Barış ve Demokrasi Partisi

Seçmen İradesi Önüne Çıkartılan Son Engel: OY PUSULASI BARAJI

Posted on: 02/05/2011

12 haziran 2011’de milletvekili genel seçimleri yapılacak. Partimiz BDP bu seçimlere parti kimliğiyle değil, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adı altında, bağımsız adaylarla girecek. Bunun nedeni, modern dünyada, demokrasilerde eşi benzeri olmayan %10’luk oy barajıdır. Bu baraj, seçmen iradesinin meclise yansımasındaki en büyük engeldir. Aslında Türkiye’de seçmen iradesinin meclise yansıması önündeki tek engel %10’luk baraj da değildir. Pek çok engel var ve bunların hemen hemen tamamı, BDP geleneğine karşı üretilmiş, adeta icad edilmiş engellerdir.

Bu yazı, milletvekili genel seçimlerinde seçmen tercihinin meclise yansımasındaki engeller ve esas olarak da bu engellerin önemli bir parçası olan bağımsız adayların birleşik oy pusulasında yer alması konusu üzerinedir. Girişte çok kısaca seçmen iradesinin meclise yansımasının önündeki engellere değinilmiştir. Ardından seçmen iradesinin bu kez oy pusulasına yansıması perspektifinden birleşik oy pusulası üzerine düşünülmüş, esas olarak ise İstanbul genelinde geçersiz oy sayısının fazlalığı, bunun olası nedenleri değerlendirilmiş ve konuya demokratik blok bağımsız adayları açısından bakılmaya çalışılmıştır.

SEÇMEN İRADESİNİN MECLİSE YANSIMASI
Seçimler temsili modern demokrasilerde halkın, yönetimde kimlerin olmasını istediğini beyan etme işidir. Dolayısıyla seçmenin iradesinin sandığa yansıması ve oradan da idari birimleri (meclis, belediye başkanlığı vs) belirlemesi amaçlanır. Türkiye’de siyasi partiler adil olmayan seçim süreçleri geçirirler. Bunun sebeplerinden bazılarına kısaca şöyle değinilebilir:

A) SEÇİM BARAJI:
Artık AKP dışında hemen herkesin ortak şikayeti olan ve hiçbir modern demokraside yer almayan %10’luk seçim barajının bir an önce indirilmesi, hatta belki kaldırılması gerekir. Yüksek seçim barajının, en temel gerekçesi olan yönetimde istikrarı sağlayamadığı, 90’lı yıllardaki hükümetlere bakıldığında görülebilir. Bununla birlikte temsilde adaleti hiçe saydığı, 2002 milletvekili seçimlerinden çıkan %46,33 meclise yansımayan oy oranıyla net olarak görülmüştür.

B) HAZİNE YARDIMLARI:
Seçmene ulaşabilmek için partilerin yaptığı saha çalışmalarının finansmanını sadece kendi olanaklarıyla yapmaları beklenemez. Zaten partilere hazine yardımlarının da mantığı, halkın oy verdiği partilere yine halkın vergilerinden oluşan hazineden maddi destek vermektir. Böylece partilerin hiçbir yerden maddi beklenti içinde olmamaları ve hiçbir yere angaje olmak zorunda kalmamaları amaçlanır. AKP iktidarında hazine yardımını sadece barajı geçen partilerle sınırlandırılmış, mecliste grup kurabilecek kadar halk desteğine sahip BDP’nin maddi pay alamaması için yasal düzenlemeler yapılmıştır.

C) YURT DIŞINDAKİ SEÇMENLERİN OY KULLANMASI:
Mevcut sistemde yurt dışında yaşayan seçmenler sadece gümrük kapılarında oy kullanabilmektedirler. AKP ile sistem arasındaki son dönemin rekabet alanı olan yargı bürokrasisinin son kararına göre bu durum değişmeyecek, yurtdışı seçmenleri büyükelçilik ve konsolosluklarda oy kullanamayacaklardır. Bu insanların yurt dışında yaşamaları oy kullanmalarına engel olmamalıdır. Yurtdışından kimin daha çok oy alacağı önemli değildir. Önemli olan, her TC vatandaşının tercihini beyan edebilmesidir.

D) SEÇİM İTTİFAKLARI:
Sadece seçim barajını aşmak için değil, olası koalisyon modelleri sunmak gibi nedenlerle bazı partiler seçimlere ortak bir listeyle girmek isteyebilirler. Mevcut yasalar resmi ittifaklara izin vermemektedir. Siyaset pratiğinde pek de anlamı kalmayan bu yasak da kalkmalıdır. Partilerin seçime girme kriterleri esnetilmelidir.
Yukarıda anılan tüm sorunların temel çözümü, çağdaş ve yeni anayasaya ve ona dayanacak demokratik, adil bir seçim kanunu; zorlayıcı, kısıtlayıcı olmayan bir siyasi partiler kanunudur.

SEÇMEN İRADESİNİN OY PUSULASINA YANSIMASI
Oy kullanmak seçmen iradesinin en temel beyan yöntemi, oy pusulası da bunun en temel aracıdır. Dolayısıyla bunun, yani oy pusulasından istediğini seçebilmenin, kullanılan oyun anlaşılmasının ve sayılmasının olabilecek en kolay şekilde olması gerekir. Örneğin İngiltere’de seçmen, istediği parti veya adayı kalemle işaretleyerek oy kullanabilmektedir. İşin özünde oy kullanmak, yani seçmek, çok resmileştirilecek, prokole bağlanacak, ritüelleri olan bir şey değildir. Ancak oyların tasnif, sayım işlemlerinde sıkı kurallar, protokoller, ritüeller olmalıdır.

A) 2007 ÖNCESİ OY PUSULALARI:
22 temmuz 2007 seçimlerine dek birleşik oy pusulasında sadece siyasi partilerin adları ve amblemleri yer alıyordu Bağımsız adaylar ise, adlarının yazılı olduğu, kendi hazırladıkları.oy pusulalarını oy kabinine koyabiliyor, veya seçim öncesinde seçmenlerine verebiliyorlardı. Bağımsız adayı seçmek isteyen seçmenin, bu pusulayı zarfa koyması yetiyordu.

B) 2007 SONRASINDA OY PUSULALARI:
22 temmuz 2007 seçimlerinden önce, DTP’nin seçimlere bağımsız adaylarla gireceğinin anlaşılması üzerine alelacele bir yasa değişikliğiyle bağımsız adayların da birleşik oy pusulasında yer almaları kararlaştırıldı. Bundaki tek amaç, DTP’nin daha az oy almasını sağlamaktı. DTP’nin bağımsız adaylarının seçilebilmelerinin AKP’nin milletvekili sayısını azaltacağı gerçeğine rağmen konu Kürtler olunca tüm muhalefet iktidarla birlikte hareket ederek bağımsız adayların birleşik oy pusulasında yer almalarını ittifakla yasalaştırdılar. Üstelik seçime 1 yıldan az süre kala yapılan değişikliklerin ilk seçimde geçerli olmamasına dair yasanın arka bahçesinden dolaşarak. Siyasi partilerin bu ittifakına zamanın iktidarla sürtüşmeli cumhurbaşkanı A Necdet Sezer de katıldı. Parti kimliğine karşı %10’luk barajın yanına, bağımsızlara karşı adeta oy pusulası barajı yaratıldı. Böylece 2007 seçimlerinde ilk defa artık oy pusulaları anormal büyüklüklerde, 2 metrelik absürd ebatlarda olabilir hale geldi. Bağımsız adaya oy vermek isteyen seçmenin, birbirinden ayırılması zor olan onlarca bağımsız aday alanı arasından kendi adayını bulması gerekecekti. Bağımsız adayların adlarının küçük puntolarla yazılması, logo, fotoğraf kullanamamaları, benzer ve hatta aynı isimli adayların birbirlerinden ayırdedilememesi gibi zorluklar seçmen iradesinin değil parlamentoya, daha oy pusulasına bile yansımasını zorlaştırdı. Üstelik tüm bunların yanında gümrüklerden oy kullanan seçmenin, istese ve becerebilse bile bağımsız adaya oy verememesi gibi skandal niteliğinde bir durum yaratıldı ki, Hakkari’de DTP’li bağımsız adayın kazandığı milletvekilliğinin AKP’ye geçmesi hala hafızalardadır.

C) YASANIN TUTARSIZLIĞI:
Bu yasa değişikliği, özündeki art niyet, uygulanmasının her aşamasındaki zorluklar bir yana, oy vermeyle ilgili diğer yasalardaki temel ruha da aykırıdır. Yasalardaki bu ruhu gösteren iki basit örnek bu yazının kapsamı için yeterlidir: Okuma yazma bilmeyen veya özürlü seçmen yardımla oy kullanabilir. Nüfusu 2,000′den az yerlerde 2 kişinin şahitliğiyle kimliği olmayan seçmen oy kullanılabilir. Bu maddelerdeki temel mantık, seçmen iradesinin sandığa kolayca yansıyabilmesini sağlamaktır.

D) MALİYETİ VE ZORLUKLAR:
Öte yandan, oy pusulalarının bu hale getirilmesindeki art niyet göz ardı edilse bile, işin maliyet yönü ve pratik zorlukları vardır. Her seçim bölgesi için ayrı ayrı pusula basma maliyeti, pusulanın büyüklüğünden kaynaklı ekstra kağıt, basım maliyetleri, yine pusula büyüklüğünden kaynaklı nakliye maliyetleri gibi ek maliyetler vardır. Seçmenin oy kullanma süresinin uzaması, pusulanın katlanıp zarfa koyulması ve sandığa atılmasının zorlaşması yanında, oyların tasnif ve sayım işleri de zorlaşmıştır. Hatta bazı durumlarda oylar sayılırken ilk önce siyasi parti alanına bakma eğiliminde olunduğundan, hele de bağımsız adayın müşahiti yoksa, bazı oy pusulalarının boş zannedilebildiğini söylemek de abartılı değildir.

E) ÖNERİMİZ:
Amacı sadece ve sadece seçmenin seçtiği adayı (parti veya kişi) bir evrak üzerinde göstermekten ibaret olan oy pusulası sadece partilerden oluşmalıdır. Bağımsız adayı seçmek isteyen seçmenler ise bağımsız adayın adının yazılı olduğu kağıdı zarfa koyarak tercihini beyan edebilmelidir. Oy pusulasının mizanpajı olabildiğince anlaşılır olmalıdır. Ayrıca tüm seçim sistemi ve siyasi partiler yasası, yeni anayasa ekseninde çağdaş standartlara göre düzenlenmelidir.

İSTANBUL ÖRNEĞİNDE, GEÇERSİZ OYLAR VE OY KAYBIMIZI AZALTMAK İÇİN YAPILABİLECEKLER
Türkiye’de uygulanan d’hondt seçim sisteminin prensibi, yüksek oy alan partilerin daha fazla milletvekili çıkarmasıdır. Detayı bu yazının kapsamını aşsa da, alınan oy oranıyla kazanılan milletvekilliği sayısı arasında direkt oransal bir ilişki olmadığını belirtmek yeterlidir. Özellikle İstanbul gibi milletvekili sayısı fazla olan seçim çevrelerinde en çok oyu alan partilerin oy sayıları ciddi biçimde azalsa bile çıkaracakları milletvekili sayısı azalmaz. İşte bu yüzden geçersiz oylar bizim için diğer partilerden çok daha önemlidir. Bunu gösteren bir durum , asagidadir.

22 temmuz 2007 seçiminde İstanbul’un her 3 bölgesinde de önceki seçimler ortalamasının çok üzerinde geçersiz oy çıkmıştır. Ayrıntılar İstanbul geneli için tablo 2’de. Geçersiz oyların tamamının hatalı oy olduğu kesin değilse de, protesto amaçlı geçersiz ve boş oy sayısının bu yazı kapsamında göz ardı edilecek kadar az olduğu varsayılmıştır.

Tablo:2 İSTANBUL GENEL:

Ortada sadece bir tek ciddi örnek olsa da bu kadar çok geçersiz oyun ana nedeni birleşik oy pusulasıdır. Geçersiz oyların tamamının bin umut adaylarına verilmek istenen oylardan kaynaklandığını gösteren objektif bir veri olmasa da, çok önemli bir kısmının bağımsız adaylara verilmek istenen oylardan çıktığı düşünülebilir. Dolayısıyla sayısı net olarak belirlenemese bile önemli miktarda geçersiz oyumuz vardır.
Her ne kadar objektif olarak net sayı belirlemek olanaksız olsa da, zaten potansiyel seçmen kitlemizde çok fazla geçersiz oy çıktığı tahmin edilebilir. Bunun bazı nedenleri şöyle sıralanabilir:

• Hareketimize oy verenlerin genel eğitim durumu Türkiye ortalamasının altındadır. Türkçe okuma yazma bilmeyen önemli bir kitlemiz vardır. Bağımsız adaylar oy pusulasında logo/amblem veya fotograf kullanamadığından, özellikle Türkçe bilmeyen seçmenimizin sağlıklı oy kullanabilme sorunu yaşadıkları söylenebilir.

• Türkiye nüfusunun önemli bir kesiminin genç nüfus olduğu ve bunun da önemli bir kısmının potansiyel seçmenimiz olduğundan hareketle, ilk kez oy kullanan seçmenimizin tecrübe eksikliğinden hatalı oy kullandığı söylenebilir.
• Çeşitli nedenlerle resmi ortamlarda yabancılaşma hissi yaşayan seçmenimizin seçim alanını da böyle algıladığından
hareketle özellikle tecrübesiz seçmenimizin heyecanlanması, paniklemesi nedeniyle hatalı oy kullandığının söylenmesi de abartılı değildir.

Geçersiz oylar, genelde ilk kez oy kullanacak gençlerden, yaşlılardan, daha genel olarak da geri bıraktırılmış, yeterli eğitim olanakları olmayan kişilerden çıkıyor. Dolayısıyla parti kimliğiyle de bağımsız adaylarla da girilse kitlemizde bu özelliklerde çok sayıda seçmen olduğundan oy kullanma eğitimi bizim için diğer partilerden daha önemlidir.
Tablolardan da rahatlıkla görülebileceği gibi İstanbul’un her üç bölgesinin toplamları karşılaştırıldığında, 2007 seçimlerinde, incelenen diğer geçersiz oy verileri ortalamasının yaklaşık 2 puan üzerinde geçersiz oy oranı vardır. Buradan hareketle 2011 milletvekili seçimlerinde, olası 2011 seçmen sayısı baz alınarak, yaklaşık 210 bin ekstra geçersiz oy çıkacağı öngörülebilir. Çok yaklaşık bir hesapla bir bağımsız milletvekilinin seçilebilmesi için 75 bin oy gerektiği düşünülürse bu sayının önemi net olarak anlaşılır. 2007 geçersiz oy sayıları ve oranları projeksiyonunda 2011 olası geçersiz oy sayıları tablo 3’da görülebilir.

A) SEÇMEN KAYITLARININ GÜNCELLENMESİ:
Kabul edelim ki adrese dayalı kayıt sisteminden sonra seçmen yazımı konusundaki duyarlılık azaldı. Artık hemen herkesin kaydı var ama kayıtlarının olması oy kullanacakları anlamına gelmiyor. Çünkü adrese dayalı nüfus sayımında amaç nüfus sayımıdır, seçmen kaydı değil. Yani kişi nüfus kayıtlarında görünüyordur ama bulunduğu adresten ayrılmışsa nerede oy kullanacağı kayıt altına alınmamış olabilir. Özellikle seçmenin muhtarlıklarda asılan listeyi kendi kontrol etmesi seçimle olan bağını da arttırır.
12 eylül 2010 referandumunu boykot ettiğimiz hatırlanırsa seçmenlerimizin son kayıt güncellenmesi 29 mart 2009 seçimlerindeydi. Aradan sadece 2 yıl geçtiği ve bu nedenle seçmen kayıtlarının çok da eski olmadığı gibi bir yanlış yorum yapılmamalıdır. Çünkü milletvekillikleri oy sayısına göre değil, oy oranlarına göre kazanılmaktadır. Yani oy sayımız azalmamış olsa bile toplamdaki oranımız azaldığında çıkarabileceğimiz milletvekilliğini kaybederiz.
29 mart 2009 seçimlerinden bugüne binlerce potansiyel seçmenimizin İstanbul’a göç ettiğini söylemek abartılı olmaz. Bunların önemli bir kısmı genelde kayıt dışı işlerde çalıştıklarından, resmi işleri pek olmadığından ikametgah kayıtlarını aldırmadıkları tahmin edilebilir.
Bunların dışında, yine resmi işleri pek olmadığından hala eski yani TC kimlik no’su olmayan nüfus cüzdanı kullanan özellikle yaşlılarımızın ve ilk kez oy kullanacak gençlerimizin nüfus cüzdanları yeniletilmeli.
Olabildiğince fazla sayıda seçmenin sandığa götürülmesi, oy pusulası barajını aşmanın birinci koşuludur.

B) OY PUSULASI KULLANMA EĞİTİMİ
Seçim takvimine göre, seçimlerden yaklaşık 30 kadar önce adayların oy pusulalarındaki yerleri belli olacak. Buna rağmen, adayımızın yerinin kesinleşmesinden çok önce bile özellikle çalışanlarımızda bu konuda duyarlılık oluşturabilmek için her fırsatta geçersiz oy sayılarının bize verdiği zarar işlenmelidir. Çalışanlar adeta tetikte adayımızın oy pusulasındaki yerini beklemelidir. Bu belli olduğu gün örnek oy pusulası basılmalıdır. Her 3 bölge için ayrı ayrı standart bir yöntem belirlenmeli o günden itibaren her koşulda seçmenimiz eğitilmelidir. Sadece ve sadece bu merkezi yöntem anlatılmalıdır. Her ilçe seçim komisyonu kendisince bir yöntem üretmemelidir. Örnek pusulalardan olabildiğince fazla basılmalıdır. Zaten bize oy vermek isteyen seçmene bunu nasıl yapacağını net olarak anlatmak için harcanacak kağıt, zaman ve para gibi kaynaklar, yeni seçmen kazanmak için harcanacak olanlar kadar değerlidir. Hane ziyaretlerinde, halk toplantılarında konu gündemleştirilmeli, adeta bir seferberlik havası yaratılmalıdır.

Adayın adı açıklandığı andan itibaren her yerde aday adı kullanılmalıdır. Adayın adı, oy pusulasında nasıl yer alacaksa öyle kullanılmalıdır. Yani aday daha önce hiç kullanmamış olsa da varsa göbek adı afişlerde, el ilanlarında, anons araçlarının ses kayıtlarında, mitinglerde kullanılmalıdır. Hatta insanlar kendi aralarında konuşurken dahi adayın tam ve doğru adı kullanılmalıdır. Aday adı yazılırken yazım hatası yapılmamalıdır. Sebahat, Melahat gibi yazım ve telaffuz karşıklıklarına müsait adlar varsa, oy pusulasında yazılacakları şekliyle yazılmalı ve söylenmelidir. Unutulmamalıdır ki belki de 100 isim içinden o isim bulunup altındaki kutucuk mühürlenecektir.

Görece daha çok Türkçe okuma yazma bilmeyen seçmenimiz olmasına rağmen örneğin Diyarbakır’da önceki seçim oranlarına yakın geçersiz oy çıkmıştır. Bunun temel nedeni doğru ve sağlıklı bir saha çalışması yapılması ve insanların sürekli birbirleriyle iletişimde olmalarıdır. Yine İstanbul bölgeleri arasında 3. bölgede diğer iki bölgeye oranla daha az sayıda geçersiz oy olması da daha iyi saha çalışmasına bağlanabilir.

SONUÇ
Amacı sadece ve sadece seçmenin seçtiği adayı (parti veya kişi) bir evrak üzerinde göstermekten ibaret olan oy pusulası sadece partilerden oluşmalıdır. Oy pusulasının mizanpajı olabildiğince anlaşılır olmalıdır. Mühür basma alanı şimdikinin iki katı büyüklüğünde olmalıdır. Bağımsız adayı seçmek isteyen seçmenler ise bağımsız adayın adının yazılı olduğu kağıdı zarfa koyarak tercihini beyan edebilmelidir. Bağımsız aday kendi oy pusulasını istediği renk ve mizanpajda yapabilmeli, fotoğrafını yerleştirebilmelidir. Ancak kağıdın boyutları ve yasalara aykırı ifadeler, semboller içermemesi seçim kanunuyla sağlanmalıdır.
Bağımsız adayların seçilme yöntemiyle ilgili bu öneriler, seçim barajı tamamen kaldırılsa bile uygulanmalıdır. Bunlar, sadece baraj sorunu nedeniyle seçimlere bağımsız girmek isteyen partiler veya gruplar için değil, herkes için yapılması gereken, katılımcılığı arttırıcı ve asıl önemlisi, seçmenin iradesini beyan etmesini kolaylaştırmaya yönelik düzenlemelerdir.
Seçimlere kısa bir sürenin kaldığı bu günlerde, 22 temmuz 2007’deki gibi oy pusulaları beklenebilir. Dolayısıyla bu seçimde de pek çok geçersiz oy çıkacaktır. Geçersiz oy, oy vermek isteyen, seçmen kaydını yapan, sandığa giden yani tüm bu aşamaları geçen ama maalesef tercihini ifade edemeyen seçmen demektir. Dolayısıyla, özellikle adayların oy pusulasındaki yerlerinin kesinleştiği ve seçim atmosferinin iyice yükseleceği son haftalarda doğru oy kullanma eğitimi tüm Demokratik Blok seçim çalışmalarının en temel konularından biri olmalıdır. Geçen seçimde kullanılan ip yöntemi gibi, bu seçimde de şöyle bir çalışma yapılabilir: Bağımsız oy pusulalarının fotokopisi çekilerek seçmenimize dağıtılır. Bu pusulalarda, bağımsız adayımızın olduğu kısımlar kesilerek çıkarılır ve o kısım boş kalır. Seçmenimiz, oy sandığına gittiğinde, örnek oy pusulasını, gerçek oy pusulasının üzerine koyar, ve de boş kalan kısma mührü yerleştirir. Örnek pusulanın düzgün yerleştirilmesi için de sol üst köşesine bir işaret yerleştirilebilir
Kısıtlı olanaklar gerçeğinin de görülerek, oy pusulası karmaşasını, barajını aşabilmenin temel yolu doğru, sağlıklı bir saha çalışması yapılmasıdır.
Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu İstanbul İli Seçim Komisyonu
Nisan 2011

About these ads

1 Response to "Seçmen İradesi Önüne Çıkartılan Son Engel: OY PUSULASI BARAJI"

tek suçlu ahlaksız akp dir ve onun yüzûndedir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 170 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: