnişiyle kazanan halkımız, bu defa İmralı görüşmelerinin son tarihi olarak belirtilen 15 Haziran’dan önce, 12 Haziran’da bir kez daha örgütlülüğünü ve çözüm konusundaki kararlılığını kanıtlayacak. Şu anda Kürt halkı tüm Türkiye için amansız bir saldırıya göğüs geriyor, tüm Türkiye için çok ağır bedel ödüyor, tüm Türkiye için AKP despotizmini geriletmek amacıyla eşi görülmemiş fedakarlıklara katlanarak, mücadele ediyor. Partimizin desteklediği bağımsız adayların etrafındaki seçim mücadelesi başarıya ulaştığı zaman, AKP’nin “PKK’lilerin kanını dökerek, Türk milliyetçilerinin oylarını kendi cebine akıtma” taktiği yenilgiye uğrayacaktır. Erdoğan’ın 367 vekillik kazanıp keyfine göre bir Anayasa yaparak, Türkiye’yi faşist diktaya açık hale getirecek olan “Başkanlık Rejimine” geçmesi önlenecektir. Savaşla, kanla çürüyen bir zemin üstüne inşa edilmiş Türk ekonomisinin, seçim sonrasında tüm kentleri etkisine alacak olan bir savaşla yerle bir olması bu yolla önlenecektir.

AKP’nin ve tekelci sermayenin Türk sınırları dışında, Kürtlerin, Arapların, bölge halklarının stratejik zenginliklerini büyük devletlerle, ABD, İngiltere ve İsraille birlikte paylaşmak için girişecekleri saldırı savaşlarını önlemek mümkün olacaktır. Kürt halkı ve onunla birleşen sol, demokrat, aydın çevrelerin seçimlerden başarıyla çıkması tüm halklarımızı bekleyen tehlikeleri, felaketleri önleyecek, onlara demokrasinin, özgürlüğün, refahın yollarını açacak, seçimlerden sonra, bu amaçlara ulaşmanın hukuki teminatı olacak olan “sivil, demokratik bir anayasa” için ortam oluşacaktır.

Sadece TBMM’ye çok sayıda vekil göndermek değil, oy oranımızı arttırmak da örgütlülüğümüzün ve gücümüzün kanıtı olacak. Bu yüzden kaybedecek tek dakikamız bile yok.Partimizin bütün örgütlerini, Blok adaylarının seçim bölgelerinde sokak, sokak, ev, ev, her insanımızla buluşmaya, halkımızın dökülen kanlarına layık olabilmek için gece, gündüz ter dökmeye çağırıyorum.

12 Haziran’da elde edeceğimiz güçlü bir sonuç bizim ve Türkiye’nin kaderini değiştirebilir.

Hepimize kolay gelsin! Serkeftin!

 

12 Haziran’da yapılacak olan Milletvekili Genel Seçimleri’nin güvenli bir ortamda geçmesi için müşahitlerin üzerine büyük görevler düştüğünü belirten Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu Adayları Seçim Strateji Merkezi, seçime katılacakları 42 ilde halkın müşahitlik için görev alması çağrısında bulundu.

Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu Adayları Seçim Strateji Merkezi, 12 Haziran’da yapılacak olan Milletvekili Genel Seçimlerindeki sandık güvenliği için bir açıklama yaptı. Merkez, 12 Haziran’da Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’na gönül vermiş milyonların irade beyanında bulunacağından kuşkuları olmadığını belirterek, ancak bu irade beyanının doğru ve güvenli bir şekilde sonuçlara yansıması için üzerlerine büyük görev düştüğünü ifade etti.

Sandık sonuçlarının en güvenli şekilde sonuç tutanaklarına geçmesi konusunda en büyük görevin de müşahitlere düştüğü vurgulanan açıklamada, “Blok adaylarımız için 42 ilde 146 bin sandıkta oy kullanılacaktır. Kullanılan oyların sağlıklı bir şekilde sayılması ve tutanaklara geçirilmesini müşahitlerimiz sağlayacaktır. Bunu yapabilmek için tüm sandıklarda müşahitlerimizin olması gerekmektedir” denildi. “GENÇLERİMİZ GÖREV ALMAK İÇİN BAŞVURSUN” Tüm bu sürecin sağlıklı gelişmesi için bloğa gönül vermiş seçmenlerin sandık görevlisi olarak adını yazdırması gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, şunlara yer verildi: “Sandığa yansıyacak halkımızın iradesini, oylarını korumak için sandık müşahidi olarak görev almalıyız. Okuma yazması olan özellikle gençlerimiz, üniversite öğrencilerimiz görev almak için seçim bürolarımıza başvuru yapsınlar. Seçime girdiğimiz birçok ilimizde bu noktada sıkıntılar olabilir. Bu sıkıntıları gidermek amacıyla ‘nasıl olsa birileri bu görevi yerine getirecek’ yaklaşımına girmeyerek ilgili birimlere ve bürolara başvurumuzu yapalım.” Seçim Strateji Merkezi ayrıca, seçmenlere de çağrıda bulunarak, seçim günü oy kullanılacak okulu ve sandık numarasını gösteren seçmen bilgi kağıdını almayanların mahalle muhtarlarına başvurarak, sandık yeri ve numarasını öğrenmelerini istedi.

 

Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu Adayları Seçim Strateji Merkezi

Değerli Halkımız

Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de oylarımıza sahip çıkmak için sandıklarda müşahit olarak görev almak isteyen arkadaşların bulundukları mahallelerdeki seçim bürolarına başvurmaları önemle rica olunur.

Barış ve Demokrasi Partisi Genel Merkezi

 

Değerli Halkımız!

Bilindiği gibi partimiz Barış ve Demokrasi Partisi, yüzde 10’luk seçim barajını aşmak için seçimlere bağımsız adaylarla Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku çatısı altında giriyor. Bugüne kadar hep oylarımız haksız bir şekilde geçersiz sayıldı, çöpe atıldı, yakıldı. Bu seçimlerde de AKP hükümeti tarafından alınan yeni karar ile beraber artık polis ve askerlerin seçim sandıklarına yaklaşma mesafesi 100 metreden  20 metreye indirildi. Bu karar ile adeta polise seçim sandığı başında nöbet tutma görevi verilmektedir.  Ayrıca polis ve asker üzerinden halk üzerinde psikolojik baskı oluşturularak sandıklara müdahale etmek istendiği görülmektedir. Türkiye’de demokratik, özgür bir seçimin yaşanmasına gölge düşüren bu anti-demokratik uygulamaya karşı tüm seçmenlerimizi seçim müşahiti olmaya çağırıyoruz.
Arkadaşlar, yoldaşlar! Halkımızın adaylarımıza verdiği oyları sandıkta koruma zamanıdır. Oylarımızı devletin insafına bırakamayız. 12 Haziran’da sandık başında halkımızın emeğini korumak, halkımızın mücadelesine sahip çıkabilmek için bugünden en yakın seçim büromuza, en yakın blok bileşeni il/ilçe binasına gidelim. Müşahit olalım. Zaferimize sandık başında tanık olalım.

Barajları, vetoları, oy pusulası engellerini yıka yıka geliyoruz. Maddi imkansızlıklara, gözaltılara, baskılara rağmen geliyoruz.

Gün çalışma günü; gün birlik, gün dayanışma günü.
Gün 12 Haziran 2011 seçimlerinde müşahit olma günü.
Gün zafer günü.

İllerdeki BDP temsilciliklerine ulaşmak için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz:
http://www.bdp.org.tr/yonetim/iller.html