Barış ve Demokrasi Partisi

Doğanın da Hakları Var, Anayasal Güvenceye Alınsın

Posted on: 03/05/2011

Yaşam alanı savunucularına göre, 2010 yılı doğanın ve kültürün en fazla talan edildiği yıl olarak tarihe şimdiden geçti. Türkiye’nin hemen her bölgesinde Hidroelektrik Santral (HES) yapılıyor. Bölgede ormanlar TSK tarafından, yaz ayları boyunca güvenlik gerekçesiyle yakıldı. Anadolu’nun kültürel mirası olan Allianoi, Yortanlı Barajı’nın sularına gömülüyor. Mezopotamya’nın önemli tarihsel mirası Hasankeyf yok olmakla yüz yüze. SİT
alanı olan ve HES şirketlerinin tek bir çivi bile çakamadığı vadilerin birçoğu ‘Enerji Yasası’nın değiştirilmesi ile şirketlerin kullanımına açıldı.

Munzur, İkizdere, Fırtına, Loç doğanın bahşettiği güzellikler, şirketlerin kar hırsına kurban ediliyor. Kürtlerin, Alevilerin, kadınların, işçilerin haklarının güvence altına alınması için toplumsal muhalefetin yeni anayasa talebinin dillendirildiği bu günlerde yaşam alanı savunucuları, siyasi partiler ve çevreyi katleden şirketlere karşı dava açan avukatlar, “Doğanında anayasa ile hakları korunsun” önerisinde bulunuyor. ‘Doğayı da bir hak öznesi olarak tanımlamalıyız’ Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Yüksel Selek, yeni Anayasa’nın tüm bu hak ve özgürlükleri, farklılıkları güvenceye almasını istediğini ifade ederek, doğanın bir hak öznesi olarak görülmesi gerektiğini düşünenlerden. Selek, “Biz insanlar, kendimizi efendi onu malımız, kölemiz sayan bir uygarlık kurduk doğanın da canlı bir varlık olduğunu, kendi dengeleri, döngüleri olduğunu hesaba katmadık. O artık kendini dayatıyor, üstümüze felaketler yağdırıyor. Demek ki, artık doğayı da bir hak öznesi olarak tanımaktan, haklarını anayasaya yazarak güvenceye almaktan başka çaremiz yok” diye anlattı.Yasada, ‘sürdürülebilirlik’ kelimesini görürseniz şüphelenin.
Derelerin avukatı olarak bilinen Yakup Okumuşoğlu ise, yasaları artık halkın ya da kanun koyucuların değil lobilerin yaptığını söylüyor. Okumuşoğlu, yasaların bile özelleştirildiğini ifade ederek, maden lobisi güçlü ise maden lobisinin istediği yasalar, HES lobileri güçlüyse o şirketlerin istediği yasaların çıktığına dikkat çekiyor. Okumuşoğlu, içinde, “sürdürülebilirlik”, “koruma”, “kullanma” gibi kavramların geçtiği tüm yasalara şüphe ile bakılması gerektiğini ifade ederek, bu kelimelerin geçtiği yasaların doğayı korumakla hiçbir alakası olmayan aksine doğayı şirketler karşısında savunmasız yapan yasalar olduğuna dikkat çekiyor.

‘BDP: Çevre hakkı yasal güvenceye alınmalı’

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) de, çevre hakkının anayasal güvence altına alınmasını isteyenlerden. BDP Genel merkez Parti Meclisi üyesi Meral Danış Beştaş çevre hakkını arayan, taleplere yanıt veren yeni bir anayasa tasarladıklarını belirtiyor. İnsanın en temel haklarından birinin ekolojik, sağlıklı bir dünyada yaşamak olduğunu anlatan Beştaş, son yıllarda daha çok HES projeleri çevrenin talan edildiğine işaret ediyor. HES projesi yapan şirketlerin işine gelen şekilde yasaların değiştirildiğini anlatan Beştaş, “Öyle bir yeni
anayasa yapmalıyız ki, şirketler çevreyi talan etmek için hiçbir yasal yol bulamasınlar” dedi.

‘AKP’nin anayasa taslağı çevre hakkı açısından yetersiz’

İzmir Çevre Hareketi Avukatları’ndan Noyan Özkan, AKP’nin anayasa taslağını eleştirerek, taslağın çevre hakları açısından çok eksik olduğunu anlattı. Anayasaların, toplumun her kesimi tarafından üzerinde enine boyuna tartışıldıktan sonra yürürlüğe konulan toplumsal mutabakat belgeleri olduğunu ifade eden Özkan, AKP hükümetinin bu güne kadar çevre koruma alanında gösterdiği icraatların son derece olumsuz ve kaygı verici olduğunu söyledi. Özkan, “Çevre ve Orman Bakanlığı’nın web sitesinde yıllarca 2B denilen, ‘yağmalanmış ormanlık alanlarının yağmacılara yasal kılıf altında verilmesi’ hakkındaki anayasa değişikliğinin propagandasını yapmışlardır. Ancak bu yağma kampanyasından yeni anayasa taslağında da maalesef vazgeçilmemiştir .

‘Yasal düzenlemeler, ulusal üstü sözleşmeye uymalı’

Bölgede yapılması düşünülen barajlara karşı mücadele eden Munzur Koruma Kurulu’na üye
avukatlarından Meral Hanbayat, yasal düzenlemelerin anayasaya ve ulusal üstü sözleşme metinlerine uygun olması gerektiğini söyledi. Hanbayat, “İstediğimiz kadar maddenin anayasayı girmesini isteyelim. Maalesef bununla çözüm olmuyor. Anayasaya uygun ve çevrecilerin lehine olan birçok yargı kararını ortadan kaldırmak veya geriletmek için sürekli olarak siyasal iktidar yasa değişikliği yaparak sermayenin istediği şekilde çözüm bulmaya çalışıyor. ” diye konuştu.

Reklamlar

1 Response to "Doğanın da Hakları Var, Anayasal Güvenceye Alınsın"

çevremden cok baskı gordum ama oyumu bdp ye vereceğim…baskı gormemın sebebi kürt olmamam ve bdy oy vermem.neden verıyorum biliyor musunuz?bu ulkede eşcinselleri kabul eden ve onları onemseyen tek parti…diğer tüm parti onları gormezden gelıyor fakat bdp onlarıda kucaklıyor insan yerine koyuyor ve haklarını savunuyor.bu konuda konuşabilen tek parti buda ne kadar bağımsız özgür ve çağdaş olmasının kanıtı kısaca kendine müslüman bir parti değil.özgürlük derken herkese eşit özgürlük diyen parti …keşke tüm cinsel tercihlerinden dolayı ezilmişlere ulaşabilseniz…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: