Barış ve Demokrasi Partisi

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Seçim Beyannamesi 2011 – Bölüm 4

Posted on: 10/05/2011

3. KADIN
Kadın yoksa eşitlik de yok…
Kadın yoksa özgürlük de yok…
Kadın yoksa adalet de yok…
Kadın yoksa demokratik siyaset de yok…
Kadın yoksa demokrasi de yok…

Kadın özgürlük mücadelesi, insanlık tarihinin en önemli gerçeğidir. Tarih boyunca tüm toplumsal mücadeleler, kadın özgürlük mücadelesiyle paralel bir seyir izlemiştir.

İnsanlık tarihi bir anlamda; köleliğe, baskıya, sömürüye karşı ezilenlerin ve kadınların yürüttüğü özgürlük mücadelesi tarihidir.

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu olarak, tüm kadınların, özellikle de Kürt Kadın Hareketi’ni selamlıyoruz.

Kürt Kadın Hareketi özgün örgütlenmesiyle beşbin yıllık erkek egemen zihniyetin dayattığı sömürü ve inkara karşı varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanma mücadelesi vermiştir. Kendi özgünlüğünün bilinciyle bunun irade ve örgütlülüğünü ortaya çıkarmak için örgütlenmiştir. Demokratikleşmenin ve değişimin ana yapısını oluşturmada Kürt toplumunda öncülük rolünü üstlenmiştir. Kürt Kadın Hareketi, milliyetçiliğe, militarizme karşı örgütlenirken ve mücadele ederken, son otuz yılda, büyük bedeller ödemiştir.
Kadının kurtuluşu olmadan toplumun kurtuluşu olamayacağını bilmekteyiz. Bu yüzden en küçük yerleşim birimlerinden başlayarak mezra, köy, mahalle düzeyinde kadın komün meclisleri kurarak demokratik özerkliliği güçlendirmek için örgütlülüğünü büyüten Kürt Kadın Hareketi tüm kadınlara esin kaynağı olmaktadır.

Demokratik, ekolojik cinsiyet özgürlükçü paradigma ışığında, bugüne kadarki birikimlerimizi dünya kadın hareketlerinin deneyim ve tecrübeleriyle birleştirerek ve tüm eşitsizliklerin kaynağının kadın-erkek arasındaki eşitsizlik olduğunu kabul ederek yolumuza devam etmekteyiz.
Şimdi, kadınlar olarak, iddiamız çok daha büyüktür. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılı, “Kadın Özgürlük Yüzyılı” yapmak istiyoruz. Dünya genelinde kadın hareketinin toplumsal dinamikleri ve devraldığı mücadele mirası, bu iddiamızı daha güçlü kılmaktadır.

Bu gerçeği gören, emeğe ve kadına yönelik baskının/sömürünün sahipleri, özgürlük iddiamızın içini boşaltmak için, türlü yol ve yöntemi denemektedir.

Ancak biz kadınlar biliyoruz ki, tarihsel olarak bizi özgürlüğümüzden yoksun bırakan, iktidarcı ve devletçi zihniyet olmuştur.
Erkek tarafından geliştirilen egemenlik ilişkileri, sistematik olarak toplumun tüm hücrelerine kadar nüfuz etmiş, tüm toplumsal, iktidarcı ve devletçi zihniyetle inşa edilmiştir. Erkek egemenliğine dayalı iktidar ve devlet, toplumsal sorunların baş aktörüdür.

Kaynağını cinsiyetçilikten alan, milliyetçilik ve militarizmle şekillenen devlet, toplumu da kendine göre şekillendirmiş, devlet ile erkek egemenlikli toplumsal yapı sürekli bir birini yeniden üretmiştir.
Bu zihniyet kadının kimliği, bedeni ve emeği üzerinden sömürü, güç ve iktidar ilişkilerini, eşitsizlikleri, militarist zihniyetle bütünleştirerek sürdürmektedir. Ötekileştirilerek toplumsal mekanizmalardan dışlanan kadın, her türlü şiddet, baskı ve sömürünün odağı haline getirilmektedir.
Kadın erkek eşitsizliği, her gün, kapitalist sömürü düzeninin işleyişinde, devlet mekanizmalarında, aile içinde, okulda, toplumda, çalışma yaşamında, kültürde, ideolojide, medyada kısaca yaşamın her alanında yeniden üretilmektedir.

Toplumun yarısını oluşturan kadınlar, toplum içinde, çalışma yaşamında, ailede, siyasal alanda erkeklerle aynı olanakları paylaşamamaktadır.
Siyasal temsil, ekonomik haklar, medeni haklar ve eğitim haklarından yararlanamayan kadınlarla erkekler arasında süren eşitsizlik her geçen gün daha da derinleşmektedir.

Yaşadığımız 21. yüzyılda kapitalist modernite, kurnaz ve güçlü erkeğin en kurumsallaşmış halini yansıtmaktadır.

Bir tarafta sermaye ve iktidar sürekli büyüme yaşarken, diğer taraftan toplum adeta modern kölelik sitemi içerisinde, açlık, yoksulluk kıskacındadır.

Erkek egemen zihniyetin bir ürünü olan iktidarcı-devletçi sistemler tüm toplumsal grupları, doğayı etkilemekte, baskı altına alarak karar alma süreçlerinin dışına itmektedir.

Bu durumdan en çok kadınlar etkilenmektedir. Kapitalist modernite, beş bin yıllık erkek egemen sistemin oluşturduğu toplumsal algılarla, kadınları adeta cendereye almış durumda.

Biz kadınlar buna itiraz ediyoruz. Kapitalist moderniteye ve kadınları toplumsal yaşamın dışına iten zihniyete karşı mücadele ediyoruz.
Kadınların yer almadığı demokrasilerin gerçek demokrasiler olmadığını biliyoruz. Bu nedenle “EMEK, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ BLOK”unda yer alan kadın adaylar olarak, erkek egemen siyasete müdahale ediyoruz.
Biz kadınlar özgür, eşit, demokratik ve adil yaşam için mücadele ediyoruz.

Cinsiyetçiliğe, milliyetçiliğe, militarizme ve devletçiliğe karşı; demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü bir toplum inşa ediyoruz.
Kadın duyarlılığıyla, savaşı ve nefreti tırmandıran politikalar değil, toplumsal mutabakatı sağlayacak demokratik çözümü için mücadele edeceğiz. Varlığımızı koruma, özgürlüğümüzü sağlama mücadelesini yükselteceğiz.

ÖRGÜTLÜ KADINLA DEMOKRATİK ÖZERKLİĞE!

Demokratik özerklik, özünde bir kadın projesidir. “EMEK, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ BLOĞU”nun kadın adayları olarak, Demokratik Özerklik projesini, demokratik çözüm ve birlikte yaşam projesi olarak hayata geçirmeyi esas alacağız.

Kadın Meclisleri ile kadınların yerelde ve yerinden ifade, katılım, karar ve temsil süreçlerine doğrudan ve etkin katılımını sağlayacağız.
Türkiye genelinde merkezi yönetimin yetkilerini sınırlayan yerinde yönetim sistemini geliştireceğiz.

Halkların demokratik siyasal iradelerini tanıyarak özyönetim hakkını gerçekleştireceğiz.

Ekonomik dengesizliğin, yoksulluğun ve işsizliğin aşılması için ayrımcı politikalara son vererek, yatırımlarda özelde Kürdistan olmak üzere geri bıraktırılmış tüm bölgelere öncelik tanıyacağız.

HAYATIN HER ALANINDA EŞİTLİK İSTİYORUZ!

“EMEK, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ BLOĞU”nun kadın adayları olarak, demokratik sivil anayasa yapma sürecini kadınlar ve tüm toplumsal kesimlerin taleplerini dikkate alan katılımcı bir yöntemle, toplumsal mutabakat ve uzlaşı içinde ele alacağız.

Kürt halkı gibi tüm farklı etnik ve inanç kimliklerini güvence altına alacak Demokratik çoğulcu yeni bir anayasa için öncülük edeceğiz.

Kürt kültürü ve çok kültürlülük önündeki tüm engelleri kaldırarak, serbest örgütlenme hakkı, ifade basın-yayın özgürlüğünü anayasal güvence altına alacağız.

Irkçılık, ayrımcılık, cinsiyetçilik ve asimilasyonu insanlık suçu olarak tanımlayacağız.

Son 30 yılda yürütülen savaşta yaşanan kirli olayların, faili meçhul cinayetlerin ve kayıp olaylarının aydınlatılması için Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu’nu kuracağız.

Zorunlu göçe maruz kalan tüm vatandaşlarımızın zararlarının tazminini sağlayarak “mülk ve mesken hakları dahil” tüm haklarının iadesini sağlayacağız.

Başörtü yasağını kaldıracağız.

Pozitif ayrımcılık ilkesi ve cinsiyet kotasına açık ve net bir ifade ile yeni anayasada yer vereceğiz.

Yasalar Önünde Eşitlik ilkesi açısından Türk Ceza Yasası, Medeni Yasa gibi temel yasalarda var olan bütün anti-demokratik maddelere karşı mücadele edeceğiz.

Farklı cinsel yönelimlere karşı ayrımcı, aşağılayıcı, homofobik nefret suçlarının önlenmesi için, Nefret Suçlarının Önlenmesi Yasası için mücadele edeceğiz.

Tüm örgütlü kadın yapılarının, anayasa yapım sürecine doğrudan ve etkin katılımlarını sağlayacağız.

EŞİTLİK SAĞLANINCAYA KADAR KOTA!

“EMEK, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ BLOĞU”nun kadın adayları olarak kadınların karar alma ve uygulama süreçlerinde katılım ve temsil edilmesini engelleyen koşullar ortadan kalkıncaya kadar, her alanda pozitif ayrımcılık ilkesini esas alacağız.

Siyasette, sendikalarda, derneklerde, meslek örgütlerinde ve tüm yönetim kademelerinde yüzde 40 cinsiyet kotası uygulayacağız.
Ayrımcılığa karşı, kapsamlı, tam koruma sağlayan Eşitlik Çerçeve Yasasını, Eşitlik Bakanlığını ve “Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu”nu kuracağız.

“Cinsiyet Temelli Bütçe” çalışmalarını geliştirerek merkezi yönetim bütçesini kadın-erkek eşitliğini gözetecek biçimde hazırlayacağız.
Kadın örgütlenmesini desteklemek ve teşvik etmek için, merkezi ve yerel bütçeden kadın sivil toplum örgütlerine kaynak ayıracağız.
İki kat ayrımcılığa maruz kalan engelli kadınlar için pozitif ayrımcılık ilkesini uygulayacağız.

YOKSULLUK KADINLARIN KADERİ DEĞİL!

“EMEK, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ BLOĞU”nun kadın adayları olarak kadın emeğinin görünür kılınması ve örgütlenmesi önündeki bütün engellerin kaldırılmasını esas alacağız.

Tekelci üretim politikalarına karşı kadın eksenli ortak üretim alanlarının geliştirilmesini doğrudan ve etkin biçimde destekleyeceğiz.

Kadınlara istihdam alanında öncelik tanıyarak kadın istihdamını artıracak ve kamu istihdamında kota uygulayacağız.

Asgari yaşam koşullarından yoksun tüm kadınlara, düzenli ve sürekli vatandaşlık geliri vereceğiz.

Kadın emeğinin yoğun olduğu tarım sektöründeki kadınların ve ev eksenli çalışan kadınların sosyal güvencelerini kamu tarafından karşılayacağız.
Ev içi emeğin ücretlendirilmesini ya da eşitlik temelinde paylaşılmasını sağlayarak, çalışan kadınları sosyal güvenlik ve iş güvencesine kavuşturacağız.

Engelli, yaşlı, çocuk ve hasta bakımını kamusal bir sorumluk olarak ele alacağız.

Doğum öncesi ve sonrası dönemde gerekli hizmetleri sağlayarak, gebelik ve emzirme sırasında yeterli beslenme ile birlikte, ücretsiz hizmet vereceğiz.

KADINA YÖNELİK HER TÜRLÜ ŞİDDETİ “AMA”SIZ, REDDEDİYORUZ!

“EMEK, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ BLOĞU”nun kadın adayları olarak kadına herhangi bir gelecek sunmayan “sığınma ev”lerini, kadınları sosyal, siyasal ekonomik yaşama katılabilecek şekilde “ÖZGÜR YAŞAM ALAN”larına dönüştürmeyi esas alacağız.

“Sığınma” ve ara istasyonların, merkezi bütçe desteğinde ve norm kadro uygulamalarından muaf olarak kurulmasını ve kadın kurumlarıyla eş güdüm içinde çalışmalarını sağlayacağız.

Nüfusu elli bini geçen her ilde kadın “sığınma evi” açmayı öngören yasanın uygulanma sorunlarının ortadan kaldırarak, kadın kurumlarının açtığı sığınakların genel giderlerini, kamu bütçesinden karşılayacağız.
Kadın cinayetlerinin önüne geçmek için “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi” yasasını çıkartacağız.

Küçük yaşta evlendirme, başlık parası, çok eşlilik, berdel gibi uygulamalara karşı her düzeyde etkin mücadele ederek kadını köleleştiren anlayışı değiştireceğiz.

Görsel ve yazılı medyanın şiddet içeren yayınlarına yönelik kontrol mekanizmalarını hayata geçireceğiz.

DOĞAL KAYNAKLARIN SINIRSIZ KULLANIMINA “DUR” DİYECEĞİZ!
Ekolojik denge esas alınarak sınırlı doğal kaynakların, sınırsız insan tüketimine karşı korunması ve yaşam döngüsünün devamlılığı için gerekli önlemleri alacağız.

Eril “modern kent” anlayışına karşı ekolojik, cinsiyet eşitlikçi ortak yaşam alanları yaratacak ve Kentsel Dönüşüm Politikalarına karşı mücadele edeceğiz.

Ekolojik ve kadın merkezli bir çalışma ve değer yaratma anlayışıyla hareket ederek tarımsal üretimin sürdürülmesini sağlayacağız.

daha çok kadın,

daha çok demokrasi,

daha çok özgürlük

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: